Herkes bir başka, gitmek istiyor bu şehirden, köye küçük bir yere, belki daha, belki uzağa, bu ülkede hayatında memnun olan yukarıda, aşağıda ise milyonlar isyanda biz içindeyiz.
Yanlarına almak istedikleri ise NEFRET...
Aslında gitsen de, kalsan da ben o mutlu anı beklerim burada, benden gidecek olan tek servetim canım.
Çünkü sütsüzler çoğaldı burada da, yancıda, talancıda, neden bozuldu ki yürekler?
En büyük yanlış, alın teri çalmayacak birilerinin kalmaması gibi, biri demiyor ki, iyi ki bu ülkede yemeyi, çalmayı, almayı bilmeyen onca aptallarda var.
İnsan iki türlü yaralanır, biri dizinden, kimide o dizinin dibindeki o namussuzlardan.
Ben 65 yaşındayım, aileyi de, eşi de, dostu da, arkadaşı da, kötü günüde benden kaçanı da,iyi günümde yanıma koşanı da gördüm.
Adamı da, cudamı da, yüreği güzeli de.
Hayat, gerçekler bize bu pandemi de gösterdi, vicdan hesabı acı olur.
Bu dünyadaki zenginlik para, servet, mal, mülk sananlar onlar sizin olsun, o sabah namazının 2 rekâtının huzuru ise bizim.
Hiçbiri onun sünnetinin huzuru etmez.
Rüzgârsız havada dönen fırıldağı üfleyenler gibi, ben kimseye, samimi olduklarına bu zamanda inanmıyorum.
Dönen, dönen!
Sevgi ,dostluk niye yok, iyilik nerede kaldı,,kaç günün var biliyor musun bu alemde Sen?
Sen o aç, yoksula, çaresize, sokaklardakine bak. Bolluk içindesin yoksul ne halde. Bu ilin en parlak olan ışıkları kalbi güzel, gözü ise ağlamasını bilen yürekler.
Bu dünyada menfaati için sevgi yalakalığı yapandan daha alçağı olur mu?
Bakın ve ağlayın o yoksulluk, issizlik, çaresizlik sokaklarda hala bu devirde, bak gezerken insanlığın kalmışsa ve ruhun kalmışsa...
