Bugün, 30 Ağustos 2025 Cumartesi

Mehmet Ali AYDIN


BUGÜN KADINLAR GÜNÜ İMİŞ


“Ey insanlar! Kadınla-rın haklarına riayet ediniz! Onlara şefkat ve sevgi ile muamele ediniz! Onlar hakkında Allah’tan korkmanızı                                                            tavsiye ederim.”   (Hadis-i Şerif Müslim, Hac, 147)

8 Mart tarihi ülkemiz ve dünyanın pek çok ülkesinde “Kadınlar Günü” olarak kutlanmaktadır. Günün tarihinden uzun uzun bahsetmek istemiyorum. Kadınlar gününü kaynağı bile kadına şiddet uygulanan bir güne dayanıyor.

Olay 8 Mart 1857 tarihinde 40 bin tekstil işçisinin hak aramak için greve gitmesi ve polisinde grevi sonlandırmak için şiddete başvurarak zor kullanması ve bu arada fabrikanın kapısı kapatarak 129 kadın işçinin yanarak ölmesi üzerine daha sonraki yıllarda bu olay temel alınarak 8 Mart “Kadınlar Günü” kabul ediliyor. Konu ilk olarak 26-27 Ağustos 1910 yılında Polonya’da yapılan “Uluslar arası Sosyalist Kadınlar” Konferansında Alman Clara Zetkin tarafından gündeme getirilmiş. Onun 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olması teklifi kabul görmüştür. 

Birleşmiş Milletler Teşkilatı’da 16 Aralık 1977 tarihinde bu günün kadınlar günü olmasını kabul etmiş. Ülkemizde de 1975 yılında 8 Mart Kadınlar Günü olarak ilk kez kutlanmıştır. 1984 yılından itibaren de düzenli olarak kutlanmaktadır.

Gel gelelim senede bir günü kadınlar günü olarak kutlamak meseleyi halletmiyor. Sadece kapitalist sistemin tüketim ekonomisini cilalamaya yarayan bir gün olarak kalıyor.

364 gün kadını eş, arkadaş, sevgili, anne, kız kardeş veya kız evlat olarak hatırlamayanlar sadece o gün bir demet çiçek yada başka bir hediye ile kadınları hatırlayabiliyorsa orada bir sakatlık var demektir.

364 gün her türlü kötü muameleyi reva gör bir günde günahlarını affettir. Buna ne Allah rıza gösterir nede Allah’ın kulları. 

Konuya açıklık getirmek açısında bazı verileri sizlerle paylaşmak isterim. 

Uluslar arası Af Örgütünün yaptığı araştırmalara göre dünyadaki kadınları hali aşağıdaki gibi.

-15-40 yaşları arasındaki kadınların Hastalık, Kanser, trafik kazası gibi nedenlerle değil daha çok erkeklerin dövmesi ile ölmekte ve yaralanmakta imiş.

-Dünya genelinde kadınların %20’si fiziki ve cinsel saldırıya uğramakta, A.B.D’de her 1 saniye bir kadın dövülmekte her 6 dakikada bir kadına tecavüz edilmektedir.

-Avrupa’da ki kadınların %25’i ez az bir kere şiddete maruz kalmakta, %10’u tecavüze uğramaktadır.

-Dünyada 2 milyondan fazla kız çocuğu ve kadın “Seks Endüstrisi”nin köleleri olarak dolaşmaktadır.

-A.B.D’nin Irak’a müdahalesinin ilk beş ayında20 bin kadına Ülkeye barış ve istikrar getirecek olan şerefsiz askerleri tarafından 20 bin kadına tecavüz edilmiştir. Daha sonraki işgal döneminin istatistiği yoktur. Amerikalı piçlerden hamile kalan kadınlardan intiharı seçenler olduğu gibi birçoğu bu travmayı ömür boyu yaşamak zorunda kalmıştır.

-Dünyanın en fakir ve eğitim almamış insanlarının büyük çoğunluğu kadınlardır.

-Dünya genelinde çalışan kadınların aldıkları ücret aynı işi yapan erkeklere göre %25-30 daha azdır. Yani medeni dünya kadının alın terini sömürmekte bir sakınca görmemektedir.

-Kadınlar erkeklere göre iş yerlerinde 3 kat daha fazla tacize uğramaktadır. 

-Günümüzde evlilik oranı azalmakta, boşanmalar hızla artmaktadır. Evlenme yaşı gittikçe yükselmektedir.

-Aile içi suçların %87’si kadınlara karşı işlenmektedir. Yani herkes hırsını kadınlardan çıkarmaktadır. Kadınlar bile hemcinslerine karşı erkekler kadar merhametsiz davranmaktadır. Her beş kadından dördü şiddet görmektedir.

-Namus ve töre adı altında en fazla kadın cinayetinin yaşandığı ülkelerden biri de ülkemizdir.

-Ülkemizde kadınların %15’i ömründe bir kez de olsa tıbbi müdahale gerektirecek derecede dayak yemektedir.

-Ülkemizde evli kadınların %32’si eşlerinden, kayınpederlerinden, kızlarımızın %21’i babalarından dayak yemektedir. 

-Doğu ve Güneydoğu’da kadınların %46’sına eş seçim hakkı verilmemekte, %51’i rızası dışında evlendirilmektedir.

-Üniversitelerimizde yapılan bir araştırmada anketörlerin çoğunun eş dayağına taraftar olduğu tespit edilmiştir.

-Kadına şiddette ilk üç sırayı İstanbul, İzmir ve Antalya almaktadır.  Bu illerimiz ekonomik olarak ülkemizin üst sıralarında yer almaktadır.

Bu verilerden sonra isterseniz siz 8 Martı ”Kadın-lar Günü” olarak kutlayın içiniz elveriyorsa.

Hâlbuki Peygamberi-miz bir Hadis-i Şeriflerinde  “Ey insanlar! Siz kadınları Allah emaneti olarak aldınız; onların namuslarını ve iffetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz.” Buyurarak erkeklere en büyük sorumluluğu yüklemiştir.

Dinimizde emanete ihanet yoktur. Allahın emaneti olan kadına Allah’a ve ahret gününe inanan bir erkeğin yanlış bir davranışta bulunması mümkün olmaz.

Sabah kalktığında tanrısına (Artık Tanrısı kimse) Kendisini kadın yaratmadığı için dua eden Yahudilerle, tahrif edilmiş kitaplarında kadın her türlü kötülüğü isnat eden ve kadın için çeşitli metinlerinde “hilekar, düzenbaz, kurnaz, fesatçı, kötülüğün kaynağı, kibirli, şehvet düşkünü, zinakar, kavgacı, vs.vs.” gibi sıfatlar yakıştıran Hıristiyanların icadı olan bu gün bizim kadınlarımızın, eşlerimizin, kızlarımızın, annelerimizin ve bacılarımızın günü olamaz ve olmamalıdır.

Müslümanlar oyuna gelmemeli ve batının israfı temel alan tüketim ekonomisinin figüranı olmamalıdır.

Bizim düşüncemizde her gün kadınlar günü olmalı, kadınlara en üstün değeri veren dinimizi gereği yaşamalı ve bütün insanlığa örnek olmalıyız diyorum.

Benden hatırlatması, gerisi size kalmış…

İsteyen kapitalizmin değirmenine su taşımaya devam edebilir…