İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik aklını onlardan daha sağlıklı ve iyi kullanmasıdır. Eğer onu mantıklı ve insana yakışır bir şekilde kullanmasanız hayvanlardan bir farkınız kalmaz. Bir de aklınızı kiraya vermemeniz gerekir. Kiraya verdiğiniz takdirde verdiğiniz kişi, kurum, parti her ne olursa olsun iradenize ipotek koyar ve istediği gibi kullanır.
Aklınızı ideolojinize ve siyasi tercihlerinize kiraladığınız takdirde ise durum daha vahim hale gelir. Karşınızdakilerin “ak” dediğine siz otomatiğe bağlanmış gibi “kara” dersiniz. Sizin gibi düşünmeyenler çok güzel şeyler yapsa bile ona kulp takar ve kötülersiniz. Bu batı ülkelerinde bu kadar değilse bile bizde ne yazık ki fanatikleşmiş bir durumdadır. Haklıya hakkını teslim noktasında bile siyasi, sosyal, kültürel ve dini değerlerimize göre hareket ederiz.
Ve bizim gibi düşünmeyen herkes yanlış ve haksızdır.
Fındık mevsimini köylerde geçirdik ve işlerin en yoğun olduğu zamanlar, bu nedenle zamanımızın çoğu köyde geçiyor ve köyde de teknolojik imkanlar az da olsa sınırlı. Mevsimlik kaldığınız için evde internetiniz yok, telefonların ki de paket olduğu için oldukça sınırlı, ek paket alsanız 1 gb interneti telefon şirketiniz size 35 TL’ye kakalıyor. İdareli kullanmak zorundasınız.
Her hafta pazartesi günleri Ordu’ya iniyor yapılması gereken işleri hallediyor ve tekrar köye dönüyorum. Bu hafta bir gece burada kalıp salı günü dönmem gerektiği için sosyal medyada şöyle bir gezinti yaptım, sokak röportajı yapan “Magazin Forever” diye bir kanala takıldım. İstanbul Bakırköy’de sokak röportajı yapıyor ve yoldan geçenlere soruyor: “Bugün cumhurbaşkanlığı seçimi olsa, kimde oy verirsiniz?” diye soruyor. İsim sınırlaması yok. İsteyen kendisine bile oy verebilirim diyebileceği bir formatta.
İstanbul Bakırköy siyasi tercih olarak bilinen bir yer. Hani “tuvalet terliği koysalar oy veririm” diyenlerin bulunduğu büyük bir ilçe. Uzatmayalım.
Sunucu karşısına gelen ilk bayana soruyor: “Hanımefendi bugün seçim olsa cumhurbaşkanlığı için kimi seçersiniz?” El cevap: “Tabi ki Kılıçdaroğlu’nu seçerim.” Sunucu tekrar soruyor:” Neden?” El cevap: “Kendisi daha önce seçilmişti ve ülkeyi çok başarılı bir şekilde yönetmişti. Bu nedenle seçilirse yine ülkeyi çok iyi yöneteceğine inanıyorum!” Sunucu devamla “Hanımefendi ülkeyi 20 yıldır Ak Parti yönetiyor. Kılıçdaroğlu girdiği dokuz seçimi de kaybetti, galiba haberiniz yok” deyince “Ya! Öylemi, ne bileyim ben, o çok dürüst, başarılı ve iyi bir lider” diye zırvalamanın zirvesine çıkıyor.
Sokak röportajı devam ediyor, farklı farklı isimlere oy verenler çıkıyor ve herkesin de seçme nedeni farklı. Sokak röportajlarının tamamını izlemedim çünkü midem kaldırmadı. Olaylardan bu kadar habersiz, sadece birilerine veya siyasi düşüncelerine düşman olmaları yüzünden sırf muhaliflik olsun diye oy veriyorlar. Kimilerinin gözünü Ak Parti ve Tayyip Erdoğan düşmanlığı kör etmiş “bunlar gitsin de kim gelirse gelsin. Kahvede okey oynuyor ve masaya sanki dördüncüyü arıyor, kim gelirse gelsin.
İzlediğim bölümde en çok oy Selahattin Demirtaş’a çıktı. İyi mi? Ve terörist sevici Demirtaş için yapılan güzellemeleri görünce aklıma “ört ki ölem” sözü geldi. Meğer memleketimizde ne değerli liderler varmış da haberimiz yokmuş. Hele bir tanesi zırvalamanın da zırvasını yaptı, aklım şaştı. Diyor ki: Demirtaş ülkeye çağ atlatacak, halkları bir araya getirecek, din, mezhep, kültür ayırımını ortadan kaldıracak tek lider. Seçimi kesin kazanacağını bildikleri için hiç suçu yokken adamı içeri attılar.
Bu arada oy dağılımında Bakırköy gibi yerde Tayyip Erdoğan, Demirtaş’tan sonra ikinci sırayı alması da benim için biraz sürpriz oldu. Bakırköy gibi yerden ikinci çıkmak ne demek. Bu önemli bir başarı CHP’nin kalesinde Demirtaş birinci, Tayyip Erdoğan ikinci çıkıyor. Gerçi sadece Kılıçdaroğlu değil de başka CHP’lilere de oyların dağılması bu neticeyi doğurmuş olabilir.
Benim kafama takılan oylarınızı kime verirseniz verin, bu bir tercih meselesi. Ama neden verdiğiniz konusunda kendinizi ve beyninizi kiraya verip abuk sabuk laflar edeceğinize haklı ve makul sebepler söyleyin. Sizi dinleyenler de sizi adam sansınlar. Hayatında kasetle sadece partisinin genel başkanlığını kazanmış ve bütün seçimleri kaybetmiş adama muzaffer komutan muamelesi yapmayın. Terör sevici, bölücü haini dürüst lider, adam gibi adam pozisyonuna sokmayın.
En azından deyin ki; bu hükümet ve Cumhurbaşkanı başarısız, ülkeyi yönetemiyor, hayat pahalılığı almış başını gidiyor, işsizlik had safhada ve artık başkalarını da şans verelim deyin de bizde ikna olalım. Yoksa attığı iftiralar ve yalanlar yüzünden milyonlarca lira tazminat ödeyen bir adamdan dürüst ve namuslu lider imal etmeyin. Terör seviciliği mahkemelerce tescillenmiş bölücü bir haini ülkeyi birleştirecek tek adam diye kakalamayın.
Düşünsenize bütün bilgisi palavra olan adamların seçtiği adamlar kazansa ülkenin hali ne olur. Allah’ım aklımıza mukayyet ol. Akılsızları başsımıza getirme. Şartlanmış, aklını kiraya vermiş ve peynir ekmekle yemişlere de akıl fikir ver. Kimi seçerlerse seçsinler ama adam gibi seçsinler.
12 EYLÜL’ü geride bıraktık, biraz ihtilallerden birazda eğitim öğretimden bahsedeyim derken nelerden bahsetmek zorunda kaldım.


