Bugün, 12 Mart 2026 Perşembe

Mehmet Ali AYDIN


AÇGÖZLÜ SİNEKLER

AÇGÖZLÜ SİNEKLER


Deha ile cehalet arasında bir fark vardır. Dehanın sınırları vardır. Cehaletinse hiçbir sınırı yoktur.”

Vaktin birinde gönül adamı bir derviş varmış. Gözünde hiç dünya sevgisi olmadığı gibi, kalbinde de geçici olana karşı en küçük bir bağlılık duymazmış.

Bir gün şehre inmiş. Çarşıda gezip duruyormuş. Tanıdığı bir helvacı, dükkânına buyur etmiş kendisini. Çaresiz içeri girmiş.

Biraz oturup hoşbeş etmişler. Oradan buradan konuşmuşlar. Dükkân sahibi, bir kavanoz bal çıkarmış dervişe ikram etmiş.

Balın kokusunu alan ne kadar sinek varsa cevrede üşüşmüşler kavanoza. Helvacı, görünce bunu, sineklikle başlamış onları kovmaya.

Bir kısmı kaçmış, bir kısmı da bala yapışıp kalmış. Dervişin gözlerinden yaş süzülüyormuş.

Arkadaşı:

-Hayrola, niçin ağlıyorsun? Diye sormuş.

Derviş:

-Kaldır şu kavanozu lütfen, demiş.

Helvacı bir şey anlamamış.

Neden sonra derviş:

-İşte dünya da tıpkı böyledir, demiş. Bu kavanoz gibidir. İçindeki bal, dünyanın geçici tatlarıdır. İnsan bunlara bir kez daldı mı, artık kolunu kanadını kurtaramaz. Ayaklarımız dünya zevklerine yapışıp kalmadan uyanmalıyız.

Helvacı, şaşkın şaşkın dinliyormuş.

-Biraz dolaşayım diye şehre geldim. Görünce, beni davet ettin, çok geçmedi, önüme bir kâse bal koydun, adım adım dünyanın zevklerine yaklaştırdın. Doğrusu kendimden çok korkuyorum. Bir kez girdi mi kalbime mal hırsı sonu gelmez, uzayıp gider, ben artık boğulacak gibi batarım içine.

Günümüz insanın halini bundan daha güzel anlatan bir kıssa ama kim alacak hisse. Dünyaya olan meylimiz çoğu zaman gözümüzü kör ediyor. Kendi menfaat ve çıkarlarımızdan başka gözümüz hiçbir şeyi görmüyor. Hep benim olsun, hep benim isteklerim olsun. Başkalarına ne olursa olsun. Herkes aynı şeyi düşününce ne olacak?

Heva ve hevesimiz uğruna yaşadığımız dünyayı cehenneme çevirdik. Her gün bir bela, musibet ve felaket etrafımızda cereyan ediyor ama bize dokunmayınca hiç umurumuzda olmuyor. Kim ölmüş, kim kalmış umurumuzda bile değil. Fakat küçük bir menfaat ve çıkarımıza dokunulduğunda dünyayı yıkıyoruz.

Hani derler ya: “Hep bena Rabbene”. Bizim olursa ne ala, başkalarının olursa haset, kıskançlık ve kinimiz tavan yapıyor. Bizden başkasının olmamalı bencilliğimiz yüzünden dünyayı etrafımızda döndürmeye gayret ediyoruz. Halbuki dünyanın döndüğü kendi yörüngesi var.

Halk nezdinde esamisi okunmayan siyasi partiler kendi kendileri gelin-güvey olup, iktidara gelmiş de ülkeyi yönetmeye kalkıyor. Birbirine hiç benzemezler sadece bir koltuk kapmak uğruna bir araya gelebiliyor. Bir makam ve mevkiiye gelebilmek için öyle insanlar var ki utanmasa birilerine salya sümük yalvarıyorlar.

Son günlerde ülkemizde yaşanan olaylara birde dervişin gözünden bakacak olursak hepimizde epeyce dünyalık hırsı var gibi. Kimimizde iktidar hırsı. Kimimizde karşı tarafımızdan intikam alma hırsı. Kimimizde yenilgiye doymama hırsı. Kimimizde para ve mal hırsı. Kimimizde başkalarını çıkarlarımız uğruna kullanma hırsı.

Adına ne derseniz diyelim dünyalıklarımız öbür dünyamızın önüne geçtiyse vay halimize. Birde yangına körükle gidip olmayacak yalanlar ve iftiralarla milletin beynini bulandıran müfteriler yok mu? Allah onların sonunu hayreylesin…