Dünya büyük bir kaosun içine doğru sürüklenirken ben ise bugün Sun Tzu’dan alıntılar yaparak yazıma devam edeceğim. Sun Tzu, MÖ 500'de Wu Devleti'nde (Şimdiki Çin) yaşamış ünlü Çinli komutan, filozof ve askeri bilgedir. 2500 yıl öncesinde yaşamış ve Savaş Sanatı eserini yazmış ve o günün koşullarında aktarmış olduğu mesajların günümüzde de geçerliliğini muhafaza etmesinden oldukça etkilenenlerdenim. Bazen bu eserini elime alır tekrar tekrar okurum. Analizler yaparken gördüğüm her hatanın karşılığının Sun Usta da olduğunu hatırlarım ve her yöneticinin, komutanların mutlaka bu ve benzeri kitapları ellerinden düşürmemeleri gerektiğini söylerim. Bazı alıntıları aktarayım. “Küçük büyüğe karşı duramaz. Küçük bir ülke kendi gücünü hesaba katmaz ve büyük bir ülkeye düşmanlık gösterirse, savunması ne kadar başarılı ve iyi olursa olsun sonunda esir düşer. Bahar ve Yaz günlüklerinde şöyle denilir, “ Güçlü olamazsan, zayıf da olamıyorsan bu işin sonu senin için yenilgidir.”
Bu metnin 2500 yıl önce yazılmış olmasına ihtimal vermek hayli güç olsa da adamlar sanki bu güne mesaj iletmişler. O günden bu güne değişen nedir? Etrafımızda cereyan eden örneğin ABD-Irak savaşını hatırlayalım. Saddam Hüseyin’i gözünüzün önüne getirin. Ya da bizim ülkemize karşı düşmanlık eden yakın komşularımızı gözden geçirirsek onları bekleyen son aynıdır. Geçmişle bugün arasındaki fark sadece teknolojiler değişmiş fakat akıl aynen devam etmektedir. Devam.
“ Senin kuvvetin düşmandan daha az ise savunmanı güçlendir. Ortalığa çıkıp, köşeye sıkışma. Düşman gevşeyene dek bekle, sonra da aniden saldır.” 1921 Sakarya Meydan Muharebesi’deki zafer aynen böyle gerçekleşti. Ukrayna’yı takip ediyorum. 21. Yüzyılın en büyük meydan muharebesinin Ukrayna’nın doğusunda başlamak üzere olduğunu da buradan hatırlatayım. Neler olacak göreceğiz. Devam.
“ Bir ülkenin gücü ya da zayıflığı komutanlarına bağlıdır. Komutanlar yöneticilere yardımcı olur ve gerektiğince yetenekli olurlarsa ülke güçlenir. Eğer komutanlar yöneticilere yardım etmez, kalplerinde ikilik beslerlerse, bu durumda ülke zayıf düşer. Bu yüzden sorumluluk gerektiren noktalara görevli yerleştirirken çok titiz olmak gerekir.” Bu metne şapka çıkarıyorum. Yıllardır liyakat! Liyakat! diyerek resmen tüm yazılarımda çığlık atıyorum. 2500 yıl öncede aynıydı, bugünde aynı. Bu metin sadece askerler için yorumlamamalıdır. Her kurum, her şirket için geçerlidir. Bizim atalarımız da “işi ehline teslim edin” diye boşuna söylememişler. Devam.
“Sivil yöneticilerin asker arasında karmaşa yaratması üç şekilde olur. Gerçeklerden habersiz bir yönetici orduya yapması gerekenin aksine hücum etmesini söylerse ya da tam tersine geri çekilmesini emrederse, buna ordunun elini kolunu bağlamak denir. Yine sivil yönetici askerlik hakkında bir şey bilmediği halde, askeri işlerde söz sahibi ise, askerlerin kafası karışacaktır. Sivil yöneticiler askeri harekatlar hakkında hiçbir şey bilmedikleri halde, ordunun komutasında söz sahibi ise, asker tereddüde düşer. Ordu bir kere şaşırıp duraksarsa düşman hemen bundan yararlanır. Buna karışıklıktan istifadeyle zafer kazanma denir” Her ülkenin başkanları başkomutanlık sıfatını almayı çok severler. Eğer bu sembolik olarak kalırsa sorun yoktur. Fakat çoğu zaman fiiliyata geçtiğini tarihte örnekleriyle görüyoruz. Almanya’nın en büyük felaketi Adolf Hitler, İtalya’nın felaketi Benito Mussolini eliyle yaşanmıştır. Diktatörlüklerin ya da tek adam rejimlerinin en büyük sorunları bu metinde 2500 yıl önce tanımlanmış gibidir. Sun Tzu usta’nın kısa sözleriyle yazımı tamamlayayım.
“ Herkesin bildiğini bilmek bilgelik değildir. Bilge ve yetenekli komutan başkalarının gözden kaçırıp, hesaba katmadığı şeyler için plan yapar”
“Her şeyi göze almaya hazır bir düşmana sakın baskı yapma” Mustafa Kemal ATATÜRK’ün Kurtuluş Savaşındaki sözünü hatırlayalım. “Ya İstiklal, ya ölüm.” Sonuç Zafer.
“Düzensizi, düzen ile alt etmek, gürültücüyü sükunetle bastırmak yüreklere hakim olmaktır.”
“Bir ordunun zaferi düşmanın hatalarında gizlidir.”
“Galibiyeti herkes görür, fakat galibiyeti sağlamanın bilimini herkes göremez. Bu bir sırdır”
Son olarak “Eski filozoflardan Guan Usta diyor ki; “Belli bir stratejin olmadan meydanlara çıkarsan savaşta yok olur gidersin””
Değerli okuyucular, Tarih okuyup ve dönemin şartlarına göre karşılaştırarak analizini yaptığımızda, teknolojiler değişiyor olsa da aklın aynı olduğunu görürüz. Günümüzde yaşadığımız her olayın geçmişte karşılığı mutlaka vardır. Sonuçları ise bize neyi yapıp neyi yapmamamız gerektiği konusunda ip uçları verir. Hatta anınızı kurtarmak için referanstır. Kalın sağlıcakla…
