reklamy
  • Pazartesi 24 ° / 20 ° Güneşli
  • Salı 26 ° / 20 ° Gök gürültülü sağanak yağış
  • Çarşamba 23 ° / 20 ° Gök gürültülü sağanak yağış


DOMUZ GRİBİNDE PANİĞE GEREK YOK!

 

Mevsim itibariyle havaların soğuk olması nedeniyle grip vakaların en sık görüldüğü dönemlerden geçtiğimiz bu günlerde en sık merak edilen konulardan biri de halk arasında domuz gribi olarak bilinen ‘H1N1’nin bildiğimiz gripten farkı…

Konuyla ilgili bilgiler aktaran Medical Park Ordu Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatih Bostancı her yıl ortalama 250 ila 500 bin kişinin ölümüne neden olan gribin; influenza virüsünün yol açtığı bir enfeksiyon hastalığı olduğunu vurgulayarak “Şu anda görülen domuz gribi dediğimiz grip korkulacak bir virüs değildir, mevsimsel gripten bir farkı yoktur” açıklamasında bulundu.

HER YIL TEKRARLAMA İHTİMALİ VAR!

Halk arasında domuz gribi olarak bilinen virüsün 2009 yılında Meksika’dan dünyaya yayılan pandemi (küresel salgın) yapan H1N1 dediğimiz inflüenzanın bir tipi olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Fatih Bostancı şunları söyledi:

“2009’da virüsün ilk çıktığı dönemlerde dünyada bu virüse karşı etkin bir bağışıklık olmadığı için bu grip çok fazla agresif seyretmişti. Hızlı pandemiler yapmış, dünya çapında hızlı ölümlere de sebep olmuştu. Ancak yıllar içerisinde insanlar bu virüse karşı bağışıklık kazandı. Bu nedenle şu anda görülen domuz gribi dediğimiz grip korkulacak bir mikrop olmaktan çıktı.  Mevsimsel gripten bir farkı yok. Mevsimsel gribin büyük bir kısmını oluşturan virüs, şu anda H1N1 dediğimiz influenza virüsü. Yani aslında 2009 yılında ilk kez görülen ve pandemi yapan domuz gribi denilen grip. Bu hastalık bugün olduğu gibi bundan sonraki yıllarda da hayatımızda olacak. H1N1 adlı virüs, insanlar arasında dolaşımda olmaya yıllarca devam edecektir. Bunun için tedirgin olmaya gerek yok.”

GRİP YÜZDE 1 ÖLÜMCÜL SEYREDER

Toplumda çoğu kişinin grip ve nezleyi birbirine karıştırdığını da sözlerine ekleyen Uzm. Dr. Fatih Bostancı, “Grip gerçekten ağır bir hastalıktır. Yüzde 1 ölümcül seyredebilen mortalitesi olan bir hastalıktır. Risk gruplarında yani alt hastalığı olan bağışıklık sistemi baskılanmış, kanser, diyabet, kalp hastalığı, KOAH (kronik solunum yetmezliği), romatoid artrit hastalarında veya gebelerde klinik olarak daha ağır seyredebilen ve ölüm oranı artışı gösteren bir hastalıktır. Özellikle alt hastalığı olanlarda erken teşhis çok önemlidir. İlk 24 saat içerisinde tedaviye erken başlanması ve gerekirse hastanede yatırılarak izlenmesi çok önemlidir” dedi.

AŞI OLMAYI İHMAL ETMEYİN

Tedavinin başarılı olması ve koruyucu önlem olarak en önemli silahın aşı olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Fatih Bostancı şu bilgileri verdi: “Klasikleşmiş bir laf vardır ‘Dünyanın sonu enfeksiyonlarla gelecek’ diye. Gerçekten de dünyada geçmişte çok büyük ölümlere sebep olan enfeksiyon salgınları olmuştur. Bunların arasında ciddi ölümlerle seyreden veba hastalığı, influenza salgınları ve çiçek hastalığı sayılabilir. Enfeksiyon hastalıklarına karşı en önemli korunma yöntemi aşıdır. Bir hastalığın aşısını geliştirebilirseniz hastalığı ortadan kaldırabilirsiniz. Ülkemizde hastalıklarla ilgili çok ciddi bir aşı programı uygulanıyor. Bunların içerisinde kızamık, kızamıkçık, çocuk felci, yine ülkemizde 20 yıldır Hepatit B aşıları uygulanıyor. Aşı programlarının olumlu sonuçlarını görüyor ve takip ediyoruz.  Grip aşılarının da her yıl yapılması gerekmektedir çünkü Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığımız ülkemizdeki dolaşan virüsleri o yıl çerisinde tespit ediyor ve o virüslerin bir kombinasyonuyla her yıl yeni aşılar yapılıyor. Bu aşılar genelde ekim aylarında çıkıyor. Ekim ayından itibaren özellikle risk grubunda olan hastaların aşılarını mutlaka yaptırması gerekiyor” şeklinde konuştu. Haber: Dilek TİRYAKİ