MİKAT:
Mikat’ta dur, çünkü!
Elini kolunu sallayarak
Harem bölgesine giremezsin.
Muhterem kılınmış
Bir toprağın sınırındasın.
Buraya “Mikat” denir.
Bu sınırı Cebrail
Allah'ın emri ile çizmiştir.
Bu sınıra mahşerin
Sınırı da diyebilirsin.
Bu sınıra gelmeden
Giyilen elbiseye, “ihram”
Yani mahşer elbisesi denir.
Kadınlar bu bölgeye
Daha uyumludur:
Çünkü kadın da
Bu bölge gibi haremdir.
Dokunulmazlığı vardır.
Kadın burada,
Görevli meleklere;
Kendini tanıtacak kadar
Elini yüzünü açacak.
Mahşerde bütün
Maskeler düşecektir.
Mahşerde süs ve
Ziynete de ihtiyaç yoktur,
Mikat’ta süsleri atacaksın!
Dünyanın her tarafından Müslümanlar bu farzı yerine getirmek için fevc fevc Haremeyn Beldesine gidiyor.
Onlara çağrımız var. Ey Hacılar! Öncelikle size Mebrur bir Hac diliyoruz, dualarınızda Ümmeti unutmayın. Resulullah (sav) in huzuruna vardığınızda: Salat, Selam, bağlılık ve mahcubiyetimizi lütfen iletin. Sonra da deyin ki:
Ya Resulallah!
-Mübarek belden Medine’den kovduğun Yahudilerin yeniden hurma ağacı dikecek kadar, tekrar hükümran olduklarını biliyor musun?
-Yahudilerin Mescidine girdiklerini, Arafat ve Uhud’da vakfe yaptıklarını biliyor musun?
-İsrail uçaklarının Haremeyn semalarında ve Kabrı Şerifinin üzerinden uçtuklarını; uçarken de alaylı bir şekilde: bakın Muhammed’in kabri üzerinde uçuyor ve fotoğraf çekiyoruz diye kasıldıklarını biliyor musun?
-Haram mıntıka Kızıldeniz sahillerinde, getirdiğin dinin yasakladığı kıyafetlerle; kadın/erkek, Müslim/gayri müslim karışık bir şekilde yüzdüklerini biliyor musun?
-Medine şehrine 150 km uzaklıkta, gitmeyi yasakladığın, mecburen gidilecekse, ordan hızla uzaklaşılması gerektiğini emrettiğin, Semud Kavminin helak olduğu Ula’ denen yerin, artık konserlerin, dansların yapıldığı bir merkez haline getirildiğini biliyor musun?
-Haremeyn Diyarında artık içkinin, uyuşturucunun serbest satıldığını, sinema ve gayrimeşru merkezlerin açıldığını biliyor musun?
-Dininde Emin sayılan Mekke ve Medine’nin artık; Rabbani alimlerin, tebliğcilerin ve davetçilerin yakalanıp zalim idarecilerin zindanlarında işkenceye maruz kalıp, ölüme terk edildiklerini, buna mukabil; dinini sulandıranların, ilimleri ile amel etmeyen münafık alimlerin kıymet gördüğünü biliyor musun?
-Hain ve işbirlikçi idarecilerin arzusu istikametinde, İslam beldelerinden gelen Rabbani Alimlerin Haremeynde yakalanıp, Allah’a savaş açan zalim idarecilere iade edip, teslim ettiklerini biliyor musun?
-Artık Haremeyn Diyarında Yahudilerden ve Cihattan bahseden Ayet ve Hadislerin; Kur’andan, Hadis kitaplarından çıkarıldığını, Kitap ve Sünnette tahrifat yapıldığını biliyor musun?
-Haremeyn Diyarında Filistin’in haritalardan ve okul kitaplarından çıkarıldığını, Kabe’de ve Mescidinde Gazzeli Mücahitlere açıktan dua etmenin yasak olduğunu biliyor musun?
Ya Resulallah! Esasen biz halimizi Sana arz ediyoruz. Elbette bütün bunları biliyorsun ve haberini vermiştin. Esasen huzurunda mahcubiyetimizi ve zayıflığımızı dillendiriyor, Ruhaniyetinden medet umuyoruz…
NEDEN, NİÇİN?
Neyi, niçin yapacağız?
Buna niyet diyoruz.
Neyi, niçin yapacağımızı
Eğer bilmiyorsak,
Nasıl yaptığımız
O kadar önemli değildir.
Dilin niyeti söylemek,
Aklın niyeti bilinç,
Bedenin niyeti amel,
Kalbin niyeti de marifettir.
Marifet, Allah’ı bilmektir.
Asıl olan budur.
Niyet, ibadeti âdetten
Ayıran bir şeydir.
Niyetimizle âdetlerimizi
İbadet haline getireceğiz!
Bu vesileyle Nurun merkezinden,
Islam devletinin başkentinden,
Imanın yeşerip büyüdüğü şehirden,
Takvanin kök salip yayıldığı şehirden,
Islam önderi, rahmet peygamberi, ümmetin değişmez lideri Hz. Muhammed sav. Ravza-i pâkîsinden En Sevgiliye O Rasûl’e
O Habibe giden kardeşlerimizin yolculuğunu
Rabbim hayırlı ve mübarek eylesin.
Misafirliğinizi ve vazifenizi makbul eylesin.
Duanızı makbul, gönlünüzü mesrur, Haccınız mebrur, zenbinizi mağfur, amellerinizi me’cur, günahlarınızı mestur ve hanenizi mamur eylesin.