Bugün, 13 Şubat 2026 Cuma

Mehmet Ali AYDIN


BEN DEMİYORUM

BEN DEMİYORUM


"Millet ve Devlet olarak önlem almamız lazım.

Almanyada önlem olarak uyulması gereken kurallar dün açıklandı. Elektrik tek lamba saat 22 kadar yada hiç, yemek tencere kapağı kapalı pişirin haftada iki tencere yemek yapın,doğal gaz sadece ekzi hava durumunda kullanin bir saat.Toplu taşıma kullanin.Alis veriş fazla yapmayın yemek için makarna tüketin vs. şaka değil yalan değil buna benzer önlemleri Almanyada dün yürürlüğe girdi. Dünyanın en güçlü ekonomiye sahip olan Almanyadan bahsediyoruz..! Anlayana bu gerçekler çok şey ifade ediyor.. Bizde kavala ve Demirtaş'a özgürlük için uğraşıyoruz , Atatürk'ün askerleriz "  (Not: Kelime imla hatalarına da dokunulmamıştır)

Yukarıda ki yorum bana ait değil. Almanya'da yaşayan bir Türk vatandaşına ait. Son günlerde akaryakıta ard arda yapılan zamlardan dolayı milletle kafa bulmaya çalışan belli bir kesim var ve kendileri hiç bir şeye katlanmasınlar, sıkıntı çekmesinler fakat birileri onların yerine cereme ödesinler istiyorlar.

Dilin kemiği yok ki; adam yazmış "Umumi istek üzerine akaryakıta yeniden zam yapıldı." El insaf hiç bir devlet, hükümet yoktur ki halkının yaşadığı zorluklar, sıkıntılar ve yokluklardan zevk alsın. Kim isterki vatandaşının canı yansın. Eğer böyle isterikler varsa o ayrıca şizofrenik bir vakadır ve tedaviye ihtiyacı vardır. Bunları adam yerine koyup da muhatap almak da ayrıca sağlıklı bir akılın işi değildir.

Arkadaşlarımdan bazılar hocam sen siyasi paylaşımlar yapma, bizim gözümüzde iyi bir eğitimci, kanaat önderi ve araştırmacı yazar olarak kal diyorlar. Çok iyi, has diyorsunuz da biz etliye sütlüye karışmadan, haksızlığa karşı durmadan ve Hakk'ın yanında saf tutmadan ot gibi mi olalım. Haksızlık karşısında susarak dilsiz şeytan mı olalım. Hataları söyleyelim ama doğruları yazmayalım mı?

Bu hükümetin çok yanlışları var, hataları var, adam kayırma var, ihaleye fesat karıştırma adamına ve isme göre peşkeşler var ve son zamanlarda ekonomik anlamda da bütün yer kürede olduğu gibi bir başarısızlık var. Ammenna. Buna karşılık bunların yerine iktidara talip olanların sunduğu bir alternatif çözüm önerisi var mı?

Altısı bir araya gelip, oturup kunuşuyorlar sonra, sonrası yok. Kem küm. Bize yapacağınız elle tutlur, gözle görülür birşeyler sunun bizde ikna olalım ve bu iktdara bir ders verelim. Siz bu kafayla gider ve seçim kazanırsanız önce size oy verelenlere güzel bir ders vereceksiniz. Şu an durum bunu gösteriyor. Bazı arkadaşların bunu not alsınlar onlarla bu konuyu sonra görüşürüz ömrümüz olrsa inşallah. Alın size çözüm önerileri.

Allah için yok da değil. Mesela Ayasoyfa'yı yeniden müze yapmak, İHA ve SİHA üretimini durdurmak, hatta bunu üretenleri cezalandırmak. Bizim nasıl olsa silaha iktiyacımız yok. Yapılan pek çok eseri yıkmak ve her köşeye bir heykel yapmak gibi çözüm önerileri var. Birde hep birlikte bir Cumhurbaşkanı seçecekler ama mevcut kanunlar çerçevesinde kendi seçtikleri cumhurbaşkanının kolunu kanadını kırıp altılı koalisyonla ülkeyi yönetecekler. Peki seçtiğiniz adam "siz kimsiniz beni madem adam yerine koymayacaktınız da niye seçtiniz, ben yetkilerimi sonuna kadar kullanırım arkadaş" derse ne diyecekler.

Ayrıca paylaştıkları bakanlıklara kendi adamlarını yerleştirmek için mevcut bürokratlara da yol gösterecekler. Gerçi onların çoğu da bunu hak ediyor ya, o ayrı bir konu. El etek öpüp elli yerden torpil yapıp bir yere yeşleşiyorlar sonra da orasını babalarının tapulu malı sanıyorlar. Bunları dehlesinler zerre kadar acımam. Fakat hasbel kader nasıl gelmişse gelmiş önemli değil, görevini hakkıyla yapanlara acıyacaklar mı sanıyorsunuz.

Şayet sananlar varsa benim "Hatıralar Hatırlandıkça" seri yazılarımı okusunlar.

Velhasılı kelam "siz kendiniz düzeltmedikçe, kimse sizi düzeltemez". Almanların bir atasözü var benim çok da hoşuma gider: "Herkes evinin önünü süpürürse sokaklar tertemiz olur". Haydi önce kendimizden başlayalım düzelmeye ve düzeltmeye ki başkalarına söz söylemeye hakımız olsun.

Son söz, filozofun biri şöyle söylüyor: "Yeryüzünde kötülük ve çirkinlik yoktur. Kötülük ve çirkinlik sizin bakışlarınızdadır. Bakmasını bilin."