Bugün, 10 Mart 2026 Salı

Olgun YÜKSEL


ÇANLAR TÜRKİYE İÇİN ÇALIYOR

ÇANLAR TÜRKİYE İÇİN ÇALIYOR


Efendim, hoş bulduk.

Kişisel detaylara hiç girmeden yazımın başlığı ile ilgili konuya doğrudan girmek istiyorum. Yalnız konuya girmeden önce sosyal medya kişisel sayfalarımda paylaştığım yazılardan kronolojik sırası ile alıntılar yaparak başlamak istiyorum. Çünkü biraz geçmişten bahsetmeden konuya dikkati çekmemin zor olacağını değerlendiriyorum.

23 Aralık 2021 tarihli "İçeride döviz kurları yukarı aşağı oynarken Dünya nereye gidiyor?" Başlıklı yazımda İngiliz İstihbarat Raporlarında yayınlanan bilgilere dayanarak Rusların, 170 bin kişilik Orduyu Ukrayna sınırlarına yığdığını ve gerekçelerini de açıklayarak; "...Ruslar yakında Ukrayna'ya girecek. Çok zor günler kapıda bekliyor... " Tespitinde bulundum. Ben bunu yazarken ulusal hiçbir yayın kuruluşunda konunun esamisi yoktu.

2 Ocak 2022 tarihli ve "Karadeniz Tangosu" başlıklı yazımda yine gerekçelerini de anlatarak; "...2 ay içinde dolarımı konuşuruz, avroyumu konuşuruz, altınımı konuşuruz, yoksa kapımıza dayanan felaketimi konuşuruz bilmiyorum..." diyerek gelmekte olan Ukrayna-Rusya Savaşını anlattım. Ulusal basında ise halen Rusya-Ukrayna krizinden esami yoktu. Konular genelde malum olduğu üzere ceviz kabuğunu doldurmayan muhtemelen yorumcular Millet İttifakının adayı kim? Sorusuna açıklık kazandırmaya çalışıyorlardı.

24 Ocak 2022 tarihli "Ukrayna da saatler geri sayıyor" Başlıklı yazımda ise nihayet ulusal basının gelmekte olan krizin farkına vardıklarından bahsederek; "...Savaş çok yakın. Rusya en son Belarus'a tatbikat adı altında doğudan yeni birlikler kaydırarak Ukrayna'ya, kuzeyden de saldırı pozisyonu aldı. Aynı anda doğudan ve Belarus üzerinden Kiev'e ve kuzeyden diğer bölgelere bindirecek gibi duruyor... " tespitinde bulundum. Yine aynı yazımda gerekçelerini de yazarak;  "...İngiltere geri döndü ve Avrupa'nın amiral koltuğuna yeniden oturdu..." şeklinde tespitte bulundum. Kremlin sözcüsü Peskov'un, savaş başladıktan sonra yaptırımlarla ilgili "İngilizlerin bu yaptıklarını Rusya asla unutmayacaktır." sözü, sanırım bu tespitimi daha iyi destekleyici niteliktedir.

10 Şubat 2022 tarihli "Karadeniz'de hava bulutlu, yağışlı ve çok kasvetli." başlıklı kısa yazımda; "...Batı bloku sürekli savaşı körüklüyor. Kendileri Ukrayna'ya yardım yapmayacaklar. Sürekli simülasyondan oyunlarını oynuyorlar. Gidişat hiç iyi değil. Bakalım Putin Abi Türkiye'ye gelecek mi? Bana bu görüşme hiç olacakmış gibi gelmiyor. Gelsin ve bir ortak yol bulunsun çok sevinirim..." şeklinde bir tespitte bulundum. Sonuç olarak ulusal basının oldukça fazla bahsettiği olası Putin ziyareti, Putin Abi gelmediğinden gerçekleşemedi ve bir ortak yol bulunamadı.

14 Şubat 2022 tarihli "Geliyor Gelmekte Olan" Başlıklı oldukça uzun yazımda; "...Stratejist olarak ekranlarda yer alan konuşmacıların büyük bölümü ki bunlar akademisyen, emekli general, stratejist vs. ünvanlı kişiler, bu savaşın çıkmayacağı yönünde görüş açıklıyorlar. Rusya'nın güç göstererek yani pazularını gösterip istediklerini almaya çalıştığı görüşündeler. Olası bir savaşta Rusya'nın ekonomik kaybının büyük olacağını dolayısıyla Putin'in böyle bir savaşı göze alamayacağını söylüyorlar. Eski bir alt düzey asker olarak, biraz sosyal bilimci olarak, sosyal bilimler kapsamında coğrafya, tarih, sosyoloji, etnoloji ve medeniyetler konularında kendi çapımda araştıran ve okuyan biri olarak ben aynı fikirde değilim..." Artık isyan ederek tarihe not düşmek adına buraya yazıyorum diyerek neden aynı fikirde olmadığımı gerekçeleriyle yazdım. Gerekçeleri yazdıktan sonra sonunu şöyle bağladım. "...Uzun sözün kısası ya Ruslar istediklerini alacaklar ya da vuracaklar. Ne zaman? Belki bu sabah, belki ertesi gün, belki haftaya, belki bir ay sonra bilemedim en fazla 1,5 ay sonra, daha fazla sonuç almadan, bekleyeceklerine ihtimal vermiyorum. Bunun bu aşamadan sonra neye mal olacağını hesaplayacaklarını sanmıyorum. Nükleerse nükleer, sıkıysa bana karşı kullanın diyor adam. Gerekirse Dünya'yı yakmayı göze aldıklarını görüyorum... "

22 Şubat 2022 tarihli yazıma ise "Geliyor gelmekte olan! İşgale ramak kaldı..." başlığı ile yazıma başladım. Kısa yazımın sonuna ise;  "...Uzun planlara gerek yok bugünleri iyi takip edin, tedarikli olun yeter." diyerek yazımı bitirdim. 24 Şubat 2022 tarihinde ise Rusların saldırısıyla savaş başladı ve halen devam ediyor. Bu arada Türk Hava Kuvvetlerine ait iki adet nakliye uçağı Rusya da mahsur kalmış durumdalar. 24 Şubat 2022 tarihinden önce gitmişler ve savaşın başlamasıyla Ruslar Hava sahasını kapattığından dolayı kalkış yapamayıp bekliyorlar. Artık bende pes diyorum. M.S.B., Genel Kurmay, Hava Kuvvetleri! Sizde mi göremediniz? 

Yazımın başlığındaki konuya başlayamadan bana ayrılan köşenin sonuna yaklaştık.  Doğrudan yazıya başlayabilirdim. Fakat geçmişte yaptığım öngörüler bilinmeden yazılarımda yapacağım analizlerin çok fazla kıymet kazanacağını değerlendirmedim. Şunu baştan belirtmeliyim ki ben kâhin ya da astrolog vs. değilim. Hiç fal baktırmam ve asla inanmam. Tüm bu sonuçlara ulaşmama neden olan faktörler, uzun bir süreye yayılan eğitim, birikim, araştırma, analiz, sorularla düşünme yöntemimdir. Baştan belirteyim ekonomist değilim ancak makro ekonominin neden sonuç ilişkilerine yönelik donanımım vardır, fakat para kokusunu alamamak gibi bir yeteneksizliğimde vardır. Devletimiz var olduğu sürece bu yeteneksizliğimi çokta umursamıyorum. Yazımın başlığına yönelik şöyle bir açarak başlayıp, bir sonraki yazıma bırakayım. Aynı başlıkla devam ederim.

      Herkesin malumu olduğu üzere savaşın 15. gününe gelindi, fakat Rusya'nın elle tutulur bir başarısı yok. Batı için konvansiyonel anlamda tehdit olmaktan çıkan bir Rusya, bizim uyguladığımız denge politikasının iflası demektir. Bu süreçte hiç beklenmeyen bir şey oldu ve Batı kenetlenerek tek vücut birleşti. Bizim için her zaman bölünmüş bir Batı tercihimizdir. Şu andaki hali ise tek vücut cinnet halidir. Herhangi bir sebeple Rusya'nın uğradığı yaptırımları kapımızda görebiliriz. Bunları bir sonraki yazımda açarak devam ederiz. Sağlığınıza dikkat edin. Sağlıcakla Kalın.