• Pazar 11 ° / 8 ° Sağanak
  • Pazartesi 11 ° / 8 ° Fırtına
  • Salı 9 ° / 7 ° Bulutlu


?GAZETECİLİĞİN HAREKET ALANI DAHA GENİŞ?

Basın İlan Kurumu (BİK) Ordu Şube İl Müdürü Çetin Oranlı yaptığımız röportajda okuyucularına tecrübelerini, fikirlerini anlatırken, aynı zamanda çıkardığı ?Olaylar ve Kişisel Tecrübe Işığında Gazetecilik? adlı kitabından bahsetti.

- Önce sizi tanıyabilir miyiz?

- 1974 yılında Ordu’nun Kumru ilçesi Erikçeli Mahallesi’nde doğdum. Beş kardeşiz. Babam Kumru’nun önde gelen esnaflarından, bir dönem Erikçeli Mahalle Muhtarlığı da yapan rahmetli Cevat Oranlı’dır. Kendisi ben üniversite öğrenci iken 1997 yılında vefat etti. İlk, orta ve lise tahsilimi Kumru’da tamamladıktan sonra Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldum. Daha sonra Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yaptım. İletişim Fakültesi’nde henüz birinci sınıf öğrencisi iken Milli Gazete’nin Konya bürosunda çalıştım. Ardından Konya merkezli İç Anadolu Bölge Gazetesi Merhaba’da muhabir olarak çalışmaya başladım. Askerlik görevinin ardından Merhaba’da Yazı İşleri Müdürü olarak görev yaptım. Toplam 16 yıl boyunca çalıştığım Merhaba’da, baş editörlüğün yanı sıra yazı dizileri, röportajlar, köşe yazıları, dosya haberler ve özel haberler ile fikri üretimin her safhasında bulundum.  Yazı dizileri ve röportajlar başta olmak üzere, gazetecilik çalışmalarıman ötürü çok sayıda ödül aldım. Çeşitli panel ve toplantılarda yerel basın ile sorunları üzerine sunumlar yaptım. Konya sanayisinin gelişim ivmesini 60 bölümden oluşan ‘Başarı Öyküleri’ isimli yazı dizisi ile gündeme taşıdım. ‘Başarı Öyküleri’ ASKON Genel Merkezi tarafından Türkiye’nin En İyi Yazı Dizisi (2005 yılının) seçildi ve ödülü dönemin Başbakan Yardımcısı tarafından takdim edildi. Merhaba Gazetesi’nde; siyaset, kültür başta olmak üzere gazetecilik yaptığı dönemde yüzlerce röportaj gerçekleştirdim. Ankara Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi üyesiyim. 2006-2012 yılları arasında iki dönem Konya Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreterliği görevini yaptım. Ordu Şubesi’nin açıldığı 2012 yılından bu yana Basın İlan Kurumu’nda Ordu Şube Müdürü olarak görev yapıyorum. İlk kitabım ‘Olaylar ve Kişisel Tecrübe Işığında Gazetecilik’ iki ay kadar önce yayımlandı. İkinci kitabım ise hazırlık safhasında. 

 

- Bu mesleği neden seçtiniz?

- Çocukluğumdan bu yana yazmaya ilgim var. Henüz lise öğrencisi iken, ilk haberlerimi memleketim Kumru’da yayımlanan haftalık gazetede yazmıştım. Yazım dünyasına ilgim, beni gazetecilik alanına sürükledi, üniversite adayı iken İletişim Fakültesi’ni tercih ettim. Yoğun emekle geçen gazetecilik yıllarından sonra yazılı basının denetleyici kurumu olan Basın İlan Kurumu’nda görev aldık. 

 

- Mesleğinizden memnun musunuz, bir başka deyişle mutlu musunuz?

- Çoğu insanın zor şartlarda çalıştığını, hayatını idame ettirdiğini düşünürsek memnun olmalıyız. Halimize şükrediyoruz. Ben şuna inanırım; dışarıdan bazı meslekler insanlara cazip görünür. Ama işin içerisine girilince en iyi meslekte bile çeşitli sorunlar kaçınılmazdır. Kısacası sorunsuz hayat mümkün değil. Bu nedenle şükretmeliyiz. 

 

- Ülkemizdeki gençlere mesleğinizi tavsiye eder misiniz?

- Ben gençlere genel bir tavsiyeden ziyade, ilgi alanlarına ve yeteneklerine göre meslek seçimlerini yapmaları tavsiyesinde bulunmak isterim. Gençler kendisini iyi tanımalı ve gençlik yıllarını, kendilerini geliştirmek için değerlendirmeli. Çok okumalı, gençlik yıllarında tabiri caizse testinin içerisini ilimle doldurmaya bakmalı. Tüm bunlar göz dikkate alındıktan sonra, yazım yeteneği ve merak duygusu olan gençlere iletişim alanını tavsiye edebilirim. Ama günümüz gençliğinin büyük bir kısmının kitap, dergi, gazete okumaktan çok uzak olduğunu; sosyal medyada zaman öldürdüklerini gözlemlediğimi özellikle vurgulamak isterim. Bizim öğrencilik yıllarımızda elimizden kitap düşmezdi. Düzenli olarak okuyan, fark oluşturan, kendisini geliştiren kazançlı çıkacaktır. 

 

- Bu meslek sizi maddi ve manevi anlamda tatmin ediyor mu?

- Kamu yöneticiliği ile gazeteciliğin çok farklı yönleri, özellikleri var. Gazetecilikten kamu yöneticiliğine, mesleğin denetleyici tarafına geçmiş bir insanım. Gazetecilik alanında manevi tatmin düzeyi yüksektir. Genel olarak maddi imkanlar kısıtlıdır. Ancak ben gazeteci olarak kurumsallaşmış bir yapı içerisinde görev yaptığımdan genel olarak dezavantajlı kısmını yaşamadım. Bu nedenle kamu yöneticisi olarak görev yapmaya çalıştığımda da hayat tarzımda pek değişiklik olmadı. 

 

- Bu mesleği seçmeseydiniz ne yapmak isterdiniz?

- Gençlik yıllarımda spora ilgiliydim. Ama spor bence her insanın hayatının parçası olmalı. Ben mesleki olarak yine yazım hayatının içerisinde yer alırdım sanırım. 

 

- Mesleğinizin zorlukları nelerdir?

- Gazetecilikte de, kamu yöneticiliğinde de çeşitli kurallar vardır. Ancak gazeteci, bir kamu personeline göre çok daha özgürdür, hareket alanı geçiniştir. Kamu yöneticiliğinde ise belirlenmiş sınırlara uymak durumundasınız. Zorluk olarak bunlar sayılabilir… 

 

- Mesleğinize dair bir anınızı paylaşır mısınız?

- Gazetecilik mesleğini icra ettiğim dönemde oldukça ilginç anılarım var. Bir defasında Mevlana Anma Haftası’na gelen Japon turistlerden İngilizce konuşarak değerlendirme almaya çalışıyordum. Ama konuştuğum çekik gözlü adam, bir türlü cevap vermiyordu. Ben meramımı yine İngilizce anlatmaya çalışınca en sonunda, “Ne diyon anlamıyom ki!” cevabını vermişti. Meğerse Karate Kid filmindeki Miyagi’ye benzeyen bu adam bir Tatar’mış. Ben durumu anlatınca, “Zaten beni herkes Japonlara benzetir, Tatarım” cevabını verdi. Tabi yanımdaki foto muhabiri arkadaşım bu esnada gülmekten yerlere kapandı… 

Bir diğer anım da şu… Ahmet Davutloğlu’nun Dışişleri Bakanı olduğu dönemde onun heyetinde Libya’ya gitmiştik. Sene 2011, Libya’da iç savaş var, biz silahların gölgesinde Bingazi şehrine indik. Davutoğlu Hoca’nın başında bulunduğu heyet, Libya’da muhaliflerle görüşmeler yapıyor. O esnada Türk Hava Yolları Genel Müdürü Temel Kotil’i gördüm, onunla konuşarak röportaj yaptım. Röportajın ardından kısa bir süre için dışarı çıktığımda baktım ki bizim basın heyeti çoktan gitmiş. Sadece Bakanlık Sözcüsü Selçuk Ünal ve bazı bürokrat arkadaşlar kalmış. Selçuk Bey, “Yahu iç savaş var, telefonlar çekmiyor. Kaybolursan mümkün değil bulamayız, aman yanımızdan ayrılma” diyerek takıldı. Nihayetinde biz bir gün içerisinde önce Ankara’dan İstanbul’a, İstanbul’dan Kahire’ye, Kahire’den Bingazi’ye, Bingazi’den Ankara’ya uçarak, oldukça yoğun bir program yaptık. İki gece boyunca uykusuz kalmıştık. 

Acı tatlı çok sayıda anım var meslekte… Başörtüsü yasağının başladığı gün mezun olduğum Selçuk Üniversitesi’nin kapısında, olayların fotoğrafını çekerken üniversitenin güvenlik elemanlarının saldırısına uğramıştım. Konya basını bu saldırıya o dönemde topyekün tepki vermişti. 28 Şubat Süreci’nde Hasan Celal Güzel ile yaptığımız röportaj ise dava konusu olmuştu. Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaptığımız röportajı savunarak ilk dava tecrübemizi yaşamıştık…

 

- Genel anlamda mesleğinize gereken değerin verildiğini düşünüyor musunuz?

- Mesleklere değer verilmesi için öncelikle insana hakkıyla değer verilmesi gerekir. Toplumda insana verilen değerle ilgili ne yazık ki bir karmaşa olduğu görülüyor. Değer yargılarımızdan ulaşmamızın bunda rolü olduğu muhakkak. Bu nedenle kültürümüze sımsıkı sarılmalı, ‘önce insan’ anlayışı ile bakmayı başarabilmeliyiz… 

 

- Sizin bir yazar olduğunuzu biliyoruz. Bize kitabınızı anlatır mısınız? Yani neden böyle bir kitap yazma ihtiyacı hissettiniz?

- ‘Olaylar ve Kişisel Tecrübe Işığında Gazetecilik’ isimli kitabımız kısa bir süre önce yayımlandı. Kitapta da bahsettiğim gibi ben hayatta her şeyimi, Allah’ın izniyle, yazarak kazanmış bir insanım. Yazım hayatına devamla ilgili zaten düşüncemiz vardı. Planladığımız çeşitli kitapları adım adım hayata geçireceğiz. Bu nedenle yaşadığım tecrübeleri disipline edilmiş ve gazetecililere, iletişim öğrencilerine faydalı olabilecek bir formatta aktarmaya çalıştım. Yoğun bir yazım sürecinin ardından ‘Olaylar ve Kişisel Tecrübe Işığında Gazetecilik’ isimli kitabımız doğdu. Kitabın sloganı, “Ben gazeteciliği yaşadım, ne yazdımsa yaşadım” şeklinde… Kitapta da bahsettiğim üzere; bilgi paylaşıldıkça çoğalır. Öyle bereketlidir ki; paylaşıldıkça azalmayan tek şey bilgidir. Meslek mensuplarına bir yol haritası oluşmasını, tecrübelerden genç meslektaşlarımızın faydalanmasını arzuladım. 308 sayfadan oluşan kitabımız Kardelen Yayınları’ndan çıktı ve kısa sürede büyük ilgi gördü. Önce Ordu’da Ordu Büyükşehir Belediyesi Sanat Galerisi’nde imza günü düzenledik. Sayın Valimiz İrfan Balkanlıoğlu ve Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Enver Yılmaz’ın teşrifleriyle kitabımız için yoğun katılımlı, çok güzel bir organizasyon ve başlangıç yapılmış oldu. Kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Ordu’ya güzel bir Sanat Galerisi kazandırdığı için Büyükşehir Belediye Başkanımıza teşekkür etmek istiyorum. Bu kültüre ve sanata verilen önemin göstergesidir. Ordu’daki imza günümüzün ardından Ordu Üniversitesi Ulubey Meslek Yüksekokulu Gazetecilik Bölümü öğrencileriyle söyleşide bir araya geldik. Sonrasında Konya ve Kayseri’de kitabımızla ilgili etkinlikler yaptık. Konya Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı ve şehrin kalbi niteliğindeki Zafer Camlıköşk’te imza günü düzenledik. Meslektaşlarımız, arkadaşlarımız bizi yalnız bırakmadı. Güzel hatıralarla Kayseri’ye geçerek, Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğrencilere konferans verdik. Sonrasında da kitaplarımızı imzaladık. Kitap iletişim öğrencileri ile buluştu. Son derece renkli, hoş bir organizasyondu. Kısa bir süre içerisinde sektörde büyük ilgi gördü kitabımız. Güz döneminde ikinci baskısını yapacağız inşallah. Yeni akademik dönemde iletişim öğrencileri ile farklı illerde bir araya gelmeye devam edeceğiz. Bu kitap, bizi daha fazla yazmaya ve üretmeye motive etti. 

- Eserlerinize bir yenisini eklemek istiyor musunuz? Yani ufukta yeni bir kitap var mı?

- Evet var. Gazetecilik hayatımız boyunca yaptığımız söyleşilerden seçmelerle ilgili bir kitap çalışmam var. Kısa bir süre içerisinde tamamlanmış olacak inşallah. Yaptığım yüzlerce söyleşi vardı ama 40 tanesini seçip, gözden geçirdim. Merhum Vali Recep Yazıcıoğlu, merhum Kamrân İnan gibi değerli isimlerle yaptığım söyleşiler de bu kitapta yer alacak. Tahmin ediyorum ki sonbahar döneminde okuyucu ile buluşur. Sonrasında da yazmakla ilgili başka projelerim var. Zamanı geldiğinde onları da paylaşırız. 

Allah izin verirse… 

SERCAN YAYLA