Bugün, 11 Mart 2026 Çarşamba

Mehmet Ali AYDIN


BİR DE MİLLİ EĞİTİMCİLER ANLAYABİLSE

BİR DE MİLLİ EĞİTİMCİLER ANLAYABİLSE


 

"Ve elbette milli eğitime son derece önem verilmelidir. Donanma, ordu, devlet, herşey herşey milli eğitimle kaimdir. Maariften mahrum bir memlekette ne istiklal, ne hükümet ne istikbal...

Hiç bir şey, hiç bir şey tasavvur edemem."

(Keçecizade Fuat Paşa'nın memleketin kurtuluşu için Abdülaziz Han'a hazırlayıp sunduğu rapordan)

Ne yazık ki, memleketimizin içinde bulunduğu durumun en önemli nedeni eğitim konusuna gereken önemi vermeyişimiz ve geleceğin mimarları olan gençlerimizi milli ve manevi değerlere mücehhez yetiştiremeyişimizdir.

Cumhuriyet tarihi boyunca en çok ihmal edilip ve üzerinde en çok palavra sıktığımız konu eğitim konusudur.

Memleketin her tarafını fabrikalarla, yollarla, köprülerle donatıp, kişi başına milli geliri 10 bin dolar değil 100 bir dolara çıkarsanız da, onları kullanacak yada devam ettirecek iyi bir nesil yetiştirmediğiniz takdirde sizin için acı akibet kaçınılmaz olacaktır.

Bu günkü dertlerimizin temelinde eğitimsizlik ve cahillik yatmaktadır. Ortak milli değerlerde bulamıyorsak ve milli çıkarlar konu olduğunda bir araya gelemiyorsak nedeni eğitim sistemimizin çarpıklığı ve yetiştirdiği gayri milli insanlardır.

Aynı eğitim sisteminin mamülü olduğu halde birinin "ak" dediğine diğeri "kara" diyorsa orada bir sıkıntı var demektir.

Cumhuriyet dönemi boyunca her gelen hükümet eğitim sistemini düzeltmeye çalışmış ve her seferinde de daha da berbat etmekten başka bir şey yapamamıştır.

Bu mesleğin bir temsilcisi olarak görev yaptığım 33 yıl içinde eğitim sistemi ile en az 10 defa oynanmış ve her seferinde de daha önceki sistem aranmıştır.

İşin enteresan yanlarından biri de hangi iktidar olursa olsun milli eğitim bakanı seçerken eğitimin içinden gelen birini sanki özellikle seçmemeye özen göstermiştir. Bu aynen veteriner hekime insan muayene ettirmeye benzer bir durumdur.

Ayrıca milli eğitimde yalaka ve yandaşlara makam bulma huyunu hiçbir hükümet terk etmemiş, herkes kendi adamını bir yerlere getirme sevdasına tutulmuştur. Öğretmenlik yapmaktan aciz adamları öğretmenleri idare edecek makamlara getirme huyunu terk etmediğimiz müddetçe bir arpa boyu yol gidemiyeceğimizi yıllardır yapılan uygulamar göstermektedir. Ama bazıları hala anlamamakta inat etmektedir.

Ehil olmayan birini bir makama getirmek ehil olan insana zulümdür, hakarettir ve o makamlara ihanettir. Ne yazık ki günümüzde de bu devran devam ettirmektedir.

Bugün 24 Kasım "Öğretmenler Günü", gün ile ilgili olarak herkes birşeyler söyleyecek, nutuklar atacak ve öğretmenlere bir takım müjdeler sıralayacak, sonra. Sonrası mı? "Aynı tas aynı hamam, tellaklar değişmiş" olarak yola devam.

Eğitim sisteminizi düzeltmeden ve ismi gibi milli yapamadan hiçbir şeyi düzeltemezsiniz.

Buyrun bu şartlarda "Öğretmenler gününüz" mübarek olsun. Büyüklerin elleri küçüklerin gözlerinde...

Başka ne deme mi beklerdiniz?