Bakıyorsun koç gibi, adam gibi, dost gibi, gardaş gibi...
Diyorsun ki bir yaralı parmağı da o tükürükle sarar, bakıyorsun öyle değilmiş olay. Bakıyorsun oda makamlarda güvercin olmuş önceden, çift takla 3 takla ögrenmiş, çeketteki tüm düğmeler ilikli..
Kınıyor muyum, asla, sistem bunu yaptırabiliyor. A’sı , B’si olmaz, varsa bir sınır ve duruyorsan orada uzanmış ise bir lokma almak zorunda O...
Ne etsin, sizleri krallar gibi yaşatacam diyerek bir yere oturanlara nasıl bir hırs virüsü musallat oluyorsa unutuluyor olmasada olmuyor sözler, eski dostlar, gardaşlar, arkadaşlar bile pırrr..
Hak veriyorum hiç birine , vallahi onları kınamıyor dönen sistem bu ise ne etsin onlar, habire dönmekle geçecek ömür, iş, aş, çare ise pantolonun arka cebinde onlar cüzdanda hala buruşuk duruyor..
Gitsem de gelsem de arka cebimden çıkmaz olmuş o istek. Sözüm geri kalacak. Allahım bugün sokakta idim yine ağladı gözüm, o cocuklar okul çağında haccak uşaklar da, demekki çaresiz ki açıp elini elden gırtlak lokması istiyor benim ilimde. Kim bilir ne halde onlar, nasıl gecesi nasıl gündüzü yada bu ilin yedi eminleri çok destek te olsada yedi eminlere uzanan elin zenginleri de uzanmalı.
Onlar adı gibi çocuk, elleri açık sokakta olmamalı, elleri havada elinde kalem soru sorulan sınıflarda olmalı...
Demem bu.


