Bugün, 11 Şubat 2026 Çarşamba

Muzaffer GÜNAY


ÇOCUK EDEBİYATI ŞAİRİ GÖKHAN AKÇİÇEK (2)

ÇOCUK EDEBİYATI ŞAİRİ GÖKHAN AKÇİÇEK (2)


Bir önceki köşe yazımızda Gökhan Akçiçek’in şairliği ve şiirleri hakkında görüş ve düşüncelerimizi kaleme almıştık. Kaldığımız yerden devam edelim:

                Akçiçek, yalnız şiir sahasında değil, nesir (düzyazı) sahasında da önde gelen ustalardan biri olarak nitelendirilmektedir. O kadar ki, şiirlerine sinen edebi akıcılığın aynısını düz yazılarında da görmekteyiz. Nesir türünde kaleme aldığı  kitaplarından birisi olan ‘Kırık Sesler Sokağı”, abartısız şiirleri kadar etkileyen içerik arz etmektedir.

                Örnek:

                ‘Kırık Sesler Sokağı”… 2010 yılında buluşmuştu okurla.  Adı bile   şiirsel kıvamda. Nitekim, aslen Alucra çocuğu olan Şair, 1961 yılında kenarında doğup çocukluk yıllarını geçirdiği KÖPRÜBAŞI semtini, “Bülbül Deresi Şiirleri” adı ile Türk  Edebiyatı’na kazandırmakla ait olduğu şehre olan sevgi ve vefasını harfleri nakış nakış dokumak suretiyle gelecek zamanlara emanet etmiştir.

                Anılan kitabın hemen başında yer verilen şu satırlar, yukarıdaki değerlendirmenin ne kadar isabetli olduğunun bariz bir kanıtıdır:
                “Bu şehrin tozu toprağı, sokaklarında bulaştı üstümüze.

                O kokuyu duya duya büyüdük.

                Yolumuz, hep Kırık Sesler Sokağı’na düştü.

                Bu şehri koklamak isteyenler, bu sokağa kulak kabartmalılar.

                Şehre değer katanların resmi geçidi olarak hazırlandı bu çalışma.

                Bir saygı duruşu, bir yaka ilikleme seremonisi.”

                Akçiçek’i, şahsiyet itibarı ile de spesifik bir psikolojik karakter olarak tanımlamak, kanaatimce isabetli olur. Tam 30 sene önceye giden ve kesintisiz süregelen dostluğumuz var. Az bir zaman değil, kuşkusuz.

                Şair, yazar, daha doğrusu sanat insanı olmanın ilk şartı, yaratılışta gerekli mayanın mevcut olmasıdır. Düz birinin nitelikli sanat insanı olması mümkün değildir. Emek vermek ise sonraki iştir.

                Hele ki, çocuklarla ilgili eser yazmak, apayrı bir fıtrat gerektirdiği gibi, dur-durak demeden, uykusuz geceler geçirmeden layıkı veçhile eser yazmak asla olası değildir. Öylesine ki, bel ve boyun fıtığı gibi fiziki hastalıklar ile sürmenaj ( çok çalışmaktan mütevellit aşırı zihinsel yorgunluk)gibi psikolojik illetler, yazar ve şairlerin  adeta kaderi olur, dahası son nefese değin yakasını bırakmaz. “Her nimetin bir külfeti vardır.”

                25 kadar şiir ve  nesir kitabının sahibi olan Akçiçek, fırsat bulduğu  zamanlarda okullarda öğrencilerle birlikte olmayı sürdürmekten geri kalmaz, hatta bunu hayatının ayrılmaz bir parçası kabul eder. En mutlu anları, minik öğrencilerle beraber olduğu anlarıdır. 8.4.2022

                (devam edecek)