• Pazar 11 ° / 8 ° Sağanak
  • Pazartesi 11 ° / 8 ° Fırtına
  • Salı 9 ° / 7 ° Bulutlu


?HİZMET HER ZAMAN ÖNCELİĞİMİZ?

Bu haftaki ropartaj konuğumuz olan Ordu Eczacılar Odası Başkanı Koray Karamanlı, gazetemize hayatımızın vaz geçilmezi olan eczacılığın ne demek olduğunu ve gelecek kuşakları nasıl sağlıklı yetiştirmemiz konusunda açıklamalarda bulundunurken, eczacıların y

-Ordu Eczacılar Odası Başkanı olarak sizi tanıyabilirmiyiz?

Koray Karamanlı’nın hikayesi çok uzun aslında. Baba devlet memuru olduğu içi, bir de biz küçük yaşlardayken tayin bu günkünden çok daha yoğun olurdu. Ben, Diyarbakır’da, 1970 yılında doğdum, Diyarbakır’da babam 7 sene görev yaptıktan sonra Ordu’nun Fatsa ilçesine tayin olduk. Aynı zamanda Fatsa benim için çok önemli bir yer, çünkü, insanın hayatındaki en mutlu olduğu dönem diye sordukları zaman, heralde benim en iyi dönemim Fatsa’da geçirdipim 7 senelik dönemdir. O dönemde çok sıcak arkadaşlıklar kurdu, Fatsa çok ufak bir yerdi o dönemde, herkez aile gibiydi, herkez birbirine sahip çıkardı. Aslında o eski günleri de özlemiyor değilim. Tabi Karadeniz hala o yapıyı bozmuş değil, ama Türkiye’nin bir çok yerinde o yapının bozulduğunu görüyoruz. Fatsanın önemini şöyle anlatayım, ben üniversiteden ilk mezun olduğum zaman ilk eczane açmak isteği Fatsa’da doğdu, Fatsa’ya geri dönüş tutkusu hep vardı. Fatsa’dan sonra ben ilk okul dönemlerimde 12 Eylül yoğunluğunu gördüm. Ondan sonra Kütahya’da liseyi bitirdikten sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesini kazandım ve bitirdi. Eczane maceram Kütahya’nın Yeşilçay beldesinde başladı. Oradan Eskigeliz beldesin, oradan İzmir’in Eski Foça ilçesine, oradan Türk Eczacıları Birliğine, Türk Eczacıları Birliğinden Bingöl Adaklı ilçesine Avrupa Proje kapsamında, ondan sonra Yalova’ya Yalova’dan da Ordu’ya gelerek bir maceram oldu. Bir memur olmasam da bir memur gibi gezdim. Aslında sivil toplum örgütünü çok genç yaşlarda öğrendim. Hangi işi yapıyorsanız yapın örgütlü olmak çok önemlidir, birliktelik gücünüzü almak, hakkınızı almak adına çok önemli bir yapıdır. Kütahya’da örgütçülüğün temelini atarken İzmir Foça’da örgütçülüğün bütün yapısını öğrendim. Örgütçülük yapısında Türk Eczacılar Birliğinde(TEB) reçete kontrol ünitesi kurulmuştu onun planlama kordinasyon sorumluluğunu yaptım, sonra akedemide kordinatörlük yaptım, ondan sonra Avrupa Birliği projesi kapsamında tekrar Bingöl Adaklı ilçesine gittim. Evlendikten sonra da Ordu’ya yerleşerek  işimizi yapmaya çalışıyoruz.

 

-Başkanlığını yapmış olduğunu Ordu Eczacılar Odasını kısaca Açıklayabilirmisiniz?

Başkanlık tek başına hiç bir anlam ifade etmiyor. Örgüt yapısının getirdiği ananeler ve üye yapısı çok önemlidir. Onlar sizi desteklemediği sürece ve sizinle beraber gitmediği sürece istediğiniz kadar iyi bir başkan olun hiç bir şey yapamazsınız. Dediğim gibi çok bölge gezdim ama Ordu çok farklı bir yapı, Ordu’da potansiyel var. Ordulu insanlar yeniliğe çok açıklar, gelişmeye çok açıklar, yani bunlar bir araya geldiğinde örgüt daha anlam kazanıyor. Birde bizden önceki başkanlığın oturttuğu bir yapı vardı. Ordu Eczacılar Odası Türkiye’de her zaman önemli bir yer aldı. Bizlerde onu aşşağıya indirmemek için elimizden gelen mücadeleyi veriyoruz. Dediğim gibi alt yapı doğru dürüst değilse üst yapının ayakta durma şansı yoktur.

 

-Ne kadar üyeniz var? Üye bulmakta zorlanıyormusunuz?

Bizde eczane açanların üye zorunluluğu olduğu için üye bulmakta sıkıntımız yok. Bunların haricinde kamu eczacılarımızın çoğu bizim üyemiz. Çünkü onlarda zorunluluk yok, zorunlu olmadıkları halde insanlar bu örgütten bir yapın umuyorlar ve bu yapı ile beraberbizim içimize geldikleri için bazı şeyleri doğru yaptığımızı düşünüyoruz. Kamu eczacıları çok daha önemli hale gelecek, çünkü Ordu’da eczacı bulmakta zorlannmadık, kamu eczacıları ile birlikte önemli projeler ürettik. Yani çalışıyorsanız insanlar size zaten geliyor. Bir şeyler yapmaya çalışan insan fazla olduğu için bu talep çoğalarak devam ediyor. Şu anda 266 üyemiz var, bu durum da bizi büyük oda haline getirdi. 

 

-Şimdiye kadar nasıl projeleriniz oldu?

Aslında bizim projerlerimiz sürekli devam ediyor. Projelerin hiç durmaması gerekiyor. Çünkü biz sürekli gelişen meslek örgütüyüz. Bizim son dönemde hem  ilaçdışı pazarını artırma çalışmamız var, eczacıya tekrardan sağlıklı ürünlerin geri dönmesine inanıyoruz. Çünkü şu anda inanılmaz bir kirlilik var. internet satışları var, umut tacirliği var, soytarı dediğimiz bir çok insan çıkıp televizyonlarda insanları sağlık anlamında çok yanlış yönlendiriyor. Eczacının görevi biraz daha da arttı. Bizde projeleri halkı bilgilendirnme noktasında sürekli geliştiriyoruz. Bu projeler dediğim gibi hiç bitmiyor. Sürekli arayış içerisindeyiz, sürekli yeni pazarlar, yasni insan sağlığıyla ilgili her türlü projenin içerisinde olmak istiyoruz. 

 

-Oyuncak projesinde istenilen elde edildi mi?

Biz aslında toplumda gördüğümüz eksiklikleri değerlendiriryoruz. Mesela bizim bir oyuncak projemiz vardı. Oyuncak projesi şu anda gerçekleşti ve tüm Türkiye’de satışı yapılmaya başladı. İnsanlar oyuncak ve eczaneyi çok bağdaştırmayacak ama, biz şu sıkıntıyı gördük. Dışarıdan alınan oyuncağı aldığımız zaman o vinneks kokusu, o boya kokusu bizi rahatsız ediyor. Çocuğumuzun doğar doğmaz temas ettiği ilk şey aslında oyuncak biz bunu sağlıklı hale getirebilirsek bir çok şeyi aşacağımızı düşündük. Oyuncak bizim ilk projemizdi, detarjan da ikinci projemiz. Detarjan da bizim için çok önemli, çünkü alerjik bünyeli çocuk sayımız çok fazla, alerjik çocuğu toparlayabilirsek sağlıklı nesiller yetişecektir. 

-Projeklerinizi halka aktarma noktasında ne tür meteryaller kullanıyorsunuz?

Projelerimizi hem intenet aracılığıyla yayımlarken, çoğu projemizi basın yoluyla halka aktarmaya çalışıyoruz.