Dilek Tiryaki


DOST KATRANI!

DOST KATRANI!


-Ahh.. Eskidendi o güzel dostluklar, komşuluklar, güzel yürekli insanlar.

Gerçeklik adına hiçbir şey kalmadı. Şimdilerde nerede o güzelim masumiyetler…

Hep bir üstünlük, hep bir gösteriş… İyisi, daha iyisi, çok daha iyisi…?

Peki ne kazandırdı?

En tepedesin mutlu musun?

Her şey senin oldu. Değdi mi?

Gösteriş uğruna harcadıklarına, Dedikodu uğruna sattıklarınıza değdi mi?

İçimizi döküp, eş, dost bilip göz yaşı döktük… Kötümü ettik?

Bizden aldıklarınızı gün geçmeden sattıklarınıza değdi mi?

Bak, o gördüğün zirveden yalnızsın! Kimsesiz, değersiz!

Parayı her daim kazanıp, kolayca harcayabilirsin.

İnsan kazanıp, harcamak niye?

Ne bu kibir?

Hepimiz nereden geliyor belli değil mi..?

Güzel kareler ile şahane hayatlar yaşanıyor değil mi?

Bizim oralarda böyle değildi bu işler…

Emek vardı, alın teri vardı. İnsan insanı görünce hoş karşılamalar vardı. Bir demlik çayın doyulmaz sohbeti vardı.

Şimdiler de ne var?

Kimse kimseye derdini anlatamaz oldu! Bir bardak çayı keyifle içemez oldu. Hee birde kimse kimsenin iyiliğini istemez oldu… Hep kötü olsun! Aman boş ver hak etti, mutsuz olsun…

İşi gücü olmasın, başkalarına muhtaç olsun.. ohh olsun!... Neden? Nedir bu katranlık sevdamız. Bir lokma ekmeği bölüşerek büyümedik mi? Aynı canı taşımıyor muyuz? Nereye kadar sürecek bu karamsarlık düşünceleriniz. Önceden yokluk vardı, ama insanın yüreği daha çok sızlardı. Eş, dost kaybetmekten korkardı. Taş atana ekmek atılırdı… Ahhh çocukluğum ahh… İnsanlık adına çok büyük kayıplar verdik. Çok üzgünüm. Bir simidi dörte bölüp yediğim zamanlar, meğer en tatlı anlarımmış. Çok kalabalık insana gerek yok bu hayatta. Bir iki dost bildiğim dosttan olsun yeter bana. Ne demiş atalarımız, İnsan İnsana her zaman lazım. Unutma, Unutturma! Hadi kalın sağlıcakla…