Yelkenleri yürek
Zarından yapılmış,
İçi, insan “Ah” ları
İle şişirilmiş
Bir gemide
Yolculuk yapıyoruz!
Yusuf’una ağlamaktan
Gözlerini kaybeden
Yakub gibi!
Kaybettiğimiz gözlerimizi
Ellerinde getirecek diye
Birini bekliyoruz!
Sevdiğinin kokusunu
Hissetmek;
Toprak gibi!
Yoksulun elindeki
Ekmek gibi!
Allah için
Akıtılan gözyaşı,
Alnımızdaki ter gibi!
Acın geldi, sancın geldi,
Hıncın geldi
Sen gelmedin ey sevgili!
Kefaretimiz,
Yokluğunun dehşetine
Katlanmak olsun!
Bu yoldan dönersek!
Kefaretimiz
Cehennem olsun!
Bu acıyı, Mehr’e
Bedel kabul et.
Bekletme ki, bekleniyorsun!
Yaşı 50'nin altındakiler bilmez, hatırlamaz.
Bu memlekette, İki bakanıyla birlikte Halkın seçtiği Başbakanı astıkları darbenin tarihi olan "27 Mayıs" resmi bayramdı.
Resmi tatil olur, törenler yapılırdı.
23 Nisanda coşku ile açılışını kutladığımız Meclisin, sadece bir ay sonra bu kez kapatılışına sevinir, bayram yapar, eğlenir coşardık !
1960’ta başlatılan bu utanca, "Yeni darbe geldi eskisi zail oldu" kabilinden, 1980 darbecileri son vermişti.
Akıl tutulur, insaf tutulur, ar tutulurdu...
Millet mahzun, Halk yılgın, İnsanlar ümitsizdi.
Tarih yazmış koskoca bir Milleti, mankurta çevirmişler, divane etmişlerdi. .
- Hem dövüyor hem döveni alkışlatıyor.
- Hem ülkeyi yağmalıyor, hem yağmacıyı kutsuyor.
- Hem asıyor hem de celladın ipini öptürüyorlardı...
Böyle garip bir Ülkeydi ki benim Ülkem ve öylesine çaresizdi ki Milletim...
Menderes’in Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri, 27 Mayıs sabahı darbecilere ilk meydan okuyan mebustu.
Askerler Demokrat Partili mebusları Harp Okulu’na götürüp tıkmışlar. Burası bombalanacak diye de bir şayia çıkarmışlar. Herkes paniklemiş ama o bir köşeye çekilip namaza durmuş. Bir albay gelip bağırmaya başlamış: “Tevfik İleri nerede?” Namazda yakalamış onu. Hem kıyamda hem rükûda hem secdede tekmelemiş. Selam verince yakasına yapışmış: “Ben senin belalınım, seni öldüreceğim.". Aynı sertlikle cevabını almış: “Asıl bela, kendisini bela olarak gönderenin kim olduğunu bilmemektir.”
Evlendiği gün eşi Vasfiye Hanım’a “Önce vatanımızı, milletimizi seveceğiz, sonra birbirimizi.” diyen Hemşinli Tevfik’in eviydi burası. Yassıada’da cehennemî bir hayata mahkûm edildiğinde bile milleti için dua eden Tevfik’in. 18 Martlarda öğrencileri toplayıp ilk defa Çanakkale’ye götüren Milli Eğitim Bakanı Tevfik’in.
27 Mayıs 1960 onun için de sonun başlangıcıydı. Darağacı listesinde o da vardı. Yassıada’da Menderes’in yoldaşıydı. Darbeyi kendine yediremedi. Kahrından kanser oldu. Darbecilerin insafı idamı müebbede dönüştürecek kadardı. Yassıada’dan Kayseri cezaevine gönderdiler onu. Hastalık ilerledi ve Ankara Hastanesi’ne taşıdılar. Ama keder büyüktü. Hemşin’de başlayan dünya sürgünü Ankara’da son buldu. Menderes’in idamına ancak 3 ay dayanabildi. 1961’in son günü yoldaşına kavuştu:
“Menderessiz yeni bir yılı istemem.” der gibi.
Eylül’de Kayseri cezaevinden eşi ve çocuklarına elveda satırları yazarak sona yaklaşıldığını haber vermişti sanki: “Allah var. Büyük Allah var. Her şeyi görüyor, biliyor… Gerisi laf u güzaf. Yapılacak tek şey tebessüm etmektir.
Size mal mülk, servet bırakmadım. Ama şerefli, namuslu, erkek bir ad bırakabildim. Hiçbir zaman başınız yere bakmayacaktır. Bununla müteselliyim, siz de bununla iftihar edeceksiniz.”
Acılarla, zulümlerle dolu bir hayattı onunkisi ama acılarını şikâyete dönüştürmedi hiç. Yaşanacak bir kaderi olduğuna inandı. Allah’a dayandı, saye sarıldı, hikmete ram oldu. Mütevekkildi hep… Son mektuplarından birinde şöyle diyordu biricik Vasfiyesine:
“… Günlerden Çarşamba diyorlar. 27 Temmuz. Saat beş. Dünya iblis cenneti, ahiret İsmail teslimiyetidir. Rahat uyudum. 04.30’da uyandım. Vasfiyem de ve belki kızlarım da bu saatte uyanıktır. Ve Allah’a niyaz etmektedirler. Hemen kalktım abdest aldım, namazımı kıldım. Ve Allah’ımızın lütfu olan bu güzel ve alacakaranlık sabahta muazzez memleketimiz, yuvalarımız, çocuklarımız ve kendimiz için dua ve niyazda bulundum…”
Eşi Vasfiye Hanım geri kalmadı ondan. Zindan hayatının birinci yıldönümünde darbecilerin edatlar ve bağlaçlar dâhil 50 kelimeyle sınırlandırdığı mektup yazma hakkını şu sözlerle kullanmıştı:
“Canım Tevfikciğim, bugün Kurban Bayramı’nın ikinci günü. Aynı zamanda seninle bedenlerimizin ayrılık yılı arifesi. Kocaman bir sene geçti aradan. Ve bu kocaman bir senenin hülasasını yaparsak kâr zarar diye, bence kâr tarafımız ağır basıyor. Gerçi, çok ıstıraplar çektik ve çekmekteyiz, işte bu çiledir bence bizi kârlı çıkaran.”
Bir nar ağacı var, Bir de Dar ağacı,
Namerde Nar düştü Yiğide Dar ağacı
Yusuf(as) zindan görmedi,
Zindan bir Yusuf gördü...
Yiğide her yer meydan,
Ümitsize her yer zindan..
Allah yolunun müdavimlerine Birlik ve beraberlik içinde mücadele eden yağız yiğitlere Haklıdan ve Hakkı'n yanında olanlara selam olsun..
Duhulü ile şereflendiğimiz Cuma gününün Mübarekligi hayrâtı berakâtı fuyuzâtı üzerimize olsun.
