İçeride de başarılı olmalıyız. Ülkemizde, gerek görsel, gerekse yazılı basında, yüzlerce ahlak dışı mantık dışı, kanun dışı, üzücü haberlerle karşılaşıyoruz. Ülkemiz son yıllarda müreffeh bir yaşama sahip olma konusunda, son seksen yılda yapılması gerekenleri yirmi yılda gerçekleştirdi.
Resmi tesbitlere göre her dört kişiden biri bir otomobile sahip. Bir çok insanımız oturacağı bir konuta, daireye sahip. Hatta azımsanmayacak bir çoğunluktaki kişilerin ikinci bir oturacağı evi söz konusu. Günümüzde, baba çalışıyor, anne çalışıyor, yetişkin çocuk çalışıyor aynı ailede ekonomik açıdan güçlü konumdalar.
Ancak, milli ve manevi eğitim açısından eksiklik söz konusu. Ahlaki eğitim ve bunu sosyal yaşamda uygulamada eksiklik söz konusu. Kanun ve kurallara uymada eksiklik söz konusu. İnsanların sosyal yaşamında konumu ne olursa olsun iletişim alışkanlığı ve bunun bilgisi eksikliği söz konusu.
Bir vatandaş konumu olması farketmiyor rahatlıkla arabasını. İnsanların rahat bir şekilde yürüyeceği kaldırıma parkedebiliyor. Bu vatandaşa bunu yapmaması nasıl özümsetilebilir.? Burada bir eksiklik var. Ama nerede kimlerden, kaynaklanıyor?
Ülkemizin herhangi bir yerinde hiçte önemli olmayan bir sebepten dolayı cinayet işlenebiliyor. Hukuki bir mesnedi olmayan adeta topluma benimsetilen kanıksatılan gayrimeşru birliktelik ve buna bağlı cinayetler. Biz bu davranışları tarihe gömdüğümüzü düşünürken, en acımasızlarına günümüzde şahit olmaktayız.
Aile hayatı ise avrupalılaşmış durumda. Kimse kimseye karışamıyor. Bu durum yasalarlada güvence altına alınmış durumda. Baba ve anne çocuğuna nasihat ve tavsiyede bulunamıyor. Çocuğuna anne ve babayı şikayet hakkı verilmiş bu işide böyle çözmüşler.! Halbuki bir anne ve baba çocuğuna yardımını, desteğini ömür boyu esirgemiyor. Kendi kültürümüzden galiba bıkmışlığımız var. Batıya baka baka boynumuz ağrıdı. Anne-babalar çocuklarına az da olsa iyi yöne yönlendirme yapamıyor. Bir büyük kendisinden yaş itibariyle küçük olana tavsiyede bulunamıyor. Çocukluğumuzda baba, evladına iyi bir konuda baskı ve terbiye verirken bu biz çocuklara ağır geliyordu. Şimdi ise Allah razı olsun onlardan bize bu erdem ve faziletleri iyiki kazandırmış diyoruz.
"sen hayatıma karışamazsın" ifadesi moda olmuş.
Yasalar kimseyi kimseye karıştırmıyor.
Peygamberimiz birgün beraberindeki müslümanlarla bir savaştan dönerken şöyle buyuruyor.
-küçük savaştan büyük savaşa gidiyoruz. Peygamberimizin etrafında bulunan müslümanlar hayret ediyorlar.
-Ya Rasülellah, şu kadar kişi öldürdük, şu kadar şehit verdik, şu kadar yaralı oldu. Bundan daha büyük savaş ne olabilirki? diye hayretlerini dile getiriyorlar. Bunun üzerine peygamberimiz
-nefsimizle, kendimizle olan savaşdır. Buyuruyor.
Yukarıda saydığımız problemlerin çözümü ancak eğitimle olur.
Ağaç yaş iken eğilir. Çocuklarımıza daha ilkokulda iken güzel davranışları kazandırmak lazım. Hem de öyle haftada bir kaç saat dersle değil. Neredeyse ilkokulun derslerinin büyük bir çoğunluğu ahlak, kurallara uygun hareket etme şeklinde özümsetilmelidir. Çocuk diğer bilgileri süreç içerisinde gülerek oynayarak eğlenerek zaten öğrenir. Bugünün çocukları yarının anne ve babaları olacaktır.
Bir bilge kişi şöyle demektedir.
Bir yıl sonrasını düşünüyorsan bir tohum ek.
On yıl sonrasını düşünüyorsan bir fidan dik
Yüz yıl sonrasını düşünüyorsan insanı eğit.
