Tevrat İŞLEYEN


İMTİHAN DÜNYASI

İMTİHAN DÜNYASI


Şükretmenin ne kadar önemli bir davranış olduğunun farkına varabilmek çok önemli. Şükür noktasında en önemli husus, bize verilen nimetlerin Allah'tan geldiğini bilmektir. Tüm nimetlerin Allah'tan geldiğini bilerek bunu sadece dil ucuyla değil, bizatihi dil ve kalp ile söylemektir.

‘Şükür nedir?’  Sorusunun cevabına  gelince! Şükür; sahip olduğumuz nimetler karşılığında bize o nimetleri verene,  minnettarlığımızı arz etmek ve memnuniyetimizi belirtmektir. Sadece dil ile şükretmek tam şükür değildir. O nimetleri verenin Allah olduğunu bilerek, kalp ile de tasdik etmek suretiyle tam şükrü eda etmiş oluruz.

Şartlar ne olura olsun her zaman her şey için şükretmeliyiz. Şükür sadece hoşnut olduğumuz nimetler karşılığında değil, hoşumuza gitmeyen durumlar karşılığında da şükür edebilmektir. Kötü olan şeylerde belki de bize farklı bakış açısı verebilir. Hayatımızda bazı şeylerin farkına varmamızı sağlayabilir.

Mesela; her yemeğimizde soframızdan eksik etmediğimiz ekmek, evet bildiğimiz ekmek. Her zaman elimizde mevcut şükürler olsun. Peki! Ekmeği her yediğimizde Allah'a şükür ediyor muyuz bize onu verdiği için?  Her zaman olmasa da bazen evet diyelim. Ramazan ayında oruç tuttuğumuzda yemek olmasa da o ekmek bize açlığımızı gidermek için yeterli olur mu? O kadar saat aç kalmışız, bir dilim ekmek bile olsa herkes yeter diyecektir belki de.

Çalışıp biriktirdik. Bir ev veya araba aldık. Aslında bunu biz almadık! Onu bize bahşeden, bizi yaratmış olan, güç ve kuvvet vermiş olan Allah vermiştir. Biz; Allah'ın verdiği güç ve kuvvetle çalıştık ve bu sayede birikim yaptık. Ne olursa olsun her şeyin Allah'tan olduğunu bilerek şükretmeliyiz. Bu anlamda ‘Ben çalıştım kazandım’ demek bencilliktir.

Yüce Allah Hazreti İbrahim Peygambere ihlası, samimiyeti ve teslimiyeti bahşetti. O bunlara karşılık Rabbine bol bol şükretti ve Allah'ın rızasını kazanmış bir Peygamber oldu. Hz. İbrahim denilince ilk akla gelen şey şükürdür. O, Allah'tan bol rızık ve nimet istemiştir. Ama isterken dünyevi istekler için istememiş, o nimetler karşılığında daha fazla şükür edebilmek için istemiştir.

Hz. İbrahim Peygamber’in başına çok büyük sıkıntılar geldiğini hepimiz biliyoruz. Oğlunu Allah buyurduğu için kurban etmeye razı olmuştur. Putperestlere karşı gelip onlara direnmiştir. Dahası Putperestler onu ateşe atmışlardır. Ama Allah Hz. İbrahim'in yanmasına razı olmamış ve onu ateşin yakmasına izin vermemiştir.

Şunu unutmayın sadece iyi şeyler, hoşnut olduğunuz şeyler için şükür değil, kötü de olsa her şeyde bir hayrın olacağını unutmadan kötü olan şeylere de şükretmek gerekir. Mesela; felaketler, depremler, diğer afetler ve bulaşıcı hastalıklar olmasaydı iyinin ve iyiliğin farkı nasıl ortaya çıkacaktı?

Kur’an’ı Azimüşşanın birçok ayetinde Yüce Allah defaten şükürden bahsetmiştir. Çok şükredenin rızkının bollaşacağını bildirmiştir. Ve özellikle de şükredenleri mükafatlandıracağını bildirmiştir.

Malum, şeytan insanı şükür etmekten alıkoyacağını söylemiştir. Bizler şeytana uymayıp çok şükür edenlerden olalım İnşallah. Bu anlamda aslolan;  Yüce Rabbimize bol bol şükrederek şeytanın sözünü boşa çıkarmaktır. Dilimizden ve kalbimizden şükrü eksik etmeyelim ki, Allah katında Rabbimizin hoşnut olacağı güzel kullardan olalım Allah'ın izniyle. Unutmayalım ki, Allah bizleri verdiği ile de, vermediği ile de imtihan etmektedir.