Ayten YÜKSEL


ASLA, ASLA DEMEYİN!


Kendimi bildim bileli hayvanlardan korkarım, hiçbirine dokunamam. Üstelik küçükken yaşadığım bir olaydan sonra kedilerden aşırı derecede korkar oldum: Halamın evinde, bir sabah uyku ile uyanıklık arasında, kucağımda battaniye gibi yumuşak bir şeyi tutarken, hatta inceden sıkarken gözlerimi açtım. O yumuşak şey maalesef komşunun kedisiymiş ve kediyi görür görmez ben bir yana fırladım, kedi diğer yana… Bu yaşadığımdan sonra kedilerden daha da soğudum. Köpeklerin ısırmasından, börtü böcekten vs.den çok korkarım. Kuşa, civcive, karıncaya dahi elimi süremem. 

Hal böyleyken, yaklaşık iki yıl önce kapı komşumuz Syn Dr Yaşar Karaca ve eşi Mihri Hocam kızlarının isteğiyle evlerine dünya tatlısı cinsi British olan bir kedi “Barni” aldılar. Ara sıra kapıyı açtığımda karşıma çıkan Barni, henüz minnacık ve çok sevimliydi. Mihri Hocam kucağına alıp okşarken çok şaşırırdım ve içim bir tuhaf olurdu, ama uzaktan severdim doğrusu. E tabi çocuklarım tutturdular biz de kedi alalım diye, her seferinde cevabım: HAYIR, ASLA!!! Sonra üst kat komşumuz Kenan Hocam ile Leyla Hocam da  Barni’nin yavrularından birini evlerine aldılar. Adı “Çakıl” oldu. O da çok tatlıydı, bir akşam oturmamıza, Çakıl da katıldı. Akşam boyunca Onu sevdik ve hep Onu konuştuk, dolayısı ile çocuklarımın ısrarı artmaya başladı. Komşularım tam bir kedi sever: Öyle içten seviyorlar ki, sanki evlatları gibi, imrenmemek elde değil. Bu arada sitemizin bahçesinde de bir kedimiz vardı. Site sakinlerimiz de “Thom” adını verdikleri kediyle çok ilgilendiler. Bazen bizim kapımıza da gelir, yemek isterdi Thom ve karnını doyururduk. Etrafımızdaki kedilerin artmasından ve sempatimizden olsa gerek, Eşimle internetten kediler hakkındaki bilgileri okuduk, temiz bir hayvan olduğunu, dinimize göre evde bakılabileceğini de öğrendikten sonra kedilere olan bakış açımız değişmeye başladı. Ama ben hala çocuklarımın tüm ısrarlarına rağmen evimize almayı istemiyordum. Hatta “evlenince kendi evinizde bakarsınız, ben eve kesinlikle almam” diyordum. Bir zaman sonra Yaşar Hocam evine sokakta perişan halde buldukları cinsi Ragamuffin olan bir kedi daha aldı “Çarli”: O zavallıcığa öyle güzel baktılar ki Çarli de artık evin bir üyesi oldu. Büyüdü ve bundan iki buçuk ay önce Mihri Hocam ile kapının önünde sohbet ederken Çarli ile Barni’nin Anneler gününde dört tane dünya tatlısı yavrularının olduğunu öğrendik. Oğlum “yavrulardan birini alalım” diye ısrar etmeye başladı. Nasıl oldu bilmiyorum, Oğlumun o içten yalvarışından çok etkilendim. Bir süre sonra Mihri Hocamı aradım ve kediyi almak istediğimizi konuşmaya başladık. Komşularım da daha önce kedi besleyip büyütmedikleri halde bu kadar seviyorsa, bunda da vardır bir hikmet, bende alışırım herhalde diye düşünüyordum. Ama -sadece biri kesin olmamakla birlikte- yavruların her birini bir aile almaya karar vermişti bile. Derken Mihri Hocam o yavruyu bize vereceklerini söyledi. O andan itibaren, içim kıpır kıpır olmaya başladı. İki ay annesinden ayırmamak gerektiği için bekleyecektik. Daha gözlerini bile açamıyordu yavrular, ama öyle tatlıydılar ki uzaktan sevmek güzeldi, içlerinden birini seçtik ve adını “BAL” verdik. Çocuklarımla her türlü bakımıyla ilgileneceklerine dair anlaştık. Süremiz doldu ve BAL 9 Temmuz’da evimize geldi. Elimi bile süremezken, şu anda BAL bizimle yaşıyor, evimizin bir üyesi oldu, iyi ki de oldu. İlk iki gün uzaktan sevdim ve üçüncü gün kucağıma aldım. O zaten kendini öyle sevdiriyor ki, ne bir korku, ne bir endişe hissediyorum. Çocuklarım çok sevindiler, ben alıştığım için daha da mutlular. Komşularıma beni yüreklendirdikleri ve motive ettikleri için çoooook teşekkür ediyorum. 

Kıymetli Okurlar,  ben size burada ne yazarsam yazayım bu duyguyu yaşamadan anlayamazsınız. Yaşamanızı tavsiye ederim. Asla, asla demeyin! Büyük konuşmamak gerek. Bir bakmışsınız aslanız hayatınız olmuş. Korkularınızın üzerine gidin, değişikliğe açık olun, yaşantınızı renklendirin. 

Eskiden bu yana söylenen, kedi nankördür, kara kedi uğursuzdur gibi batıl inançları hayatınızdan söküp atın. Nankörlük, insanlara has bir özellik, kedilere değil. Beyaz kedi uğurlu da, kara kedi mi uğursuz? Neye dair böyle saçmalıklar söylendiyse artık!  Kedilerden size hiçbir zarar gelmez, merak etmeyin. Onların sizin sevginizden, ilginizden başka istedikleri hiçbir şey yok. Öyle savunmasız ve masumlar ki, gözlerine bakınca dünyanın bütüüüün dertlerini unutur, huzuru yakalarsınız. Evet, uzaktan seviyordum ama bunca yıl hayvan sevgisinden mahrum kalmışım ben. Aslında Onun bana değil, benim Ona ihtiyacım varmış. Gözlerine baktığımda duyduğum hisleri hangi kelimeyle anlatabilirim ki? O masum yavrucaklara işkence eden caniler için iyi ki Cehennem var. Çocuklarınıza bir kedi yavrusunu okşaması için müsaade edin, hatta birlikte sevin. 

Sokaklarda aç, susuz hayvanlara yardım edelim. Kışın soğuklarda, yazın sıcaklarda onları koruyalım. Bir sokak köşesine su koyup küçük bir kediyi ferahlatmak, sizin içinizi, dünyanızı ferahlatır. Yavru bir köpeğe yemek vererek onu doyurmak, sizin manevi doygunluğunuzu sağlayacaktır. İyilik yapmaktan kolay ne var, yeter ki isteyin! Sizden gören çocuklarınız da bunu yapacaktır. Merhametli, vicdanlı nesiller yetiştirelim. Bir kedi yavrusuna dokunarak yaşadığınız haz, psikolojinizi onaracak ve sizi bu âlemden başka âleme götürecektir. 

 Bence evinize bir kedi de siz alın. Alamazsanız düne kadar ASLA diyen biri olarak, anlayışla karşılarım elbette. Bahçenize de alabilirsiniz. Ama bir kediniz olsun