Tarih yapılan hiçbir şeyi unutmaz ve bir tarafa not eder. Zamanı gelince de günah defteri not ettiklerini bir bir ortaya döker, hatanızı anlarsınız ama iş işten geçmiş olur. Efendilerini beğenmeyip de başka efendiler edinenler her zaman hüsrana uğramışlardır.
Zamanında Osmanlı idaresinde bulunan ve Bab-ı Ali’den emir alan milletler Osmanlı’nın son döneminde Osmanlı tarafından yönetilmeyi gururlarına yediremeyip Osmanlıya isyan etmiş ve yıkılmasına yol açmışlardı. Bunlar sözde birer bağımsız devlet kurdular…
Fakat Osmanlıdan emir almayı kabul edemeyenler, bu defa Amerika, Rusya, Fransa, Almanya ve İtalya’dan emir almaya, ülkelerini ve zenginliklerini onlara peşkeş çekmeye başladılar.
Önceden sadece Bab-ı Ali’den emir alanlar, sonradan Washington, Moskova, Parir, Berlin ve Roma’dan emir almaya başladılar. Hatta çoğu hepsinden emir almaya başladılar ve ne yana döneceklerini şaşırarak fırıldak oldular. Üstelik “dinime söven bari müselman olsa” sözü gerçek oldu.
Hep birlik oldular Osmanlıyı yıktılar ama uşaklık baki kaldı, üstelik de efendilerini çoğalttılar…
Hani bir söz vardır ya; “tarih hiçbir milletin hakkını inkar etmez” diye. İşte bu söz gerçek oldu ve el ele vererek yıktıkları Osmanlıyı “mumla” arar oldular…
Bir çadırı dahi yönetemeyecek kadar beceriksiz adamlar, başkalarının gazına gelerek akılları sıra devlet kurup, kral olaya kalktılar.
Binayı kendileri yaptılar ama anahtarını efendilerine teslim ettiler…
Ne kendileri huzur buldu ne de peşinden giden akılsızlar…
Müslümanlığı tapuladılar, İslam adına yaptıklarını iddia ettiler ama ne de gerçek Müslüman olabildiler. Müslümanların yularını efendilerinin eline verdiler.
Batıyı, Batı Medeniyetini kutsamanın ve batılılaşmanın cezasını batmakla çekiyorlar…
