Hristiyan dünyasının lanetli ülkesi ABD ve Yahudi dünyasının lanetli ülkesi İsrail yeryüzün en barbar ve en terörist ülkeleridir… Gittikleri her yere demokrasi ve özgürlük adı altında sadece kan, gözyaşı, ölüm, fitne ve fesat götürüyorlar... Venezuela devlet başkanı Maduro’nun esir alınması ABD’nin küstahlığını gösterdiği gibi dünya ülkelerinin de zilletini gözler önüne sermiştir… Venezuela devlet başkanının ülkesinden alınıp götürülmesi sadece kendi ülkesi için değil diğer tüm ülkeler için de bir yüz karalığıdır…
15 Temmuz’da yanımızda olduğunu açıklayan, Filistin için hiçbir şeye aldırmadan tepkisini koyan, dünya mazlumlarının yanında yer alan, dünya zalimlerine özellikle ABD ve İsrail’e korkmadan meydan okuyan bu devlet adamına sahip çıkmak tüm dünya mazlumlarının ve dünya halklarının bir görevidir…
ABD'nin Irak ve Libya’nın petrolüne çökmek için demokrasi ve özgürlük adı altında başlattığı operasyon aslında tükenen ekonomisine finans sağlamak içindi ve yine aynı amaçla Venezuela’ya operasyon düzenledi… Bu operasyon aynı zamanda tüm ülkelerin liderlerine “akıllı olun sizi evinizden alırız” mesajını da vermektedir…
Arap ülkelerinin şeref yoksunu liderlerinden aldıkları taht koruma rüşveti ile ekonomisine güç katan ABD’nin karşısında mutlaka ülkeler birleşmeli ve karşı atağa geçmelidir… Değilse bundan sonra hiçbir ülkede seçimlerin bir anlamı olmayacağı gibi hiçbir devlet başkanının da güvencesi kalmaz…
Venezuela devlet başkanı müslüman olmayabilir ama onda gördüğüm yürek ve cesaret birçok Müslüman ülkelerin liderinde yok… Lanetli şeytan ABD ve yavrusu İsrail’i kınamak ve telin etmek yetmez, onlara karşı güç birliği oluşturmak gerekir…
Venezuela’nın başkenti Karakas’ta art arda patlamalar meydana geldi.
Dünyanın bütün onurlu devlet ve milletleri bu haydutlara karşı bir duruş ortaya koymak zorunda.
Sıra kendilerine gelmeden.
Venezuela bize ne anlatıyor;
Amerikan ordusu küçük bir birlikle girip başkanın sarayını basıp Maduro ve eşini paketleyip alıp götürüyor ve buna karşı ordudan ve güvenlik güçlerinden ciddi bir direniş olmuyor.
Böyle küçük devletlerin en büyük zafiyeti içeriden çürük olmalarıdır.
Irak da böyle oldu.
Saddam'ın devasa ordusu işgale direnmedi.
Çünkü komutanları Amerika tarafından önceden satın alınmıştı.
2026'nın ilk günlerinde başlayan bu süreç şöyle devam edecek gibi görünüyor
Amerika kendi hinterlandındaki küçük devletlere göz açtırmayacak ve sırayla hepsini kontrol altına almaya çalışacak.
Bununla ilgili Rusya Çin ekseninde bir anlaşma olduğu anlaşılıyor.
Bu anlaşma çerçevesinde Rusya'ya Ukrayna Karadeniz Baltık bölgesinde hareket serbestisi sağlanırken Amerika'da kendi kıtasında serbestlik elde etmiş gibi görünüyor.
Çin'de gerek Tayvan gerekse orta ve güney Asya bölgesinde serbestlik elde etmiş gibi duruyor.
Bu durum Türkiye için hem fırsattır hem de felakettir.
İçeride sağlam durursak bizim de kendi bölgemizi dizayn etme imkanımız doğar.
Türkiye bir bölgesel güç olarak yükselir.
Eğer İçeriden darbe yersek o zaman felaket kapımızı çalar.
Avcı iken av oluruz. Mazallah…(Derleme)
