Bugün, 9 Mart 2021 Salı

Öznur GÖZÜDOK


ALLAH HERKESE HAYIRLISINI NASİP ETSİN!

ALLAH HERKESE HAYIRLISINI NASİP ETSİN!


Son zamanlarda çevremde bulunan ve çocuğu olan ailelerin en çok şikayet ettikleri konu, evlatları…

Evladı olup da şikayet etmeyen mi var, diyeceksiniz!.. Belki de benim EVLADIM olmadığından her şeyi çok mükemmel görüyorumdur.

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla konuşurken çocuklarından dert yandı. O anlatırken, birden kendimi O’nun yerine koydum, empati yapmaya çalıştım.

-“Babaları içki içerken, ben topal bacağımla onlar aç kalmasın diye elin merdivenlerini sildim, evlere temizliğe gittim. Eve geldim, elimdeki parayı aldılar. Okula giderken bir dediklerini iki etmedim. Başkalarına imrenmesinler diye, anamın babamın bana düğünümde taktıkları kolyemi sattım. Kendim giymedim, onları giydirdim. Ben yemedim, onlara yedirdim. Babaları dönüp bakmazken ben onların altına döşek, üstüne yorgan oldum. Dostun, düşmanın içinde kötü duruma düşmeyelim diye elimden gelen her şeyi yaptım. Yine de bir kere onları mutlu edemedim. Bir kere halimden anlayan olmadı” dedi.

O kadar üzüldüm ki, anlatamam. İnsanoğlunu ne kadar mutlu etmeye çalışırsan çalış, bir türlü mutlu edilmediğinin kanıtıydı sanki bu.

Tam bunları düşünürken, yine çok sevdiğim bir arkadaşımın bana sosyal medyadan gönderdiği mesaja gözüm takıldı.

Aynen şöyle yazıyordu.

-“Dün bir eve temizliğe gittim. Akşama kadar kedi kılı süpürmekten boğazlarım tıkandı. Astımım yine azdı. Bu gece hiç uyuyamadım. Üstelik eve gelince, eve bir kap yemek yapan olmamış. Kız akşama kadar elinde telefon, başka işi gücü yok. Bugün kocaya versem, ‘gitmiyorum’ demez. Babası akşama kadar atölyede onlar için çalışıp, toz yutuyor. Oğlan desen, hep kendi halinde. Nerede bir zibidi var, onun peşinde. Bir laf söylesem, hepsi kafa kaldırıyor. Şaşırdım, bunadım, ölüyorum. Azıcık konuşabilir miyim seninle?

Belli ki çok bunalmış, konuşmak istemişti. Arada böyle konuştuğumuz oluyordu. İlk konuştuğum arkadaşıma bir şey diyememiştim ki, buna ne diyecektim? 9 ay karnında taşı, yeme yedir, içme içir, giyme giydir. Onlar hastayken, başucunda sabaha kadar bekle. Belki de maddi zorluklar içinde onlara bir kaşık yemek bulabilmek için saatlerce uğraş. Belki de başkalarının külünü dök, ağız kokusunu çek. Gece gündüz demeden uğraş, dur. Sonra da evladın sana bunları yapsın. Hak mı bu?

Tüm bu olumsuzlukların arasında, kendi çocuğumun olmaması bir nebze olsun beni sevindirmişti. Yıllardır çocuk hasretiyle yanıp tutuşan gönlümü Allah’ım ne güzel de biliyordu. Ve ilk defa ‘ iyi ki çocuğum olmamış’ demenin huzurunu yaşıyordum. Allah herkesin gönlüne göre kar verir, dedikleri bu olsa gerek! Ben acaba o arkadaşlarımın yerinde olsaydım, ne yapardım? Bunu düşünmek bile beni bayağı bir korkuttu. Sadece ‘şükürler olsun Rabbim’e’ diyebildim.

Ne evlat, ne de başkaları için kendinizi üzmeye, yıpratmaya hiç değmiyor anlaşılan. Annesinin, babasının değerini bilmeyenler onlar öldükten sonra bilseler ne olur!

Bazen düşünüyorum da, annem ve babam yıllarca bizim için çalışıp, durmuşlar. Geriye bize miras olarak ev, arsa ve araba bıraktılar. Şimdi bakıyorum da, hiçbir evladının aklına gelip de, ruhlarına bir Kuran okuyalım diyen yok. Eee ne oldu şimdi? Her şey yalan…

Allah herkese hayırlı evlat nasip etsin. Olup da hayırsız olacağına, olmasın daha iyi.

Bizim zamanımızda anaya babaya hürmet daha fazlaydı. Kimse anasını babasını üzmez, bir dediğini iki etmezdi. Üstelik yokluk ve kıtlığın olduğu dönemde istediğimiz her şey de alınmazken… Şimdi ki çocuklara dünyayı al, yine de bir şey beğendiremiyorsun. Üstelik dil pabuç kadar. Yeni nesil, çok kötü örnek oluyor geleceğe. Allah ne verirse, hayırlısını nasip etsin. Çok fazla konuşup da, sizi bunaltmak istemiyorum.

Evlatlarınızın hayrını görebileceğiniz, saygının ve sevginin hakim olmasını dileğim nice güzel günler sizinle olsun.