Gün geçtikçe özümüzü, kimliğimizi, kültürümüzü, geleneğimizi, adetlerimizi, kısacası BİZİ BİZ YAPAN bütün değerlerimizi kaybediyoruz.
Kültür emperyalizmi bu olsa gerek. Dün gece bütün ulusal televizyonlardaki şu “boğa rezaletini” izlemeyen var mı? İzlemeyen var ise, mutlaka izlesin. Ben bu haberi izlerken insanlığımdan utandım. O doğa harikası Ayder Yaylamızda bir festival düzenleniyor ve boğa dövüşü tertip ediliyor. Ayder Yaylasında boğa güreşi. Bu organizasyonu tertip edenlerin acilen yakalanıp psikolojik rahatsızlıktan dolayı toplumdan tecrit edilmeleri gerekir. Bunların sağlıklı olmaları mümkün değil. Bizim kültürümüz ile, geleneklerimiz ile boğa güreşinin ne alakası olabilir ki? Sizi arenaya sürmek daha akıllıca olurdu.
Yarış yapacaksak at yarışımız var, cirit atma, güreş sporumuz var bizim. Festivali onunla yapsana. Boğa bu boğa, tedbirini de almazsan öldüresiye seyircinin arasına daldı ve millet canını zor kurtardı. Ayderdeki bu rezalet görüntü bu rezalet festivallerden sadece bir tanesi olduğu için kaleme alma ihtiyacını hissettim.
Pandemi de bitmişken ülkenin her tarafında festivaller düzenlenmeye başlandı. Festivaller önce o yörenin gelenek ve göreneklerinin tanıtımı için yapılır. Araya da o yörenin müzik programlarını serpiştirirsin. Al sana festival. Bu korkunç yarışma için kimbilir ne kadar bir harcama yapıldı? Halkın parasını deli saçma festivaller ile çarçur etmenin ne gereği var? Hani bazen deriz ya, Allahım aklıma mukayet ol diye. İnşallah bu rezaletin sorumluları hakkında gereği yapılmıştır.
Bizim atasporlarımıza kıran mı girdi de, İspanya’nın vahşi geleneğini ta Ayder Yaylası’na taşıyorsunuz? Bütün değerlerimizi nasıl da unutturdular bize.
Bir özenti hastalığıdır gidiyor. Bu sadece festivallere has bir şey de değil. Her konuda yabancılaşma hastalığı başladı. Oysa Türk milleti olarak bizim o kadar güzel kültür ve geleneklerimiz var ki, önce onlara sahip çıkmak ve onları yaşatmamız gerekiyor. Allah akıl fikir versin bu tür akıl fukaralarına.
