Tevrat İŞLEYEN


DİSİPLİNLİ OLMAK

DİSİPLİNLİ OLMAK


İstikrarlı olmanın olmazsa olmazlarından biri de disiplinli olmaktan geçer. Ancak bu özelliği kazanmış olan bireyler kararlarını özgür iradeleriyle alıp bu kararları istikrarlı bir şekilde gerçekleştirmek için mücadele edebilirler.

 

Disiplinli olmak veya bir başka ifadeyle öz disiplin, bir insanın duygularını, isteklerini, içgüdülerini ve davranışlarını kontrol etme becerisidir. Öz disipline sahip olmak, bir şeye karar verip onu uygulamaya koymak ve yolunuza çıkan herhangi bir engele, rahatsızlık hissine rağmen devam edebilmektir. Öz disiplin olmadan hiçbir başarı elde edilemez.

 

İnsanın kendine olan inancı ve güven duygusu her şeyin kapısını açan anahtardır. Bu anahtar insanlar arasında fark yaratmayı sağlayacak en önemli faktörden biridir. Bir kişide işini iyi yapma azmi, kararlılığı ve sabrı varsa, sonucun başarısız olma ihtimali çok düşüktür. 

 

İnsanları birbirlerinden farklı kılan en önemli özellik, bazıları sıradan duygular batağında debelenirken, diğerlerinin koyduğu her hedefe ulaşmasını sağlayan anahtar yetenek, okulda verilen eğitim, ya da salt zekâ değil, öz disiplindir. Öz disiplinle her şeye ulaşmak mümkündür. Eğer bir insanda öz disiplin yoksa en yakın bir hedef bile ulaşılamaz bir hayal gibi görünür.

 

İstikrar yani kararlılık, kişinin günlük hayatında da vazgeçilmez bir yere sahiptir. Israr ve istikrar başarıyı getiren en önemli iki faktördür. Kim olursa olsun, hangi işi yaparsa yapsın, istikrarlı olmak  o kişiye  başarıyı getirecektir. Büyük filozof ve doktor İbn-i Sînâ’nın başından geçenler buna güzel bir misal teşkil eder. Küçük yaşta tahsile gider. Fakat bir türlü yapamaz, dersler ağır gelir ve eğitimine son vererek o beldeyi terk eder. Yolda bir kuyuya rast gelir. Kuyudan su çekmek istediğinde kuyunun başında önemli bir şeyi fark eder. İp kuyunun ağzındaki taşı sürte sürte oymuştur. Kendi kendine: “Ben bu kadar ısrarcı ve sabırlı olamadım. Bir ip parçası bile sürte sürte taşı oyuyor. Ben de çok çalışırsam zamanla bu ilmin üstesinden gelirim” der ve döner tahsiline ısrarla, istikrarla devam eder. Neticesi ortada. Asırlara meydan okuyan dünyanın en büyük doktorlarından biri olur.

 

Hayatımızda öyle günler vardır ki, sabah uyandığımızda bir bakarsınız hiçbir şey olmasını umduğumuz gibi gerçekleşmiyor. İşte o zaman her şeyin daha iyi olacağını kendimize söylemeniz gerekir. İnsanların bizi hayal kırıklığına uğrattığı ve moralimizi bozduğu zamanlar da olabilir. Fakat, böylesi zamanlarda bile kendi fikirlerimize ve değerlendirmelerimize güvenmemiz gerektiğini hatırlamalı, kendimize inanmaya devam etmeli ve hayata odaklanmalıyız.

 

 Belki karşımıza katlanmamız gereken güçlükler çıkacak ve hayatımızda bir takım şeyleri değiştirmek zorunda kalabiliriz. Bunları kabul edip etmemek bize kalmıştır. Kendimizi sürekli olarak bizim için doğru olduğunu hissettiğimiz yöne çevirmeliyiz. Bu bazen kolay olmayabilir. Ama zor durumları aşabildiğimizde kendimizi eskisinden çok daha güçlü hissetmeliyiz.

 

İşte bu yüzden, korkularla, beklenmeyen sorumluluklarla dolu günler kapımızı çaldığında kendimize inanmanın önemini ve istediğimiz hayatı gerçekleştirmenin ne kadar anlamlı olduğunu unutmamak gerekir. Çünkü bütün değişiklikler ve zorluklar kendimiz için gerçekten önemli olan hedefleri sorgulayabilmemiz ve önceliklerimizi belirleyebilmemiz için vardır.

 

İşte bu noktada aslolan, başarıya ulaşmanın yolunun, azim, sabır, kararlılık ve ümitli olmaktan geçtiğini bilmektir.