Yaralarımız sarılsa da travması uzun yıllar devam edecek olan on binlerce ölü, on binlerce yaralı ve yüz binleri bulan yıkım ve harita değiştiren bir depremi yaşadık. Bu aynı zamanda sadece tabii bir olay olarak kalmadı aynı zamanda beşeri olarak da büyük bir deprem yaşadık. Herkes bulunduğu konum, duygu, düşünce ve inanç noktasından depreme baktı.
Sağ duyu ve aklıselimin hakim olduğu ama gürültüsü çok çıkan trollerin de gündemi değiştirmeye ve insanları manipüle ederek provokasyon yapmaya gayret gösterenleri de bir kenara not ettik.
Meğer içimizde iktidara muhalefet uğruna memlekete ihanet edercesine hainlik yapanları da maalesef gördük. İlk günden başlayarak karalama kampanyaları yapanları not aldık. Keser döner sap döner bir gün gelir hesap döner dedik.
, Kızılay’a bağlı bir kuruluşun şimdiye kadar yaptığı gibi "AHBAP" denilen ne olduğu meçhul bir oluşuma çadır satması depremdeki uğradığımız felaketten daha çok gündemi işgal etti. Ne idiğü belirsiz dedim çünkü; kimisi göklere çıkarıyor, kimisi de yerin dibine sokuyor ve dolayısıyla insanımızın kafası karıştırılıyor.
Dedik ya deprem bir turnusol kağıdı görevi gördü ve kimlerin ne olduğunu açığa çıkardı. Üzüm yemek isteyenlerle bağcı dövmek isteyenler yüzlerini gösterdiler.
Bunlarla ilgili bir kaç örnek paylaşarak konuyu sonlandırıp fazla uzatmayacağım.
Deprem bölgesine giden Şef Mehmet Yalçınkaya'dan:
"Mesela bir adam geldi 3 tane Mercedes'i varmış, bir tane binası varmış, bir tane fabrikası varmış, bunların hepsi gitmiş. Bizden bir kilo pirinç istiyordu. Dünya bu kadar işte.
İnci konu ise bu bölgenin insanı tok. Teyzenin birine zeytinyağı veriyordum köylere bakliyat dağıtırken, dedi ki evladım zeytin ağaçlarımız var bize zeytin yağı verme. O beni çok etkiledi. Dünyaya bakışım değişti"
Zeytin yağını kabul etmeyen de bizden, yardım malzemelerini yağmalayan hainlerde bizden gözüküyor. Yıkılmış harabelerin arasında yağma ve çapulculuk yapanlarda bizden geçiniyorlar.
Üç jeneratörün çalıştığı hastanede elektrik yok diyen hainlerde bizden. Çömez'in biri elektrikler olmadığı için İskenderun Devlet Hastanesinde cihazlara bağlı hasta ve çocuklar ölüyor diyen hain de bizden.
Prof unvanı taşıyan şahsiyetsiz de: " İlk iki gün asker inmediği için korumasız kadınlara tecavüz edilmiş."
"Yakınlarını yitiren genç kızlar, imam nikahıyla evlendirilerek, kim olduğu belirsiz kişilerce alıp götürülüyorlar. sorun çok büyük."
"Deprem bölgesini geziyoruz Malatya’daki bin kadar çocuk yitik. Organ mafyası ya da çocuk pornocularından kuşkulanıyorlar."
, Bunları paylaşan bir Prof. Soruşturma açılıp savcının karşısına, ardından da mahkemeye çıkınca dansöz ya hemen kıvırıyor. "Öyle söyleniyordu, öyle duymuştum ama yalanmış" diye kendini savunuyor. Bizim mahkemeler de Allah'tan yol geçen hanı, yurt dışı yasağı ile paçayı yırtıyor. Bu da bizim tahsil görmüş Ebu Cahilimiz.
Daha pek çok örnek var da midem kaldırmıyor. Bir tarafta bu asil millete yakışan davranışlar sergileyen asil evlatlar, bir tarafta bu asil milletin rezillik ve sahtekarlık, yalancılık da zirve yapmış adi evlatları.
İnsan olabilmek ayrı bir konu, insan kılığında gezmek de ayrı bir konu.
