Bugün, 13 Şubat 2026 Cuma

Olgun YÜKSEL


ÇANAKKALE

ÇANAKKALE


   Çanakkale’de her yıl 24 Nisan günü Çanakkale Kara Savaşlarının başladığı tarih anılır. Biz Çanakkale’yi 18 Mart Çanakkale Şehitlerini Anma Günü ve Deniz Savaşları Zaferi adıyla anarken ecnebiler, özellikle Avustralya ve Yeni Zelandalılar 24 Nisan’ı 25 Nisan’a bağlayan gece Conkbayırı’nda ki kıyı şeridinde bulunan uçurum ve yarlarda toplanıp ayin düzenleyerek geçirirler. Bazıları ise geçmişteki akrabalarının bu topraklarda ölümünün empatisini yaşayarak gözyaşlarına boğulurlar. Çanakkale Gelibolu’daki Şehitlik Bölgesi hem bizim için hem de burada savaşan ecnebilerin günümüzdeki torunları için, kendine özgü, duygu yüklü mistik bir yanı vardır.

      Yüzlerce kez gezdiğim Muharebe Alanlarında bazen bizzat muharebe ediyor gibi hissettiğim anlar çok olmuştur. 100 yıl önceki savaş teknikleri, kullanılan teçhizatlar, sonraki yıllarda çıkacak savaşlara da kaynaklık edecek ve modern çağın savaşlarının ataları niteliğindedir. Bu bağlamda tanıdığımız ve bildiğimiz savaş donanımlarının ilk versiyonları olması nedeniyle Gelibolu Yarımadasında gerçekleşen muharebeleri, gözümüzde canlandırmak ve olayları kavramak güç olmuyor. Dolayısıyla ben ve benzerlerimiz savaşı, menkıbelerde değil, muharebelerin kendisini, cereyan ediş şeklini, muharebe psikolojisini bilen ve yaşayan kişiler olarak bizzat hissediyor ve yaşıyoruz.

      Gelibolu Yarım Adasında gerçekleşen muharebeleri, diğer muharebelerden daha özel kılan yanı yaklaşık 70 kilometrelik cephe hattında aynı anda karşılıklı ortalama 100’er binden 200 bin askerin, derinliği ve genişliği olmayan saha da manevra yapma şansı olmadan sadece birbirlerine doğrudan taarruz ederek galip gelmeye çalışmalarıdır. Muharebe sahalarında bir derinlik olur, genişlik olur ki kuvvetlere harp tekniklerini uygulayacak manevra alanları olsun. Anlayacağınız biz askerlere öğretilen taktik ve teknikleri uygulayabileceğiniz hiçbir alan yok. Yaklaşık 70 km. cephe hattı ve 30-35 km. cephe derinliğinde ne varsa hepsi o kadar.

     Bu hat üzerinde, örneğin 19 Mayıs 1915 sabahı Arıburnu Taarruzunu Türk Ordusu ancak 4 tümen ile yapabilmiş. Bunlar 19. Piyade Tümeni, 5. Piyade Tümeni, 2. Piyade Tümeni, 16. Piyade Tümeni’dir. O gece yapılan ve yaklaşık 4,5 saat süren taarruzda Türk tarafı, şehit: 3420, yaralı: 6064, Kayıp: 486 olmak üzere toplam: 9970 muharebe dışı kalan askerimiz vardır. Bunlara sadece rakam olarak bakılması ise can sıkıcıdır.  Hayal etmeniz için şöyle bir rakam vereyim. Önceden adı kırmızı sırt olan ve bu olaydan sonra kanlı sırt adını alan saha da sadece 250 metre, yani 2,5 futbol sahası uzunluğunda ve 100-200 metre genişliğindeki arazi parçasında, 2.Tümenin verdiği şehit: 1479 ve yaralılarla birlikte toplam kayıp: 4267  Vatan evladıdır. 4,5 saatte yok oldular.

     Yarbay Mustafa Kemal (ATATÜRK) 19. Tümen Komutanı olarak katıldığı Çanakkale Cephesindeki komutanlar arasında, 24 Nisan 1915 akşamı hiyerarşinin 71. sırasındadır. Kitap sayfalarına  sığdıramadığım bu muharebelerdeki olaylar sonrası, 9 Ağustos 1915 tarihinde gerçekleşen Birinci Anafartalar Muharebesinde ise Anafartalar Grup Komutanı olup, tüm cepheye komuta ederek hiyerarşinin bir numarasına yerleşmiştir. İki tarih arasında geçen muharebelere ve olaylara giremiyorum. Çünkü yerim yok. Vatanını Savunan her Ordu mutlaka kendi kahramanlarını yaratır. Her büyük krizler ve büyük olaylar, savunan taraf için, eğer şanslı iseler, Liderlerini yaratır. Biliyoruz ki tasması, İngiltere ya da ABD’de konuşlu dış mihrakların elinde olan FETÖ varı cemaatler, tarikatlar vs. ve diğerleri tüm yapılar, ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar Mustafa Kemal’i silemezler.

      Çanakkale’yi kısa tutmak mümkün değildir. O nedenle okuyucularımızın affına sığınarak devam ediyorum. 1. Dünya savaşı başladığında Osmanlı ordusunun bu cephedeki toplam kaybı henüz tamamıyla tespit edilememiştir. Araştırmalar sonucu kaynaklar ve mevcut evraklardan gerçeğe yakın olarak çıkarılan rakamlar,  Şehit: 55.127, Yaralı: 100.177 Kayıp: 1.067’dir. Harp esnasında cepheden geriye sevk olunan hasta ve hava değişimi alanların sayısı; 64.440’dır. Böylece Muharebe dışı kalanların toplamı: 251.309’dur. Görüldüğü üzere 250 bin şehit olarak bahsedilen rakamların tamamı düşman ateşi ile vurularak şehit değildir. Hastalanıp muharebe dışı kalanlar ve yaralananlarda dâhildir. Fakat netice de Çanakkale’de zafer vardır ve menkıbesi, hamaseti, hurafesi, istismarı çoktur. Askerimizin ve komutanlarımızın zaferlerine, yeşil sarıklı beyaz cüppelilerin ortak olmasından ise usandık.

       Hal bu ki Osmanlı Ordusunun 1914 yılında, 1. Dünya Savaşı başladığında, personel mevcudu 2 milyon 608 bindir. Savaş sürerken katılanlar ile birlikte 3 Milyonu bulmuştur. 1918 yılında savaş bittiğinde ki mevcudu ise, 323 bindir. Neredeyse 2 Milyon 700 bin askerimiz ne oldu? 250 Bin askerimiz Çanakkale’de muharebe dışı kaldılar, ya diğerleri? Sarıkamış’ta, Hicaz’da, Güney Cephemizde, Galiçya’da kaldılar. Fakat oralarda yeşil sarıklılar ne hikmetse yoklar. O yeşil sarıklı beyaz cüppeli kişiler, aslında tarikat şeyhleridir. Bu şekilde kendilerini tanımlayarak kendilerine insanüstü vasıflar atfedip mürit kazanma yolu olarak gariban halkımızı istismar ediyorlar. Hırkalarının düğmeleri ise İngiliz kraliyet armalıdır. Ama sorarsanız bilmezler. Her Müslüman, Allah’a, Peygamberimize ve Kitab’ına biat etmelidir. Tedbirimizi alıp tevekkül ederiz. Bunlar nedir?

      Çanakkale’ye atfedilen meşhur, kuru ekmek ve hoşaftan oluşan bir beslenme listesi vardır. Bu listenin Çanakkale Cephesi ile alakası yoktur. Çanakkale Cephesi 1916 yılı Ocak ayında kapanmıştır. Bu liste ise 1917 yılına aittir. Günümüz Irak ve Suriye cephelerinde 40-50 derece arasındaki yaz sıcaklıklarının altında savaşan 52. Tümen 43. Alay 1. Tabur’a aittir. Emin olunuz ki Mehmetçiklerimiz Çanakkale de aç kalmadılar. Bu konuyu özellikle tekrar yazacağım. Yarın 24 Nisan ve bu vesile ile Tüm Şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Ruhları şad olsun. Sizlerde, Kalın Sağlıcakla…