Bu köşede yazmaya başladığımdan beri hemen her yazımın konusu Ukrayna-Rusya savaşıydı. Savaş artık Rusya için kazansa da kaybedenlerden olacağı kesinleşerek rutine dönüştü. Milyonlarca masum Ukrayna halkı yerlerinden yurtlarından ayrılarak göçmen oldular. Binlerce sivil öldü. Fakat direndiler ve halen direnmeye devam ediyorlar. Eğer bu savaş bir an önce sonlandırılamaz ise arzu edilen ve senaryonun parçası olan kıtlık başlayacak ve özellikle çöl kuşaklarındaki fakir ülkelerde toplu ölümler başlayacaktır. Sanırım bunu Fransa Cumhurbaşkanı da söylemiş. Dünya iyice dip yapmalı ki yeniden kurulabilsin. Yeni kurulacak Dünya çok farklı olacağından ben biraz eski çağlardan bahsedeceğim. Aslında bahsedeceğim eski çağlar, gelmekte olan yeniçağ için de ipuçlarıdır.
Bugün çok revaçta olan ve hemen herkesin sahip olmak istediği apartman daireleri ilk Romalılar döneminde inşa edildiler. Antik dönemde insanlar belli sınıflara ayrılırlardı. En alt sınıf fahişeler ve köleler, çiftçiler, askerler, rahipler ve efendiler şeklinde oluşuyordu. En alt sınıftaki köleler bir üst sınıfa geçerek sınıf atlayamazlardı, çünkü kast sistemi buna izin vermezdi. Evlenmelerine izin verilir ancak bir köle başka bir köle ile evlenebilirdi. Doğacak olan çocukları da köle olarak doğardı. Bu statüleri değişmezdi. Özgürlükleri verilen köleler olsa da bir üst sınıfa geçemezler ve mülkiyet edinemezlerdi. Çiftçilerin, işçilerin ve zanaatkârların mülkiyet hakları vardı ve toprak sahibi olabilirlerdi.
Apartmanlar, efendiler tarafından, 6-7 katlı olarak tuğlalar kullanılarak inşa ettirilir ve buralarda köleler topluca yaşarlardı. Bunlar şehirlerde ya da kırsal kesimde de olabilirdi. Efendilerin nadiren bu apartmanların en alt katında oturanları olurdu. Genelde kendileri için inşa edilen müstakil evler de yaşarlardı. Efendiler, köleleri hemen her işte çalıştırabilirler, kiralayabilirler, satabilirler hatta M.Ö. 5. Yüzyıl öncesine kadar öldürebilirlerdi. Köleler önemli emtialar arasında yer alır ve ticareti yapılırdı. Köle edinme yolları oldukça fazlaydı. Genelde savaşta ele geçirilen halk köleleştirilirdi. Bunun dışında insanlar kaçırılarak dahi köleleştirilebilirdi. Bir borçlu alacaklısına borçlarını ödeyemediği durumlarda da alacaklısının kölesi olabilirdi. Kimsesiz çocuklar, gayri meşru çocuklar hemen köleleştirilirdi.
Antik dönemde köleler inançlarında serbesttiler. Kötü bir iş yapmadıkları sürece kendilerine fena muamele yapılmazdı. Kölelerin iaşeleri, giyimleri ve yatacak yerleri efendileri tarafından sağlanmak zorundaydı. Ayrıca kendilerine günlük bir “obolos “ para ödenirdi. (Obolos para birimi, 0,73 gr. ağırlığında gümüş sikkedir) Köle olmadıkları halde bazı insanlar yukarıdaki imkânlara sahip olabilmek için kendileri köleliği seçerlerdi. (Modern kölelik olarak tanımlanan nedir?) Efendisinden kaçan kölenin cezası tüm ailesi ile birlikte idam edilmekti. Köleler kendilerine verilen paraları biriktirerek özgürlüklerini efendilerinden satın alabilirlerdi. Fakat köle iken özgürleşen herhangi bir kişiye Roma vatandaşlık hakkı verilmezdi.
Antik çağda cinsel yaşam sıradan bir olaydı. Bir erkek için; evli karısı, hetahere (metres), ya da pornai (fahişe) olabilirdi. Hatta bir erkeğin erkek sevgilisinin olması, bayan sevgilisinin olması kadar hayatın en olağan normaliydi. Örneğin Büyük İskender ve Babası Philippos, Platon, Aristoteles gibi ünlü kişilerin erkek sevgililerinin olduğu bilinmektedir. (LGBT nedir?)
Hanımefendiler, Beyefendiler! Dünya; tarihinde bu güne kadar hiç görmediği en büyük krizin eşiğindedir. Amaç insanlığın azaltılarak antik çağdaki yaşam şekline benzer şekilde dönüştürülmesidir. Mükemmel bir coğrafya da yaşıyoruz. Topraklarımız bereketlidir. Hiçbir alanı boş bırakmadan ekmeliyiz ve 50-60 yıl önceki büyüklerimizin yeteneklerini kapitalist sisteme bağımlılıktan kurtulabilmek için yeniden edinmeliyiz. Ukrayna’dan sonra Balkanlarda karışmak üzeredir. Proje’nin adı KAOS’tur. Pandemi’nin devamı ekonomik kriz ve ekonomik krizin devamı büyük savaşlar ve kıtlıktır. Savaş ve kıtlığın devamı yok oluştur. Bu süreçte tarımda iyi olanlar hayatta kalmayı başarabileceklerdir. Antik Mısırın sembolü, Ra’nın gözü, günümüzde İlluminatinin sembolü, Horos’un çocukları boş durmuyor. Küresel Sermayenin çeteleri tam kontrol olarak kurguladıkları yeni Dünya düzeninde en güçlü coğrafya bize aittir. Yeter ki görelim ve adam gibi yönetilelim. Hızlı, hemen, çabuk her alanda askeriyle, sanayicisiyle, çiftçisiyle, zenginiyle, fakiriyle paylaşarak kendi kontrolümüzü horosun çocuklarına bırakmayıp kendimiz sağlamalıyız. Vahşi kapitalizmin büyüsüne kapılan ve paylaşmayı bilmeyen zenginler bilmelidir ki “fakir aç iken zengine huzur yok!” Bu 21. Yüzyılın sloganıdır. Kapitalizm bitiyor. Uyanın. Benden söylemesi. Kalın sağlıcakla…
