reklamy

Öznur GÖZÜDOK


BUNLAR BİZE AZ BİLE!!...

BUNLAR BİZE AZ BİLE!!...


23.600 TL’lik telefonun 1 saatte tükendiği Türkiye'de bir kere daha anladım ki, açlıktan ölürüz ama lüksten asla vazgeçmiyoruz. Bu nedir arkadaş?

 

Avrupa'da yıllardır tanıdığım eş, dost ve arkadaşlarımdan öğrendiğim kadarıyla, hiç birinde toplumun çoğunluğunu kapsayan genel bazda bizdeki kadar lüks tüketim yok.

 

Evleri, mobilyaları babadan kalma... 100-150 yıllık ev, 40-50 yıllık mobilyalar...

 

Ellerindeki telefonların çoğu eski model, hatta tuşlu telefon kullanan o kadar çok insan var ki, şaşırmamak elde değil!!

 

Kıyafetleri ihtiyaçları kadar. Her cekete bir çanta, her çantaya bir ayakkabıları yok. Renk, moda ve modele göre değil, mevsime ve giyilecek yere göre kıyafet alıyorlar.

 

Yemekleri sabah da, akşam da 1 veya 2 çeşit. Bizde son zamanlarda kahvaltı menüleri veya akşam sofraları dudakları uçuklattırıyor.

 

Ne 5-10 yılda bir ev değiştiriyorlar, ne düğün, sünnet bahane edip ev mobilyalarını baştan başa yeniliyorlar, ne gardoraplarına sığmayacak kadar kıyaferleri var, ne de tıka basa doysalar bile yiyemiyecek kadar yemeği önlerine koyuyorlar.

 

Her geçen gün daha fazla sömürülüyor, her geçen gün daha fazla kendimizi bitiriyoruz.

Asla doymayan aç bir saldırışla.

“Dillerde Şükür” menkıbelerde anlatılan bir hikaye oldu bizim için.

Biz fena azdık. “Fe eyne tezhebun?”

 

Tabii haliyle dillerde şükür olmayınca, Allah azdırdıkça azdırıyor bizi.

 

Koronavirüs anlayabilene aslında çok büyük bir ders bizim için.

 

Çocuk anasını, babasını unuttu. Gelin istemiyor, oğlu istemiyor diye ana babalarımız huzur evine terk edildi. Aileler birbirleriyle bir araya geldiğinde herkesin elinde bir cep telefonu hal hatır sormaz oldu. Eş, dost, akrabalar birbirini tanımaz oldu. Misafirlikler kafelerde o da olursa bir kahve içimiyle ağırlanır oldu. Evlerimizden dua, şükür kalktı. Bir çocuğun 15-20 ayakkabısı varken yenisi almak olağan oldu. Çocuklar elindekinin kıymetini bilmez oldu. Böyle bir nesilde yetişen çocuklardan, gelecekte hiç bir şey bekleyemem iz olanaksız.

 

Dünyada mahşeri yaşar gibiyiz. Herkes birbirinden kaçar oldu. Kötü günde yanımızda sandıklarımızın sadece menfaati doğrultusunda yanımızda bulunduklarına şahit olduk. Para, malk mülk ve şöhretin çabuk kazanılmadığı gibi, bir gece de kaybedildiğini gördük.

 

Allah'ı, bizi Yaradanı unuttuk. İslam devletinde yaşadığımızı, Müslüman bir toplum olduğumuzu ve bu doğrultuda yaşamamız gerektiğini unuttuk. Herşey bizde... Hırsızlık, tecavüz, cinayet, gasp, ensest ilişkiler her şey bizde. Tövbeyi unuttuk.

 

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, başımıza taş yağmadığına, kıyamet kopmadığına şükretmemiz lazım. Ama Allah-ü Teala yine kuluna acıyor ve bize müsibetler gönderiyor. Anlayabilene...