Yaratan yaratmış güzel insanı
Nasip etmiş bak ona türlü lisanı
Hayat bir okuldur, daima oku
Sen, seni yaratan Rabbi’ni tanı
Besmele olmazsa ilimin başı
İstersen yıllarca kitaplar taşı
İlim başka iman başkadır dersen
Gün gelir dökersin gözlerden yaşı
İlim de iman da Allah’ın işi
Bilirse bunları mutludur kişi
Nankörlük kurbanı olursa insan
Bir gün kırılacak mutlaka dişi
Eylül, Eğitim ve öğretim ayıdır ülkemizde. On sekiz milyon öğrenci, bir milyon civarında öğretmen ve bir o kadar aile işe koyuldu. Allahım yar ve yardımcıları olsun. İlim irfan sahibi olmak, doğru yolu bulmak ve ahlaklı bir birey olarak yetişmek için bazı geçeklerden geçmek, şifa sunan sulardan içmek gerekir.
Öğretmenlik en önemli meslek, öğrencilik ise her yaşayan insanın mutlaka geçmesi gereken geçektir. Kimi örgün, kimi yaygın, kimi ise hayat mektebinin doğal bir talebesi olmaya devam edecektir.
İslam Dininin temel kitabı olan KUR’AN-ı KERİM ilk mesajını oku şeklinde sunmuş, her insana en önemli mesajı vermiştir. O nedenle derler ki, kainat açılmış bir Kur’an, Kur’an ise dürülmüş bir kainattır.
Mevlana da “kainat kitabının her sayfası senin okumanı bekler. Yapraklar, topraklar, ağaçlar ve bitkiler hepsi de sana bir şeyler anlatır, anlasana, okusana” demektedir. Kitabını okudun mu? Ömrün gelip geçiyor, yaşın çok ilerledi hala bir sayfasına bakmadın. Evladından gelen mektubu hiç bekletmiyorsun da Rabbin’den gelene neden bu kadar ilgisizsin” sözleriyle dikkatlerimizi çok zayıf olduğumuz bir noktaya çekmektedir.
Evlattan gelen mektup, açılır beklenmeden,
Allah’tan gelen kitap, kapalı hala neden?
Eğer bunu anlamaz, görmezsen felaketi?
Bilesin rahat etmez ne ruh ne de bu beden.
Dünyada ayrı ayrı yüz elli ülkenin nüfusundan daha fazla Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığının eğitim ordusu vardır. Hayra, hakka, doğruluğa kullanabilirsek çok büyük bir güç; kullanamazsak çok riskler taşıyan büyük bir felakettir. Mevlam hayırlara vesile eylesin. Kazanacak çok , kaybedecek hiç bir insanımız yoktur.
Bu ezan sadalarının içinde ve rengini kanımızdan, ruhunu canımızdan, manasını dinimizden alan ay-yıldızlı bayrağımızın gölgesi altında yaşayan her bir insan bizim için büyük bir değerdir. Değerlilerimize el değdirtmeyiz, leke sürdürtmeyiz.
Temel Kitabımız Kur’an:” Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” buyurmaktadırlar. Milli Şairimiz de:
“Olmaz ya tabi canım; biri insan, biri hayvan,
Öyleyse cehalet denilen yüz karasından
Kurtulmaya azmetmeli baştan başa bu millet
Ey hasmı hakiki seni öldürmeli en evvel
Çünkü sensin düşmanları üstün çıkaran el”
Diyerek bize gerçek düşmanı tarif etmiştir. Ne yazık ki, bizler asırlardır gerçek düşmanları bir kenara bırakarak sanal düşmanlarla mücadele etmeye devam ediyoruz. Hep geri kalıyoruz.
Kitabımız neyle başlamışsa bizde öyle başlayacağız. “Bismillah” diyerek başlanan her hayırlı işin sonu da hayırdır. Kuru emek peşinde değil, aş ve ekmek işinde yer almalıyız. Hiç bir ana/ baba çocuğuna güzel ahlaktan daha iyi bir miras bırakamaz.
Hangi mal sahibine dua etmiş, hangi servet sahibiyle mezara gitmiş!? Ancak hayırlı bir evlat dünyanın en güzel süsü; hayırsız bir evlat ise her gün acı veren bir ömür törpüsüdür.
Memleket ve millet sevdası yolunda eğitim camiamıza gıptayla bakılacak başarılar diliyorum.
Öğretmenler, yavruları okutun,
İmanla ilimle birlikte tutun,
Hak nezdinde yerin bellidir senin,
Bilki en kıymetli hazine dinin.
