Ülkemiz tarihinin belki de en büyük afetlerinden biri olan 06.02.2023 tarihinde 7.7 ve 7,6 büyüklüğündeki Kahramanmaraş merkezli 11 ilimizde büyük yıkım ve can kaybına neden olan iki depremin yaralarını sarma çalışmaları devam ediyor.
Allah’ın izniyle bunu da atlatacağız, birlik beraberlik içerisinde olduktan sonra aşamayacağımız bir sorun, kaldıramayacağımız bir yük yok, ülke olarak biliyoruz.
Tarih boyunca bu topraklar ne badirelere, ne savaşlara, ne talanlara şahit oldu.
Yakıldı, yıkıldı ama her defasında daha bir güçlenerek ayağa kalktı.
Büyük Selçuklu Devleti yıkıldı derken, Anadolu Selçuklu Devleti, Anadolu Selçuklu Devleti Yıkıldı Derken, Osmanlı Devleti, Moğollar Osmanlıyı bitirdi derken daha bir güçlü ayağa kalkıldı ve İstanbul’un Fethi nasip oldu.
Osmanlı yıkıldı, dağıldı derken Türkiye Cumhuriyeti kuruldu ve her geçen gün daha güçlü ve daha kendinden emin bir şekilde dünyanın en güçlü 10 devleti arasına girme yolunda ilerliyor.
Bir gün ülkemizin yeniden dünyanın en güçlü devleti olacağına canı gönülden inananlardanım.
Velhasıl kelam dostlar bu sıkıntıları da atlatacağımıza ve bu sıkıntıdan da güçlenerek çıkacağımıza hiç şüphem yoktur.
İnsanı acılar olgunlaştırırmış.
Bence devletleri de tecrübeleri güçlü yapar.
Üç kıtaya hükmeden dönemin en güçlü devleti Osmanlı, Osmanlı olana kadar ne sıkıntılar çekti.
Ta Orta Asya’dan gelen bir mücadele, savaşlar, göçler, bölünmeler, iç karışıklıklar, salgın hastalıklar, yoksulluk, vatansızlık, Moğol istilası, depremler, yangınlar, haçlı saldırıları gibi daha birçok acı tecrübe sonucu yüzlerce yıl sonra ortaya bir cihan devleti çıkmıştır.
Henüz 100 yaşına girmiş Türkiye Cumhuriyeti Devletimiz de kurulduğu günden bugüne kadar çok depremler, afetler, savaşlar, terör saldırıları, darbeler vb. birçok acı tecrübe yaşamıştır.
Bu acılar elbette bizi daha olgunlaştıracak, neticede gücümüze güç katacaktır.
Temennimiz ve dualarımız bunların son olması; ancak hepimiz biliyoruz ki hayat devam ettikçe bu acı tecrübeler de devam edecektir.
Mesele bizim bu acıları tecrübeye dönüştürmek, unutmamak bir daha olmaması ya da olmasına engel olamıyorsak en az zararla atlatmak için neler yapması gerektiği uzun uzadıya düşünüp, konuşup bir an önce harekete geçerek en güzel şekilde hazırlık yapılmasıdır.
Bu kapsamda naçizane fikrim Bu depremlerden çıkan molozlardan bir ibret anıtı oluşturmak.
Yıkılan tüm evlerin molozlarından bir anıt dağı ortaya çıkarmak,
Bu anıt dağını ziyarete açmak,
Açıklayıcı kitabeler ile insanımızı bilinçlendirmek,
Kaç yavru anasız, babasız kaldı.
Kaç anne, baba evlat acısı yaşadı.
Kaç ailenin tamamen kütükten kaydı silindi.
Bunları bu anıt dağında sergilememiz ve burayı büyük bir deprem açık hava müzesi haline getirmemiz gerekiyor.
Tüm mimar ve mühendislik fakültelerinin girişine bu anıtın resimlerini asmak ve neden yıkıldığı ile ilgili kitabeyi altına yazmamız gerekiyor.
Tüm şehirlerimizin (bilhassa büyük şehirlerimizin) ilan panolarında göstermek,
Okullarımızın deprem anıtı dağına turlar geziler düzenlemelerini sağlamamız gerekiyor.
Ortaokul 5. Sınıflarımıza haftada 1 saat zorunlu “AFET BİLİNCİ” dersi konulabilir.
Daha bunun gibi birçok çalışmalar mutlaka yapılmalıdır.
Bu molozların altında on binlerce canımız yok oldu.
Neler yaparsak bir daya böyle durumlar yaşamayız, neleri yapmazsak aynı acıyı tekrar tekrar yaşarız anlatmalıyız.
Bunlar çok acı ama unutulmaması gereken önemli gerçekler.
Kimseyi hedef göstermeden, kimseyi ötekileştirmeden, birlikte yaşadığımız, birlikte acısını yüreğimizde hissettiğimiz, yine birlikte yaralarını saracağımız bu asrın felaketini unutmamak, gelecek nesillere de ibret vesilesi olacak, unutturmayacak bir “DEPREM DAĞI ANITI” naçizane tavsiyemdir.
Depremde vefat eden kardeşlerimizin ruhu için El Fatiha.
Selam ve dua ile kalın sağlıcakla…
