2 Ağustos 2022 günü ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi Tayvan’a resmi ziyarette bulunuyor. Önce bu ziyaretin olmayacağı yönünde beklentiler oluşmuştu. Fakat bugün Uçağının yönü Tayvan’a döndü. Uçak indi ve Pelosi denilen kocakarı Çin’e giydirmeye başladı. Çin Dünya’nın en büyük devleti olma hevesi içinde olsa da bunu askeri olarak değil ekonomik olarak gerçekleştirmek istiyor. Dolayısıyla askeri gücü henüz NATO ile baş edebilecek güce ulaşabilmiş değil. Çin bu ziyareti engellemek için oldukça iddialı tehditler savurmuştu. Peki şimdi ne olacak?
Sorularla devam edip cevabına ulaşmaya çalışacağım.
Çin ve ABD iki nükleer güç savaşa girermi?
Bunu mümkün görmüyorum. Böyle bir savaşın galibi yoktur. Ancak ABD’nin elindeki nükleer füzeler ÇİN’i yüzlerce kez yok eder. Çin’in elindeki Nükleer füzeler elbette duracak değil. Mevcut koşullarda her iki ülkenin nükleer kabiliyetlerinin birbirlerini yok edebilecek güçte olduğunu kabul edebiliriz. Ancak Çin’in amacının ABD değil Tayvan olduğunu hatırlarsak, ABD Tayvan için Çin ile savaşa girer mi? Asıl soru budur. Bu soru üzerinden devam edersek ABD’nin, Tayvan için Çin ile savaşa gireceğini sanmıyorum. ABD, Ukrayna örneğinin benzerini uzak doğuda da gerçekleştirmek istiyor. Çin’i ekonomik olarak yaptırımlara maruz bırakabilmek için Çin’i Tayvan’a saldırması yönünde kışkırtıyor. Bunu nasıl yapıyor? Taciz ederek Çin’in boyundan büyük tehditler savurmasını sağlıyor sonrasında ise tükürdüğünü yalama dediğimizi yaptırıyor. Çin erken tehditler savurdu. Şimdi ise bunun blöf olup olmadığını göstermek zorunda kaldı. Küresel sermaye elitlerinin, kendilerinin kurguladığı büyük reset için Dünya’nın üretim üssü haline getirdiği Çin’i, artık ürettiklerinin satılmasını engellemek ve Dünya’da ekonomik kaosu tetikleyerek dip yapmaya zorluyor. Çin bu tuzağa mecburen Tayvan’a saldırarak düşecek. Savaşın daha önceki yazılarım da da belirttiğim gibi Ukrayna’da sınırlı kalacağını düşünenler yanılıyorlar ve yanılmaya devam edecekler.
ABD, Çin’i Tayvan’a saldırmaya kışkırtarak ne amaçlıyor?
Çin, bugüne kadar tarihinde ana kara dışında hiçbir savaşa girmiş değil. Tarihi boyunca coğrafyaları gereği kendi topraklarını savunmak zorunda kalmış bir ülkedir. Tarihlerinde deniz aşırı harekatlar yoktur. Deniz kuvvetlerini ne kadar güçlendirirlerse güçlendirsinler ABD+NATO ile baş edebilecek güçte değildir. Ayrıca kendi sınırları dışında askeri bir operasyon yapmış ve bunu denemiş bir ülke de değildir. Bu anlamda Çin Ordusu çok abartıldı. Tayvan Ordusu ise ABD tarafından donatılmış eğitilmiş bir Ordu’dur. Eğer Çin Tayvan’a çıkarma yaparak saldırmaya kalkar ise Tayvan Ordusu, Çin Ordusu’nu o ada sahillerine gömer. Zaten ABD’nin yapmak istediği de budur. Çin büyük ihtimalle Topçu, Füze ve hava saldırılarıyla Tayvan’a müdahale etmeyi deneyebilir. Bu ise amaçsız ve akamete uğrayacak saldırı olur. Fakat Çin’e yaptırımlar için ABD’ye yeter ve artar. Çin bunu yer mi? Bilmiyorum. Yaşayıp gördüklerimden sonra o kadar şaşkınım ki bunlar nasıl devlet adamı olmuş diyerek şaşkınlığımı gizleyemiyorum.
Çin’e, Rusya ‘ya yapılan yaptırımlara benzer yaptırımlar uygulanırsa ne olur?
Lafı hiç eğip bükmeye gerek yok. Kaos, Ekonomik krizler, kıtlık, Dünya’daki tüm üretimlerin sonuna gelinmesi, büyük işsizlikler, büyük ayaklanmalar, bayağı bir ulus devletlerin ve AB’nin çöküşü ve Büyük reset. Yeni Düzenine geçiş.
Türkiye’nin durumu nasıl olur?
Çanlar Türkiye için çalıyor başlıklı yazılarımı okuyunuz. Çok zor bir süreç bizi bekliyor. Bu kaos’tan kendi imkanlarımız ve ürettiklerimiz ile hayatta kalabiliriz. Ancak pabuç çok pahalı. Yerimizi seçmeye zorlanacağız. Ya büyük İsrail’e razı olacağız ya da savaşacağız ve eğer kazanırsak Birleşik Türk Devletlerini kuracağız. Eğer bu süreçten sağlam çıkabilirsek ve tabiî ki hayatta kalmayı başarabilirsek bu sürecin Türk Devletlerinin merkez olarak ortaya çıkabileceğini değerlendiriyorum. Yeni dengelerin bunun mümkün olabileceğini gösteriyor. Elbette İsmet İnönü’nün başardığını başarmak zorundayız. Çok zor ancak, tek şansımız bu savaşın dışında kalabilmektir. Savaşa girersek kazanmak zorundayız. Başarabilirsek gerçekten süper güç olarak ortaya çıkabiliriz. Sakin, itidalli ve çok akıllı olmak zorundayız. Topraklarımız bize yeter. Yeter ki koruyabilelim. Ordumuz, Dünya'nın en iyi savaş makinesi ve operasyonel Ordu'sudur. Savaş tecrübesi ve savaş yeteneği çok üstündür. Ordumuza güvenin. Caydırıcılığı yerindedir. Kalın sağlıcakla.


