Bugün, 20 Mart 2026 Cuma

Mehmet Ali AYDIN


DAHA NE BEKLİYORDUNUZ Kİ

DAHA NE BEKLİYORDUNUZ Kİ


Gün geçmiyor ki gayri milli eğitimimizle ilgili bir skandal ortaya çıkmasın. Erkek arkadaş için okul bahçesinde birbirleri ile kıyasıya kavga eden aşüfteler mi istersin? Tam tersi birbirlerinin kız arkadaşını ayarttıkları için kavga eden karnı delikler (delikanlı) mi istersin, öğretmenine asılan öğrenci, öğrencisine asılan öğretmen bilmem daha neler neler.

Geleceğimizi yetiştiren bir sistemin bu kadar rezil işleri imza atması son derece düşündürücü ve ibretlik. Sistem insan yetiştirmeye değil de sanki tam tersi bir işlev görüyor. Her ülke geleceğinden emin olmak ister, bunun da yolu kendi öz değerleri ile yoğrulmuş, toplumun değer yargılarını, inançlarını, maddi ve manevi değerleri benimseyen ve koruyan nesiller yetiştirmektir.

Bu değerlere sahip olan gençler yetiştirmeyi bırak bizim milli eğitimimiz bu değerleri vermeye çalışanları cezalandırmanın peşinde. Japonyada ve bazı Avrupa ülkelerinde kızlar ve erkekler ayrı ayrı okullarda eğitim görürken, bizimkiler aynı sınıfta okuyan kız ve erkek öğrencileri ayrı sıralarda oturtun diye öğretmenlere yazı yazan okul müdürünü görevden alıyor. Hem de kimin şikayetiyle biliyor musunuz bu memlekette salyangoz satmaya çalışan sözde bir öğretmen sendikasının şikâyeti ile. Ki bu sendika milli eğitimin yaptığı her şeye karşı çıkan ve kulp takan bir sendika.

Bizde memur sendikaları da ayrı bir yazı konusu da oraya pek de girmek istemiyorum. Sadece şunu söylemekle yetineyim, sendika üyelerinin aidatlarını devlet ödüyor. Bunlarda devletin ödediği aidatlarla mensuplarının hakkını koruyor. Grev yok, boykot yok. Masada memur haklarını konuşuyorsunuz ama en son sözü patron olan devlet söylüyor. Bu arada bir miktar adam sendikacılık yapıyoruz ayaklarına memurların sırtından para kazanıyorlar ve adına da sendikacılık diyorlar.

Geçemlerde de yine sosyal medyaya yeni bir haber ve video düştü. Ankarada özel bir lisede, öğretmen beyaz önlükleri, elinde kitabı öğrencilerine ciddi ciddi ders anlatıyor, o sırada öğrenci kılıklı diyeceğim ama öğrenci kılığı da kalmadı ki, soytarının biri çıkıyor öğretmenin önüne geçiyor, öğretmende kısa boylu biri. O serseri öğretmenin önünde kendine göre dans bana göre maymunluk yaparak dersi sabote ediyor, sonra da elleri ile öğretmenin yüzünü avuçlarının içine alıyor. Sözüm ona aklı sıra şirinlik yapıyor, bir başka soytarıda bunu cep telefonu ile kameraya alıyor.

İster ağlayın ister gülün durum bu. Bir ahlaksız çıkıyor, öğretmenin haysiyetini, şerefini ve mesleki saygınlığını ayaklar altına alıyor. Diğer taraftan da bunlar olmasın diye çaba gösteren müdürü de bakanlık görevden alıyor.

Bakanlık öğrenci ihbar hattı kuruyor ve öğretmenlerin öğrenciler tarafından şikayetine öncülük ediyor. Öğretmen de ne yapsın korkudan öğrencisine dokunamıyor. Not sistemi de dersen berbat öğrenciyi sınıfta bırakmak yok. Ondan sonra da memlekete ve millete faydalı evlat yetişsin diye bekliyoruz. Erkek öğretmen kız öğrencisine dokunmaya kalksa öğretmen tacizci, bayan öğretmen yapsa yine tacizci. Öğretmen öğrencisine dokunmayacak mı? Bunlar vazo mu saksı mı, kırılacak eşya mı? Bizim babalarımız ve biz çocukları okula verirken öğretmene. Eti senin kemiği benim diyerek veriyorduk.

Böyle bir rezalet sistem olabilir mi? Adamın oğlu eve giren hırsızı yakalamış ve babasına seslenmiş: Baba ben bir hırsız yakaladım. Babası: Yakaladınsa getir oğlum. Oğlan: Baba gelmiyor. Baba O zaman bırak gitsin. Oğlan: Baba gitmiyor ki demiş. Bizim milli denilen eğitim sistemimiz de aynen böyle tuttuğunuz yeri elinizde kalıyor.

Bugün bir öğretim üyesi kardeşimizle görüşmek için Ordun Üniversitesine gittim. Fakültenin kapısında bir grup genç, başlarında da yakın tanıdık birisi. Üniversiteyi ve fakültelerini yakından görmek ve tanımak için gezmeye gelmişler. Bunlar ilimizin önemli liselerinden birisinin son sınıf öğrencileri imiş. Şöyle bir baktım, içlerinde bir tane öğrenciye benzeyen birini göremedim. Kızlarımız mankenlere taş çıkartırcasına makyajlı, ojeli, kıyafetleri ise bir başka felaket. Göbekler dışarda, diğerlerini yazamıyorum edebim el vermiyor. Mini minnacık etek. Erkeler de saç sakal birbirine karışmış, kulaklarda küpe, çeşitli yerlerinde döğmeler. Yani olmaması gereken ne varsa hepsi var.

Bahçe içinde üniversitenin öğrencisi olduğu belli, iki gencimiz oturmuş, biri kız(!), yanında bir erkek(!) dudak dudağa yalaşıyorlar. Bu ne aymazlık, utanmazlık. Hayvanlar bile birbirini kıskanırken bunlar umumun gözü önünde hiç utanma, arlanma yok. Bunlar üniversite bitirecek, belli bir görev ve makama gelecekler ve bu memlekete hizmet edecekler. Devlette görev alamazlarsa feryat edecekler “bu kadar yıl okuduk dirsek çürüttük ama iş bulamıyoruz diye.

Yirmi yıldır iktidarda olan ve ülkemizin kalkınması konusunda çok önemli işler başaran bir iktidar ne yazık ki eğitim konusunda sınıfta kaldı. En modern okullar, laboratuvarlar, sınıflar, akıllı tahtalar ve daha neler neler yapıldı ama gençliğin özlenen gençlik olarak yetiştirilmesi konusunda ne yazık ki sınıfta kaldılar. Devletten maaş alan öğretmenlerin büyük çoğunluğu, görevini yapmaktan çok ülkeyi yönetmeyi ve siyaset yapmayı yeğliyor. Ne yapsınlar öğrencilere sözleri geçmeyince, eğitimi de beceremeyince ülkeyi yönetmeye başlıyorlar.

Daha çok şeyler yazılabilir ama bence gereksiz. Hani deveye demişler. Boynun eğri O da demiş: Nerem doğru ki. O misal işte.