Murat HEKİM


YARDIMLAŞMA DUYGUSU


Zamanın akışı ile birlikte, dünyadaki tüm insanlar büyük ve devasa bir gemide, hayat yolunda yol almaktadır.  Biz bu gerçeği kabul etsek de etmesek de, dünyanın herhangi bir köşesindeki olay, en uç noktadaki bir insanı da etkilemektedir.

Bu geminin uyum içerisinde, huzurla, korkusuzca, mutlu insanları taşıyarak yol alabilmesi için, yardımlaşma ve dayanışma, her zamankinden daha fazla önem arz etmektedir. 

Bizim örf, adet ve geleneklerimizde   yardımlaşma  ve dayanışma;  toplum bireyleri arasında  toplumu oluşturan birey ve grupların, toplum bütünlüğünü korumak, devamını sağlamak için birbirlerine yaptıkları her tür maddi ve manevi destek olarak bilinmektedir.

Değişen şartlar ve teknolojik gelişmeler nedeniyle bugün bu kavram kapsamı genişlemiş ve tüm insanlığı içine almıştır. Paylaşma; nimetleri, doğayı zamanı, işi, aşı,  enerjiyi, tüm dünyayı paylaşmak, insan olmanın ilk koşuludur. Hiç kuşkusuz bu duygu her zamankinden daha fazla anlam ve önem kazanmıştır. 

Sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın  en üst düzeyde olduğu toplumlar;  ahenkli, uyumlu  düzenli, barış içinde yaşarlar. Burada bireyler ve kurumlar dengeli, mutludurlar. Sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın gelişmemiş olduğu toplumlarda ise yaşam kalitesi, ahenk, uyum,  huzur, insan sağlığı ve birçok sosyal gelişim zaafa uğramıştır.

Yaptığım araştırmalara göre çok sayıda bilim  insanı yardımlaşma ve dayanışmayı övmüş önemini vurgulamışlardır. Mesela; “Düşenin elinden tut ki, sende düştüğün zaman tutacak bir el bulasın.” ve “Allah yardım ederse kuluna, her iş girer yoluna’’ … gibi.

Türk tarihinin ilk  dönemleri  Orta Asya  ve  Avrasya bozkırlarına işaret etmektedir. Buralardaki yaşam mücadelesinin temelinde, konu ne olursa olsun sosyal yaşam kültürünün vazgeçilmez örneklerine rastlanmaktadır. 

Tarihsel süreçteki  bu sosyal yardımlaşma ve dayanışma, içinde bulundukları coğrafya ve yaşam mücadelesi gereği olarak ortaya çıkmış ve Türk toplumunun  milli karakteri olarak gelişmiştir. Türk milleti Kurtuluş Savaşı başta olmak üzere, her hal ve şartta  dünya tarihine en güzel, en müşahhas  ‘Yardımlaşma ve Dayanışma’ örneğini sunmuştur.

Türküye Cumhuriyeti’nin kurucusu  ulu önder Mustafa Kemal  Atatürk insanlarımızı öylesine bir fikir birliği ve duygu bütünlüğü içinde birleştirmiştir ki, vatan ve milletimiz mucizevi bir kurtuluş ile egemenliğine kavuşmuştur. Bunu asla unutmamamız gerekir. 

Özetle söylemek gerekirse, Türk toplumu için, yardımlaşmaya çok önem veren İslamiyet’i seçmek büyük bir şans olmuştur. İslamiyet’te yardım anlayışı ve bu anlayışın uygulanışı geniş ve detaylı olarak işlenmiştir. 

Dinimiz İslam bizlere zekat vermenin, güzel söz söylemenin, gönül almanın, düşenin elinden tutmanın;  kısaca maldan sevgiye kadar her şeyin yardım amacı ile verilebileceğini anlatır.