reklamy

Kemal MENCELOĞLU


ADIMIZ YAZILSIN AMA NEREYE?

ADIMIZ YAZILSIN AMA NEREYE?


 

       Faydalı olduğun sürece yaşa,

       İsmin yazılacak mücevher taşa,

       Allah’ın mülkünde bir faydan yoksa,

       İster bey ol, ister paşa. Hepsi de boşa.

      

       Adımızın yazılması, ismimizin anılması bizim elimizdedir. Bunu bizden başkası bizim adımıza yapamaz. Yüce İslam Peygamberi “ İnsanların hayırlısı faydası, şerlisi de zararı dokunandır “ buyuruyor. Siz neye karar verdiniz? Zararlıya mı, yararlıya mı? Sizin kaderinizi işte bu nokta belirleyecektir.

       Bunu yaparken de çok dikkatli olmalıyız. Kalpte meydana gelen kibir, gurur, haset ve enaniyet, samimiyet cephesini perişan eder. Ateşin odunu yakıp erittiği gibi haset ve kibir bütün iyiliklerimizi yitirir ve bitirir. Onca emek ve zahmet enaniyetimiz nedeniyle yok hükmüne geçer ki bu gerçek iflastır.

      Herkes de bilir ki, iyilikler ihlası, kötülükler iflası davet eder. İhlas cennet, iflas cehennem yolculuğuna  vesile olur. Allah cümlemizi acı akıbetten muhafaza eylesin.

      

         KUR’ AN ve SÜNNET NE DİYOR?

          “Yoksa, Allah içinizden cihad edenleri ortaya çıkarmadan ve sabredenleri belirlemeden cennete gireceğinizi mi sanıyordunuz?” (A. İmran-142)

          “Kıyamet günü hesabı ilk görülecek kimseler (şu üç kişidir: görünürde şehid, alim, servetini Allah yolunda harcayan zengin. Bunlardan ilk önce:)

          1) Şehit düşmüş kimse olup Allah'ın huzuruna getirilir. Allah ona verdiği nimetleri hatırlatır, o da hatırlar ve nail olduğu nimetleri itiraf eder.

 

- Allah: “Peki bunca nimetlere karşı ne yaptın?” diye buyurur.

 

- Adam: “Ya Rab! Senin yolunda savaştım ve şehit düştüm.” deyince:

 

- Allah: “Hayır yalan söylüyorsun, sen, cesur desinler diye savaştın. Neticede bu söz de senin hakkında söylenmiştir.”

 

Sonra bu kişi verilen emir üzerine yüzüstü sürüklenerek cehenneme atılır.

 

2) Diğer bir adam ise ilim öğrenmiş ve öğretmiş, Kur'an okumuş bir kimse olup o da Allah'ın huzuruna getirilir. Allah ona da verdiği nimetleri hatırlatır. O da hatırlar ve itiraf eder.

 

- Allah: “Peki bu nimetlere karşılık ne yaptın?” diye buyurur.

 

- Adam: “İlim öğrendim, öğrettim ve senin rızan için Kur'an okudum.”, cevabını verir.

 

- Allah da buyurur ki: “Yalan söyledin. Sen, 'âlim' desinler diye ilim öğrendin, 'ne güzel okuyor' desinler diye Kur’an okudun. Zaten bu sözler de senin için söylenmiştir.”

 

Sonra emredilir de yüzüstü cehenneme atılır.

 

3) Daha sonra Allah'ın kendisine her çeşit mal ve imkan verdiği bir kimse Allah'ın huzuruna getirilir. Allah verdiği nimetleri ona hatırlatır, o da onları itiraf eder. Bunun üzerine Allah:

 

- “Peki ya sen bu nimetlere karşılık neler yaptın?” diye buyurur.

 

- Adam: “Senin rızanı kazanmak için sevdiğin yollarda harcadım.” deyince Allah kendisine: “Yalan söylüyorsun, halbuki sen bütün yaptıklarını, 'Ne cömert adam.' desinler diye infak ettin. Bu söz de senin hakkında gerçekten söylenmiştir.” buyurur ve ardından da Allah'ın emri üzerine bu kimse de yüzüstü cehenneme atılır.” (Müslim, Tirmizî, Nesâî)

         Günümüzde Şehid sayısı o kadar çoğaldıki, ister istemez "acaba" diyoruz. Öbür taraftan Hocalarımız da çoğaldı ama kendi  aralarındaki "Benim ilmim, senin ilmini döver"  şeklinde bilgi düellosuna girdiklerinden faydaları zayi oluyor. Hepside en iyi ben bilirim havasında. Yaptırılan Cami, okul, çeşme v.s. çok ama hep  yaptıranların isimleri reklam ediliyor. Afrikadaki açtırdığı su kuyusuna bile ismini yazdırıyor bizim hayır severlerimiz.

Ne diyelim... Tabiki Hakikatı Allah (c.c) bilir.