Bugün, 11 Şubat 2026 Çarşamba

Abdullah ALTAŞ


"DİRİ" YE YASİN OKUMAK!

"DİRİ" YE YASİN OKUMAK!


Ülkemizde son yıllarda, bazı "Ben biliyorum! " "Ben buldum!" "Farkımı farkedin!"  demeye getiren, rekabet dünyasının büyüsüne kapılmış, televizyonlarda konuşurken sıklıkla "Ben" diyen, ihlas ve samimiyetsiz, hizmete, aydınlatmaya, ibadete teşvike yöneltmeyen, ufku dar, ilkel, his olarak erozyona uğramış, birazda sayı itibariyle enflasyona uğramış, acınacak bir güruh mevcut.

Bunlar, müslümanların, mevcut imanını daha da kuvvetlendirme, mevcut ibadetlerini daha çoğaltması için aydınlatma ve motive etme için gayret ve çabası içinde olmadıkları gibi, müslümanların Kur'an'a uygun güzel, faziletli davranışları konusunda, onların zihinlerini bulandırma çalışması çabası içine girerler, gayret sarfederler. 

Bunlar, damak tadına uygun buldukları televizyonlarda "Seyyar Tayyar" gibi, "Ben buldum!" deyip deyip, nefislerini ön plana çıkarma gayreti içinde olmuşlardır. 

Ülkemiz yıllardır, dışarıdan ve içeriden, maddi ve manevi açıdan saldırılara uğramış hep erozyona uğratılmak istenmiştir. Düşmanlar savaşı hep tek boyuttan, maddi boyuttan değil, manevi açıdan da sürdürmüşlerdir. Düşman, kendi değerlerimize olan bağlılığımızı zayıflatmak, kendi değerlerimiz konusunda bizleri şüpheye düşürmek için yıllardır çalışmış bunda da maalesef kısmende olsa başarılı olmuşlardır. Bu konuda para harcamak gerekiyorsa harcamışlar, hain satın almak istiyorlarsa almışlardır. 

Bu bahsettiğim güruhun dış bağlantıları var mıdır bilmiyorum. Bu ayrı bir araştırma konusudur. 

Bu güruhun ülkemiz insanının, müslümanının aklına sokmak, kafasına yerleştirmek istediği, bazende çeşitli sohbetlerde dile getirilen, bazen hemen aktüel hale gelen bir konu var. O da şu "Ölüye Kur'an okumak!" "Ölüye Kur'an okumanın ne faydası varmış?" "Kur'an'ın diriye okunması lazımmış" 

Hiç kimse, hiçbir müslüman, hiçbir hoca ölünün karşısına geçip, benim okuduğum Kur'an 'ı dinle ve o' nun gereğini yap! " demez!  Kur'an okuyan kişi zaten bunu biliyor!  Ölmüş olan mevtanın yanında, onlarca, yüzlerce, binlerce kişi var! Mevtanın yanında bulunan yüzlerce diri var, Kur'an onlara okunuyor! 

Eğer bir cenaze töreninde, ölüye Kur'an okunmaz diye düşünülürse, o cenaze merasiminde bulunan yüzlerce diri kendisine Kur'an okunmasından, okunan Kur'an-ı dinlemekten mahrum bırakılmaktadır. 

Hani sen! Kur'an'ın dirilere okunmasını istiyordun? 

"Diri" ye Kur'an dinletecek o kadar adamı daha nerede bulacaksın? 

Hiçbir din görevlisi veya müslüman ölüye "Kur'an okurken" onun cesedine veya bedenine "Kur'an" okumaz! O bedenden ayrılan esas ve öz vardır. 

O da, o bedenden ayrılan "Ruh" tur! Asıl muhatap o'dur.  Ruh, ölümsüzdür. 

Din görevlisi veya, Kur’an’ı okumasını bilen bir müslüman, bir cesede, ölmüş bir bedene Kur'an okuyup, o ölüden bir netice alınamayacağını bilir. 

Din görevlisi veya hoca veya Kur'an okumasını bilen bir müslüman Kur'an okuduktan sonra şöyle dua eder, "Okumuş olduğumuz Kur'an - ı Kerim'den hasıl olan sevabı falanca nın ruhuna bağışlıyoruz! der. Cesedine bağışlıyoruz demez! Cesedler çürür toprak olur, ancak ruhlar ölmez. Bizim muhatabımız" ruhlardır" dır. 

Eğer bazı çok bilmişler! "ölüye Kur'an okumayı" cesede Kur'an okumak olarak algılamışlarsa, onlar da "Algılama seviyesi" düşük demektir. Eğer bu "Bazı bilmişlerin" ana veya babaları vefat ederse ana veya babalarının cenazesinde Kur'an okumasınlar!  İbadetini çokça ihmal eden bir müslüman bile vefat ettiğinde, kendisinin Kur'an ile Ahirete uğurlanması öyle hoşuna gidiyorki, senin ağzın ile hiçbir müslüman bundan vazgeçmez! 

Bir müslüman vefat ettiğinde, yakınlarının en büyük tesellisi Kur'an'dır. Onu bu teselliden mahrum etmek isteyen, güya kendisinin bir görev yaptığını düşünen diplomalı cahillerin her devirde olduğunu görmekteyiz! Her iş bitti de, en önemli iş bu mu kaldı? 

Bu bazı, ufku dar, düşünce kapasitesi düşük, aklıkıt çok bilmişler, bir cenazeye gittiklerinde "Kur'an okumuyorlarsa, kendine göre görevlerini! yapmışlar demektir, başkaları için niçin endişe ediyorlar? 

Bu çok bilmişler, çevresinde bulunan kimselere karşısında bulunan dirilere kaç defa Kur'an okumuşta onların imanlarını artırmasına, ibadetlerinin çoğalmasına  sebep olmuşlar? 

Müslümanlar, ibadetlerini, Kur’an’ı Kerim ve Peygamberimizin gösterdiği ve uyguladığı şekilde yapmaktadır. Tevatür yoluyla bu durum günümüze kadar böyle devam etmektedir. 

Kutsal kitabımız Kur'an-Kerim, cenazede de okunur, dağda da, çölde de, yolda yürürken de, yalnız kaldığında iken, denizin ortasında iken, savaşta iken,  barışta iken de, okunur. Kur'an okunduğu zaman dağlar taşlar, tüm kainat bu okuyuştan etkilenir. Aynı zamanda Kur'an okuyan da etkilenir..

 

Onlara ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’ denildiğinde, ‘Biz ancak ıslah edicileriz’ derler. Şunu bilin ki onlar bozguncuların ta kendileridir, lakin anlamak istemezler. (Bakara, 2/11,12.)