Bugün, 29 Ağustos 2025 Cuma

Hüsnü YÜCEL


BİR GÜN ONLAR DA SUSAR...

BİR GÜN ONLAR DA SUSAR...




Bir zamanlar bizi gece yarısı ağlamalarımızdan uykusuzluğa yatıran eller vardı…
Terimizi silen, düşerken kaldıran, “Ben iyiyim” deyip sessizce kendini unutan insanlar…
Anneler… Babalar…

Şimdi o eller buruş buruş belki…
Adımları yavaşladı, sesi biraz kısıldı.
Ama içlerindeki sevgi hâlâ aynı,
hâlâ kocaman.

Yıllarca bizi taşıyan omuzlar,
şimdi bir omza yaslanmak istiyor sadece.
Bir zamanlar bizim için dünyayı yakan gözler,
şimdi bir çift göz arıyor,
“Yanımdayım” diyen...

Ama bazen öylece unutuluyorlar.
Bir kenarda, sessizce…
Gelen giden yok.
Seslenen yok.
Sadece duvarlara konuşan bir baba…
Sadece camdan dışarıyı izleyen bir anne...

Oysa bir anne baba, yaşlandığında değil…
Evlat unutunca yalnız kalır.
Ve hiçbir evlat, unutmanın vicdanıyla yaşlanmamalı.

Hatırlar mısınız?
Çocukken hastalanırdık,
gözümüzü açtığımızda başımızda onlar olurdu.
Şimdi onlar hastalanıyor…
Ve başlarında kimse yok.

Bir baba vardı bir keresinde,
"Evladım arasa da bir sesini duysam," diyordu.
Yüzü gülüyordu ama elleri titriyordu.
Çünkü yaşlılık, bedenin değil…
gönlün yalnızlaşmasıyla başlar.

Evlatlar...
Kulağınıza küpe olsun:
Bir gün siz de yaşlanacaksınız.
Ve o gün, dualarını eksik etmediğiniz anne babanız size ışık olacak.
Bir ömür size kol kanat geren insanlara,
bir fincan çaylık vaktinizi çok görmeyin.
Bir mesaj, bir sarılma, bir ziyaret…
Belki de onlar için bir ömrün hediyesidir.

Unutma:
Yaşlılık, sahip çıkılmadığında en soğuk mevsimdir.
Ama sevgiyle ısıtıldığında,
en kıymetli bahardır.

Koşulsuz sevin onları…
Sarılın, öpün, dinleyin...
Çünkü bir gün…
Konuşmamaya başlarlar.
Ve o sessizlik, her şeyden daha ağır olur.