reklamy

Arzu ŞENEL


BİR KAHVE SONBAHAR VE BİRKAÇ SATIR

BİR KAHVE SONBAHAR VE BİRKAÇ SATIR


 

 

Sonbaharın eşsiz güzelliğine meftun biraz bakındım penceremden sonra derin bir iç çekip geldim oturdum dağınık duran masama..

Kahvemin dumanı üzerinde, sağa sola savrulmuş notları toparladım.

Kitapları ayırdım, kalemleri düzenledim.

Çöp kutusunu boşalttım.

Bir yudum aldım ve evet tuşlara dokunmaya hazırım.

Kafam ve gönlüm de biraz karışık sanki.

Ama onları toparlamak bu kadar kolay değil…

 

            İbrahim Tenekeci Üstat ne güzel söylemiş “ Düşüyor içime dipsiz bir kova, yaşamak ne zor kalbi olana”.

Buradaki kalp, sol yanını gönül eyleyenlerin..

Mersin’de ormanlar yanarken, cayır cayır ciğerleri yananların…

“Ölmek istemiyorum!” diyen Emine’nin çığlıklarıyla yüreği dağlananların…

Ceren’le göğsünden bıçaklanıp kırk yerinden yara alanların…

Kalbi Doğu Türkistan’da atanların…

Kalbi Mescid-i Aksa’da esir olanların…

Akşam evine ekmek götüremeyen babaların, gofret bekleyen kızlarına utangaç bakışlarında kahrolanların kalbi bu kalp…

Fakir fukaranın aylarca sofrasına girmeyen etin zerresine, sırf bir uyanık tuzu tepesinden serpti diye milyonları verenlere kin nefret duyanların kalbi bu kalp…

Çıkarları, menfaatleri insanlığından önce gelenlerle aynı sofraya oturmaktan hicap duyanların…

Yılandan korkmayanların yalandan korktuğu kadar…

Aslında çok da bu dünyaya ait olmayanların..

Hep biraz eğreti duranların kalbi…

Anlaşılamayanların…

 

            Sokakta gördüğü yavru köpeğe ekmeğin ucunu koparanların eve gelirken..

Pencere önüne kırıntı bırakanların..

Sadaka verirken utanmasın diye ellerini uzatan, arkasına bakmadan kaçanların kalbi…

Ve biraz şiir sevenlerin…

Sonbahara, sararan yaprağa, ağaran saçlara iki çift lafı olanların kalbi…

Unutanların, kin tutmayanların, kolayca affedenlerin.

Ekseriyetle arkasından vurulanların kalbi…

Susanların, çabuk kızanların ve küsebilenlerin biraz da.

Yüreğinde hep bir çocuk saklayanların kalbi…

Ve Demir Ali’nin kara gözlerine bakarken, annesinin onu yaşatmak için çırpınışında bir ân kaybolan ve insan olduğunu hatırlayanların kalbi…

Dünyanın bu keşmekeşinden sıyrılıp, bir adım atıp insanlığa, kırmızı bir balon uçurmak masmavi gökyüzüne…

Umut edenlerin, umut olabilenlerin kalbidir bu kalp…

Derdi yaşamak değil yaşatmak olanların…

Hissedenlerin, duyanların…

İçmeden sarhoş, biraz mecnun, çokça meftun…

Velhasıl sol yanını gönül eyleyenlerin kalbidir bu kalp…

Ederi de ağır, bedeli de…

Bilene…

 

            Demir Ali sağlıkla büyüyecek inşaAllah..

Karınca misali ona bir damla su taşıyanlar, onunla yürüyecek…

Meblağ mühim değil, onu güzel gönüller tutup yürütecek minicik ellerinden.

Yormayan, sarıp sarmalayan sıcacık gönüller…

Ve onun ilk adımı çıkaracak bizi dipsiz kuyularımızdan.

 

            Kahvem de bitti yazı da…

Sonbaharın güzelliklerini doyasıya yaşayacağınız bir hafta diliyorum.

Sol yanınıza iyi bakın, gitmeden dünyaya bir katre iyilik bırakın…

Sürc-i lisan etti isek affola.

Kalın sağlıcakla…