reklamy

Arzu ŞENEL


CORONA GÜNLERİNDE AŞK

CORONA GÜNLERİNDE AŞK


 

 

 

Yeni vaka  ve ölüm haberlerinden çok bunaldık zira her geçen gün biraz daha yakınımızda hissediyoruz.

Ortalıkta dolaşan ve büyük çoğunluğu resmî bir kaynak teşkil etmeyen yazı, haber ve videolar  yağıyor üzerimize.

Akıl şemsiyesi olmayanın üşütmesi yakındır!

Biraz konu dışına çıkalım istedim hazır bahar ayının çiçekleri, ürkek narin beyaz yapraklarını uçuşturuyorken etrafta.

Tabiat aşka durmuş…

Sabah elini yüzünü yıkamadan sofraya koşturan kızarmış ekmek kokusu gibi davetkâr, baharın rengarenk rayihası.

Üçüncü kez sur’a üflenmiş de cennetin kapıları açılmış sanki…

Bir sevinç, bir coşku, bir heyecan.

Cemre, gelinlik kız gibi bembeyaz salınıyor dallarda.

Başını kaldır bak dışarıda hayat var! (“Şu sıralar bizim için hayat evde.” Dediğinizi duyabiliyorum.)

Ne olmuş birkaç hafta evde kalmak zorundaysak?

Ne bu karamsar hâller, umutsuz kehanetler?

Engel mi var umuda, yarına, aşka…

Çayın demine, kahvenin kokusuna engel mi?

Sevdiğinin göz bebeklerinden seyretmeye âlemi…

O yemin edilen kaleme, kelama, şiire engel mi?

Aç pencereni, çık balkona, temiz havayı doldur ciğerlerine, kuşların son bestelerini dinle.

Allah izin verirse çiçeğe durmuş dallardan yine erik yiyeceğiz elbet..

Tabiat îmanını tazeliyor.

Öyleyse;  “Hasbunâllahu ve ni’mel vekil.”  (ALLAH cc. bize yeter, O ne güzel vekildir.)

Öyleyse ne gam…

Tevekkülün verdiği o dayanılmaz hafiflik…

Zorlukla beraber bir kolaylığın olduğu müjdesi ve ahdini de almışız zaten.

Ötesi aşk, ötesi îman.

Şikayet ettiğimiz şeyler kimi zaman birer hediye oluyor, gönül gözü ile bakmayınca da geç kalıyoruz, vakti geçiyor.

Şer sandığımız nice hayırların yüzü suyu hürmetine dönüyor dünya.

Her şey zıddı ile kaimdir.

Ölüm ve hayat, hastalık ve sıhhat, karanlık ve aydınlık , zorluk ve kolaylık…

Evet bu zor günlerin içinde kolaylık barındırdığına,

Karanlığın bâki olmadığına,

Her derdin dermanına,

Hayata, ölüme ve tekrar dirilmeye îman etmişiz.

Zıddı olmayan tek mutlak olan Rabbimizdir.

Ve bir de aşkın zıddı yoktur derim naçizane…

Öyleyse Allah’a tevekkül edip, aşka bırakmalı daralan gönüllerimizi.

Velhasıl bu uzun günleri tefekkür etmek, îman ve aşk tazelemek için fırsat bilmeli.

Îman demişken, görmediği için Allah’a inanmayanlar, görmediği virüse diz çöktü…

Hatırlatın bir ara sizinle bunun üzerine de bir iki kelam edelim.

Sürc-i lisan etti isek affola.

Muhabbetle…