Jeri’nin karısı Rozalina, doğum sancıları çekmeye başlamıştı bile. Başında Jeri nin annesi vardı ve devamlı teselli veriyordu. “Gelecek kızım, kocan birazdan gelecek, ümit ediyorum ki, yetişecek..
Rozalina, devamlı terliyor ve kocasının yetişemeyeceğini düşünerek, bayağı kaygılanıyordu. İlk çocuklarını yoksa birlikte göremiyecek miydi kocası ile?
Jeri’nin annesi:
- Çok tedirginsin kızım., dedi. R
Rozalina, şişkin karnını tutarak.
Nasıl tedirgin olmam anne? Dedi.
- Dedim ya Rozalina sana, içimden bir ses Jeri’nın yetişeceğini ve çocuğa kanını vereceğini fısıldıyor bana.
Kadın doğum sancıları içinde kıvranırken, Jeri nin annesinin gözleri pencereden dışarıları gözetlemekteydi.
Jeri, kasabaya varmadan biraz geride olan evinin yanından geçerken, kendisine yardımcı olan adama, minnet duyguları içinde bakarak:
- Size, dedi, çok teşekkür ederim babalık. Ben burada atlamak zorundayım trenden.
Adam, evladına yardımcı olmuş bir baba gibi rahat ve huzurlu idi:
- Sana mutluluklar dilerim evlat, diyerek gülümsedi.
Kendisini koltuğunda valizi olduğu halde, trenden yere attı Jeri ve hızlıca evine koştu. Fakat, evde kimse yoktu. Doğruca hastaneye koştu.
Karısı, doğum sancıları ile kıvranıyordu, bebeğini dünyaya getirmesine ramak kalmıştı. Kocası ile karşılaşınca birden bire mutluluktan ağladı Jeri’nın annesi de..
Rozalina:
- Jeri, Jeri, demek gelebildin. Şükür Tanrım.
Annesi:
- Şükür Tanrım!..
Jeri:
- Bir yaşlıca adam yetişti imdadıma, yoksa, şimdi burada olmayacaktım.
Rozalina nur topu gibi bir erkek çocuk doğurdu. Hemen babasının kanını verdiler çocuğa. Böylece, Jeri ve Rozalina, ilk çocuklarını birlikte öptüler.
İki gün sonra evlerine döndüler.
Evde, fotoğraf albümünü karıştırırken, birden trene binmesine yardımcı olan adamın resmini görünce, şoke olmuştu Jeri:
- Bu, bu fotoğraf..
Karısı:
- Nen var Jeri? Çok tuhaflaştın, dedi.
Jeri:
- Bu iotoğraftaki adam.. Evet, bu adamdı benim elimden tutup trene çeken hareket halindeyken.
Jeri’nin annesi, albümü aldı eline ve oğlunun gösterdiği fotoğrafa baktı:
- Olamaz Jeri, olamaz, dedi.
Jeri, ısrarlıydı:
- Bu adamdı, yemin ederim, işte bu adamdı bana yardım eden, diye söylenip durdu.
Rozalina kendisinden bir kaç metre ötede odanın içinde, konuşmakta olan kocasını ve kayınvalidesini hayretle dinliyordu.
Annesi:
-Jeri, bu fotoğraftaki kişi senin büyük baban..
- Nee? Ne dedin? Büyük babam mı?
- Evet..
Jeri’nin heyecandan kalbi duracak gibiydi.
- Aman Allahım! Aklım karıştı. Ben bir rüya filan görmedim ki.. Diye kekeledi.
Öyle veya böyle idi. Ortada bir gerçek vardı. Rozalina doğumunu yapmış ve çocuğu yaşıyordu.
Büyük baba yetişmeseydi eğer, belki bu çocuk yaşamayacaktı. Onlar böyle değerlendirdiler. Ama, fizik ötesi âlemin sırlarla dolu olduğunu; görünenlerin dışında da nice gizemli gerçekliklerin varlığını bizzat görüp yaşamıştı bu aile...


