Bugün, 23 Ocak 2026 Cuma

Abdullah ALTAŞ


AŞIRI HOŞGÖRÜ!

AŞIRI HOŞGÖRÜ!


Hoşgörü kelimesi çok kere yanlış algılanabiliyor. Adı üzerinde, hoş görülecek davranışlara "Hoşgörü"   gösterilebilir.  Hoş görülmeyecek davranışlara zararlı davranışlara nasıl hoşgörü ile yaklaşılabilir?

Bir milletvekili müsveddesinin polise yumruk attığını görsel basından öğrendik. Meğer bu milletvekili müsveddesinin suç dosyası kabarıkmış!

Herkesin aklına şu soru gelir. "Bu kadar suçu olan kişi nasıl milletvekili oldu?"  "Hakkında yetmişbeştane fezleke" bulunan bir milletvekilinin fezleke sayısının 'yüz' rakamına mı ulaşması bekleniyordu? Bu zamana kadar neden gereği yapılmadı?

Bu" Fezleke" kelimesi nedir? Bu kelimenin halkımızın daha iyi anlaması için onun yerine başka bir kelime kullanılamaz mı?

Bir Avrupalı tarihçi şöyle demiştir. "Osmanlı'yı aşırı hoşgörüsü yıkmıştır!"

2. Abdulhamit dizisini birçoğumuz izlemişizdir. Bu dizide  2. Abdulhamid'in kendisine ve Osmanlı'ya düşmanlık yapan, bunu sadece sözde bırakmayıp hem Osmanlı’yı hem 2. Abdulhamid' i yıkmaya ve yok etmeye çalışan, buna yönelik eylemleri olan kişileri 2. Abdulhamid'in affedici tutumu karşısında, bu diziyi izleyenlerin hop oturup hop kalktığını görmüşüzdür. "Bu kadarda hoşgörü olur mu? Demişizdir.

Bugün de aynen buna benzer sahneler görmekte olaylar yaşamaktayız.

Adam kalkıyor devletten  maaşını alıyor ve en güzel şartlarda yaşıyor "ülkenin yıkılmasından, bölünmesinden söz ediyor". Hakaretler ve tehditler, polise yumruk atmak adeta gündelik sıradan rutin bir davranış haline gelmiş... Hırçınlık diz boyu... Bir gözü dönmüşlük söz konusu...

Böyle bir kimseye âdetâ  "ayıp, ayıp sana yakıştıramıyorum!" der gibi kibar  bir yaklaşım sergileniyor veya İşler kötüye gitmesin, çatışma çıkmasın diye efendice bir tepki veriliyor.

Daha düne kadar ülkenin ve milletin bağımsızlığına söylenemeyecek sözler artık rahatlıkla söylenebiliyor, yapılamayacak davranışlar sergilinebiliyor.

Adamlar başka ülkelerin elçileriyle Ülkemizin aleyhine fiskoslar yapıyorlar, bu fiskoslar fiskos olarak kalmıyor eyleme geçiyorlar, bilinmeyen daha nice talimatlar alıyorlar belki... 

Bu nesneler ,  ülkemizin aldığı silahları ve kazanımları geri vereceğini düşman ülkeye sözünü veriyor.

Adamlar, Türkiye'nin ne kadar düşmanı var ise onlarla buluşuyor, onlarla görüşüyor, onlarla poz veriyorlar, bizim hangi tarafta olduğumuzu anlayın! demeye getiriyor ve bunu da saklamıyorlar!...

Bunlar gene koltuklarına oturup maaşlarını almaya devam ediyorlar!

Bu ne hoşgörü! Merak ediyorum! Başka bir ülkede böyle bir hoşgörü var mı?

İngilizler Türkiye’yi dert edinmişler, içimizdeki yandaşları için anket yapıyorlar, acaba hangisi işimize daha yarar diye!

 

Adamlar muhalefet olmasına rağmen sanki iktidar gibi icraatte bulunuyor, devlet memuru ve görevlilerini tehdit ediyor, kimse bize bir şey yapamaz edasıyla hareket ediyor.

Adamlar vatana millete hakaret, küfür ediyorlar karşılık ve tepki şu" dur bakalım, şu komisyona gidelim, hele dur bakalım şu günü bekleyelim hele dur bakalım falan gün oylayalım...!

"Kahpe içeriden olunca, kapı kilit tutmaz oğul!

Halkın içinde bozgunculuk yapan, haindir oğul!"

                                                    (Dede Korkut)