Hürses gazetesine yazdığım ilk iki yazının başlığı ile, bugünkü yazıma devam edeceğim. Tabi ki benim bu yazıyı kaleme aldığım tarih 18 Mayıs 2022’dir. Bugünden yayınlandığı tarihe kadar neler değişmiş olur bilemem. Bu bağlamda yazımın güncelliği kalmamış dahi olabilir ya da devam ediyor olabilir. Ancak mevzu her daim güncelliğini koruyan mevzulardandır. Konumuz Vatan’dır. Bizi bekleyen olası tehlikelerdir. Devam.
Yukarıda ki başlıkla 10 Mart 2022 tarihinde ilkyazım yayınlanmıştı. İlkyazımdan bir alıntı yaparak devam edeyim “Herkesin malumu olduğu üzere savaşın 15. gününe gelindi, fakat Rusya'nın elle tutulur bir başarısı yok. Batı için konvansiyonel anlamda tehdit olmaktan çıkan bir Rusya, bizim uyguladığımız denge politikasının iflası demektir. Bu süreçte hiç beklenmeyen bir şey oldu ve Batı kenetlenerek tek vücut birleşti. Bizim için her zaman bölünmüş bir Batı tercihimizdir. Şu andaki hali ise tek vücut cinnet halidir. Herhangi bir sebeple Rusya'nın uğradığı yaptırımları kapımızda görebiliriz.”
Yine aynı başlık altında yazdığım 12 Mart 2022 tarihli yazımda ise “ …Velev ki yayınlanan görüntülerde olduğu gibi, yollarda dökülmüş Rus Ordusu savaşı uzatır, çamura ve yıkılmış şehirlerin beton mıcırlarına saplanırsa Batı için konvansiyonel anlamda Rusya tehdidi ortadan kalkmış olacaktır. Buraya not düşüyorum. Cinnet halindeki Batı, olası Ukrayna direnişinin başarısı halinde, Türkiye'ye değil parmağını sallamak, aynı tip yaptırımlarla yumruğunu sallayarak Türkiye'ye dönecektir. Neden? Çünkü Türkiye'nin, endişe kaynağı olan askeri kabiliyetlerinin zayıflatılması gerekiyor. Onun için Türkiye'ye dayatılan Ukrayna örneği ülke bellidir. Yunanistan umarım Batı'nın oyunlarına uyanmıştır. Bizim böyle bir savaşı istemediğimiz aşikârdır. Fakat Ege veya Doğu Akdeniz de beklenmeyen ve bizi savaşa sürükleyen tahriklerle karşılaşmamız olasıdır. Bu tür bir vaka ile karşılaşmamak için anahtar, Rusya'nın başarısındadır. Ülke menfaatiniz, bazen ezeli düşmanınızın başarısına bağlı olabilir…”
Ukrayna’nın savaştaki başarısı yadsınamaz. Ülkelerini savunarak 21. Yüzyılın ilk destanlarını yazdılar. 21. Yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarına yaklaşırken gelecekte daha ne destanlar yazılır şimdiden kestirmem mümkün değil. Ancak olması ihtimalini, güçlü olasılıklar olarak değerlendiriyorum. Rusya hiç hesaplayamadığı askeri bir direnişle karşılaşarak, Batı’nın daha da fazla Ukrayna’yı desteklemesiyle karşılaştı. Neredeyse konvansiyonel anlamda yenilgi de yaşayabilir. Rusya açısından gerçek anlamda tam bir rezalet durum yaşanıyor. Kızıl Ordu efsanesi, yenilemez zannedilen Rus Ordusu efsanesi tamamen çöktü. Rusların yaşadığı bu çöküşün ardından sıra ya Türkiye’nin savaştırılmasında ya da Çin’in savaşında olduğunu tahmin ediyorum. Fakat önceliğin Türkiye olduğu uluslar arası ilişkilerden anlaşılıyor.
16 Mayıs 2022 günü Yunanistan Başbakanı ABD’ye ziyarette bulundu. 18 Mayıs günü bu ziyareti elini ve ceplerini doldurarak tamamladı. ABD’ye 18 üssün haricinde 3 askeri üs daha verdiler. Yunan Ordusuna askeri sevkiyatlar tüm hızıyla devam ediyor. Bize verilmeyen F-35 uçaklarından Yunanistan’a veriliyor. Dahası batımızda Ordusu yenilenerek yeni bir İsrail tarzı ülke oluşturuluyor. Tüm bunlar Rusya için yapılıyormuş gibi gösterilmeye çalışılıyor. Rusya’nın tehdit oluşturacak halimi kaldı ki? Güneyimizde PKK uzantısı tam bir Ordu kurulurken, batımızda ise Yunanistan, onların hayal dahi edemeyeceği şekilde donatılıyor. Amaçları, Doğu Akdeniz enerji kaynaklarından Türkiye’yi tamamen uzaklaştırmaktır. Yunanistan’ı batının enerji üssü haline dönüştürmeye çalışıyorlar. Daha önce de yazdığım gibi, eğer Ruslar bir başarı gösteremezler ise denge politikası biter demiştim. Nitekim öyle oldu. Tahterevallinin diğer ucunda Rusların esamisi dahi yok. Varsa yoksa nükleerle tehdit ediyorlar. Batı ise bu resti görmeye hazır olduğunu hissettirdi. Ruslar artık bu işten sıyrılmanın yollarını arıyor. Fakat çok geç. Putin’i koltuğundan devirene kadar süreç devam edecek gibi duruyor.
ABD, şimdi hedefe Türkiye’yi koyduğunu her türlü hissettiriyor olmasına rağmen bizim cenah İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurusu üzerinden elini güçlendirmeye çalışıyor. Hani bir replik vardı. ”oğlum bak git” İş oraya gidiyor. Bir hatırlatma da bulunayım. Meşhur F-35 projesinden çıkarılmadık, yalnız bırakıldık. Herkes projeden çıktı ve biz yapayalnız kaldık. Çıkanlar tekrar bir araya gelip yollarına biz olmadan devam ediyorlar. NATO içinde olacağı budur. Macron’un iki yıl önce söylediği doğrudur. NATO’nun beyin ölümü bence de gerçekleşti. İmkânları olsa Türkiye’yi NATO’dan hemen çıkarırlar, fakat NATO’da bu tür bir kavram olmadığından uygulanamıyor. Ancak ülkeler kendileri çıkabiliyor. Bu nedenle Türkiye NATO’da tek başına bırakılıp, haricen İsrail, Japonya ve Avustralya’yı da içine alacak yeni bir ittifakın kurulması olasıdır.
İnsanlığı bekleyen ve felaketleri tetikleyen asıl nedenleri, küresel finans sisteminin değişeceğini ve yeni Dünya Düzeninin kurulduğundan sürekli bahsediyorum. Bilinçli olarak tüm Dünya felakete sürüklenirken ÇİN’deki uygulamaları bunlardan ayrı düşünemeyiz. Tedarik Zincirinin bozulmasında Çin baş aktör olurken, akıl Çin’e üs kurmuş durumdadır. Batı kan kokusunu 75 yıl aradan sonra yeniden aldı. ABD kendisi dışında tüm ülkeleri savaştırmaya azimlidir. Yunanistan’ın politikasının bizi savaşmaya mecbur bırakacağı aşikârdır. Osmanlı Türkiye’si 1900’lü yılların başında Almanya’nın yanına nasıl itildiyse bugünde Rusya’nın yanına itilmeye çalışılıyor. ABD, Avrupa’yı tekrar savaştırıp tüm coğrafyanın pestilini çıkarıp muhtemelen doğu Akdeniz kaynaklarına çökmeyi hedefliyor. Sırada Rusların yenilmesi halinde, Avrupa’ya, nükleer taktik füzeleri göndermesi kaldı. Rusları buna zorlayacaklardır.
Ruslardan bize müttefik olması mümkün değildir. Hatta imkânsızdır. Bu gerçeği not ediniz. Bize tek bir seçenek kaldı. Doğrudan ABD ile mücadele edecek kora kor politika üretmek ve özellikle Suriye’deki ABD varlığını hedef alarak kararlılık göstermek zorundayız. Piyonlarla uğraşarak zamanımızı enerjimizi tüketirsek çok yorulur asıl düşmanı gözden kaçırırız. Sonrasını düşünmeye de gerek olacağını sanmıyorum. Havalar ısınmaya başlıyor. Kalın sağlıcakla.


