reklamy

Dr. Öğr. Üy. Deniz DENİZ ÖZTURAN


ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU  

(ASOSYAL DEĞİL ANTİSOSYAL)


 

Antisosyal dediğimiz kişiler toplumda asosyal kişilerle sıklıkla karıştırılıyor. Asosyal kişiler topluma girmekten çekinen, toplumsal olaylardan kaçınan kişiler iken antisosyal kişiler toplum kurallarını yok sayan, kurallara uygun olmayan davranışlar gösteren kişilerdir. Öncelikle bu konuda hep yapılan yanlışı düzeltelim.

Antisosyal kişilerin içlerinde hep bir öfke vardır. İntikam duyguları ile doludurlar. Sürekli kıskandıklarından, birilerine haset ettiklerinden mutlu değillerdir. Merhamet duyguları gelişmemiştir. Kavgacı, alaycı, kindar, acımasız, korkusuzdurlar. Sert, kaba, soğuk ve duygusuzdurlar. Çevreye ya da canlılara karşı kendilerini sorumlu hissetmezler. Toplumda sürekli bir çatışma, kavga içerisindedirler. Bu kişiler suç işleyebilir ve sonrasında da pişmanlık hissetmeyebilirler. Hassas duygular onlara göre zayıflıktır. Madde kötüye kullanımı, kaygı bozuklukları, duygudurum bozuklukları ek olarak gözlenebilir.

Çocukluklarında kötüye kullanılma, istismar, aile içi şiddete tanık olmak sıklıkla bulunur. Genetik geçiş de söz konusu olabilir. Ailede antisosyal (baba, amca, dayı nadiren anne) kişiler olabilir.

Antisosyal kişilerin tedavisi oldukça güçtür. Psikiyatrik tedavide elektrokonvülzif terapi, antidepresanlar, lityum ve duygudurum dengeleyiciler denenmiştir. Bu konuda kesin bir tedavi şeması yoktur. Hastaların ilaçlarını almama eğilimleri de önemli bir sorun olarak psikiyatristlerin karşısına çıkmaktadır.

Birçok vaka tedavi olmasa bile suça yönelik etkinliklerde 40 yaşından sonra bir azalma görülmektedir. Biyolojik dürtülerde azalma, sosyal koşullamanın biriken etkileri ve kendine zarar verici davranışları daha iyi kavramış olmanın bunda rolü büyüktür. Bu şahıslara psikiyatri literatüründe “tükenmiş psikopatlar” denir. Benmerkezci, duyarsız ve istismarcı duygulanım ömür boyu sürer.

Genetik ve mizaç özelliklerinin, öğrenme ve kötü çevresel etkenlerin antisosyal kişilik bozukluğunda önemli rolleri olduğundan, öncelikle oluşmadan önlemek gerekir. Yani bu bozukluk gelişmeden okul ve aile çevresini hedefleyen, aile içindeki yanlışları düzenleyen ve antisosyal kişilik bozukluğu gelişmesini önleyecek programlar bu bozukluklarla çok daha etkin bir mücadele yöntemidir.