"Müminler ancak kardeştirler, öyleyse iki kardeşinizin arasını düzeltin, Allah'a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız."
"Ey İman edenler! Erkekler başka erkeklerle alay etmesinler; onlar kendilerinden daha iyi olabilirler; kadınlarda başka kadınlarla alay etmesinler; alay edilen kadınlar alay eden kadınlardan daha iyi olabilirler. Biriniz diğerini karalamayınız, birbirinize kötü ad takmayın. İman ettikten sonra fasıklıkla anılmak ne kötüdür! Günahlarına tövbe etmeyenler yok mu, işte zalimler onlardır."
"Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının çünkü bazı zanlar günahtır. Gizlilikleri araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın; herhangi biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? Bak bundan tiksindiniz! Allah'a itaatsizlikten de sakının. Allah tövbeleri çokça kabul etmektedir, rahmeti sonsuzdur." (Hucurat suresi 10-11-12. ayetler)
Sözlerin en yücesi ve makbul olanı Yüce Allah'ın sözleridir. Bunun üzerine söz söylemek haddimize düşmez. Burada anlatılan yanlışlardan yapmayanımız var mı? Hacısı, hocası ve daha dahası.
"Müminler ancak kardeştir." "Kardeşlerin arasını düzeltin." buyruğu var. Buyurun bakalım; kimler ikisi arasında anlaşmazlık olan kaç tane kardeşinin arasını düzeltti. Düzeltmek ne kelime çoğu zaman daha çok bozulması için yangına körükle gidenimiz az mı? Çoğu zaman da aralarını bozmak için özel çaba gösteririz.
Başkaları ile alay etmek en hoşlandığımız şeylerden değil mi? Onlarla alay eder, onları küçük düşürürsek kendimizin yükseleceğini sanacak kadar basit bir düşünceye çoğu zaman kapılırız. Hele bu aynı mevki ve makama birlikte sulanıyorsak rakibimiz olan kardeşimizi gözden düşürmek için her şeyi hazır bekleyen bir sürü insan yok mu aramızda? Çoğu zaman kendimizi bulunmaz Hint kumaşı yerine koymuyor muyuz?
Hele kadınlarımız bir araya geldiklerinde en çok yaptıkları şey yanlarında bulunmayan birini çekiştirmek değil de nedir?
Yüce Rabbimizin yasakladığı üç kötü davranış var ki, bunu ben hiç yapmıyorum diyecek babayiğit yoktur aramızda. Bunlardan birincisi; başkaları hakkında gerçek bilgi ve delile değil, tahmine dayalı kötü düşünceler besleme (suizan). ikincisi insanların özel hayatlarını, sırlarını ve gizliliklerini araştırarak ortaya dökmek (tecessüs). Casusluk da bu kökten gelen bir kelime. Yani başkalarının gizlilikleri ortaya dökmek. Ve üçüncüsü de; belki de en kötüsü bir kimseyi arkasından çekiştirmek (gıybet).
Bir kimsenin arkasından onun hoşuna gitmeyecek şeyler söylemek, başkalarına aktarmak dinimizce yasaklanmış ve caiz olmayan şeylerdir.
Bir başka yaptığımız kötü hareket de birinin arkasından onun yapmadığı, konuşmadı şeyleri söyleyip onunla ilgili olmayan şeyleri uydurmaktır ki bu da iftiraya girer ki çok daha kötü bir fiildir.
Yüce Mevla'mız bizleri küsen, darılan kardeşlerinin arasını düzeltenlerden eylesin. Başkaları ile alay eden değil onların iyi huylarını, güzel davranışlarını methedenlerden eylesin. Dedikodu, gıybet, tecessüs ve iftira atanlardan uzak eylesin, bizlerde de bu huylardan varsa bizleri de ıslah eylesin ve günahlarımızı affeylesin.
Emirlerini yerine getiren, nehiylerden kaçınanlardan eylesin.
