reklamy

Abdullah ALTAŞ


AMERİKAN BAHARI...

AMERİKAN BAHARI...


 

          Amerika Birleşik Devletinde siyahi bir vatandaşının polis tarafından acımasız bir şekilde

öldürülmesi neticesinde ülkenin tüm şehirlerinde

Protesto gösterileri yayılmaya başlamıştır.                     

          İhtimalki A. B. D. bu protestoları hiç beklemiyordu. Bu ve buna benzer protestolar hep

A. B. D. Dışındaki ülkelerde olur, o ülkeler perişan olur, yıkılır, Amerika da ellerini zevkle ovuştururdu.

Böyle ülkeler Amerika'ya muhtaç olur. O'nun kölesi haline getirilirdi. Amerika böyle ülkeler için çok üzülür, endişe duyardı. Hele bu ülkeler başta

Türkiye olursa, ortadoğu ve İslam ülkeleri olursa

daha da çok üzülür, endişesi tavan yapar, oralara özgürlük götürmek isterdi. Bu ülkelerin doğal kaynakları varsa oralara özgürlük götürmeyi gündemlerinin birinci sırasına koyarlardı. Bu ülkelerin basınına da "Arap baharı" manşeti attırırlardı ki halk anlamasın gerçekten "Bahar"

zannetsin isterlerdi.

          Amerika hep kışı yaşayacak değil ya, oranın da "Bahar'a" ihtiyacı vardı. Bir Amerikan polisi bu ihtiyacı karşıladı. Oraya da bahar meşalesini yaktı.

          İhtimali ki Amerika böyle bir protestoyu beklemiyordu. Hep kötü insanlar bu işi karıştırıyorlardı.

          Amerika anlam veremiyordu bu kötü insanların yaptıklarına. Oysaki onları herkes seviyordu.

          Onlar her zaman barışa götürüyorlardı insanları. Medeniyet! Öğretiyorlardı.

          Yalnız  Amerika'nın yanıldığı bir nokta vardı. Ülkemizde olan bir deyim vardı. "etme bulma dünyası"

          Sanırsam lugatlerinde veya deyimler kitaplarında bu sayfayı birileri yırtıp atmış, o cümleyi göremiyorlardı. Eee doğal olarak göremeyince bu cümleyi onunla amel edemiyorlardı. Eee ne olacaktı bu gidişin sonu?

          Şimdi bu acınacak duruma biz üzülmeliydik. Biz endişe duymalıydık. Barışı ve özgürlüğü biz götürmeliydik oralara. Medeniyeti biz öğretmeliydik.

           Bu dünya, kötülük yapanın da karşılığını gördüğü bir yerdir. Hiç kimse, yaptığım yanıma kar kalır dememelidir. Gün olur, devran döner, herşey unutulur diye düşünmemelidir.

          Atasözlerimizde şöyle cümleler vardır: "Keser döner sap döner. Bir gün gelir hesap döner." "Gülme komşuna, gelir başına." Umarım bu sözlerin karşılıkları Amerika deyimler kitabında mevcuttur. Korkarım o sayfalar da yırtılmış olmasın.