Azıcık tarih bilgisi olan, tarihe ilgi duyan, araştıran Türk Devletlerinin yıkılış sebepleri üç aşağı beş yukarı bilirler. Fakat bazıları bilse de bilmek işlerine gelmez ve illa başka sebepler arayarak çamura yatarlar. Son günlerde de tartışmaların odağında yabancı devletlerin bazıları düşman, bazıları dost ilan edilerek içerden devleti yönetenlere karşı acımasızca bir eleştir ve iftira kampanyası yürütülmektedir. Ne yazık ki bunların elebaşları da iktidar ümidini buna bağlayan muhalefet elamanları var.
Karıncaya sormuşlar hangi hayvanlar dost hangileri düşman diye. O da: Dost hayvanlar, aslan, kaplan, yılan, zürafa ve filler, düşmanlar ise tavuk, horoz, kuşlar demiş ya o hesap. Herkesin kafa yapısına göre dost ve düşman kavramı değişiyor. ABD, Rusya, İsrail, Araplar vs. vs. kimine göre dost kimine göre düşman. Bunlar beyhude. Devletler arasında dostluk ve düşmanlık yoktur. Karşılıklı menfaat ve çıkar ilişkisi vardır. Bu ilişki sürdüğü müddetçe dostsunuz, bitince düşmansınız. Bunun üçüncü bir şıkkı yok. Var diyen kendini kandırmış olur.
Bugün sizleri biraz tarihe yolculuk yaptırarak kimlerin dost, kimlerin düşman olduğunu göstermeye niyet ettim. Zaten biliyordum, kimileriniz de biliyorsunuz ama bazıları bilmek istemiyor, yeni neslin de tarihle alakası olmadığı için kim dost kim düşman konusunda kafaları karışık. Bir nebze olsun bu belirsizliği gidermek için buyurun bir yolculuğa çıkalım ve bugünü de bir de bu açıdan değerlendirelim.
Çin kaynaklarından öğrendiğimize göre bilinen ilk Türk Devleti Hunlardır. Hani şu Çinlilerin korkusundan akınlarını durdurmak için Çin Seddini yaptıkları Türk devleti. Çinliler orduları ile başa edemeyeceklerini anladıktan sonra devletin sınırları içinde yaşayan Türk boylarını çeşitli vaatler, hile ve desiselerle kandırarak onları birbirine düşürmüş, onların kavgası da devleti zayıflatıp güçsüz düşürmüş, önce ikiye bölünmüşler fakat kavgadan vazgeçmeyerek devleti zayıf düşürünce Cinliler son darbeyi vurarak onları tarih sahnesinden silmişlerdir. (MS 216)
Devletleri yıkılınca Hunlar dört bir tarafa dağılarak yeni yeni devletler kurmuşlardır. Bunlardan biri de en güçlü dönemlerini Atilla zamanında yaşayan ve Avrupa’yı titreten Avrupa Hun Devletidir. Atilla’nın ölümü ile kardeşleri ve oğulları arasında başlayan taht kavgaları devleti kısa sürede güçsüz hale getirip yıkılmasına yol açmıştır. (MS 216) Dağılan Hunların bir kısmı Avrupa kıtasında kalarak asimile olmuş, bir kısmı ise Rus bozkırlarında kaybolup gitmişlerdir.
Devletleri yıkıldıktan sonra güneye giden bir kısım Hunlar, Hindistan’da Ak Hunlar devletini kurmuşlardır. Ak Hunlar iç karışıklıklar, düşman saldırıları nedeniyle güçsüz düşmüş ve bir başka Türk Devleti olan Göktürkler tarafından yıkılmışlardır. (MS 462)
Tarihte Türk adı ile kurulan ilk devlet olan Göktürkler de tıpkı Hunlar gibi Çinlilerin kışkırtmaları, entrikaları ve oyunları ile devlete başkaldıran boylara karşı yapılan iç savaşlar ve isyanlar sonucunda zayıflamıştır. Bunun sonucunda devlet önce ikiye bölünmüştür. Doğu ve Batı Göktürkler birbirleri ile yaptıkları mücadeleler sonunda zayıf düşmüşler ve pusuda bekleyen Çinin ekmeğine yağ sürmüşler ve Çinlilerin son bir darbesi ile yıkılmışlardır. (MS. 630)
Göktürk devleti yıkılınca Göktürkler bu defa Kutluk Devletini kurmayı başarmışlardır. Diğer Türk Devlerinde olduğu gibi, bu devletin hakimiyeti altında bulunan Türk Boyları yine Çinlilerin oyunları ve kışkırtmaları sonucunda devlete isyan etmişler, hükümdar ailesinden prenslerin de taht kavgaları buna eklenince devlet zayıflayıp gücünü yitirmiş ve bir başka Türk boyu olan Uygurlar Kutluk devletini yıkmışlardır. (MS.743)
Orta Asya’da kurulan bir başka Türk Devleti olan Avarları, Göktürkler yıkınca Avarlar Avrupa’ya göç etmişler ve burada Avar İmparatorluğunu kurmuşlardır. Bu Avarlar Emeviler İstanbul’u kuşatınca Bizans’a bazı diğer Boylar gibi (Peçenekler, Oğuzlar) Bizans’a yardıma gelmişlerdir. Bu devlette hakimiyeti altında bulunan kavimlerin ve milletlerin ayaklanması sonucu kısa bir süre içinde tarihe karışmıştır. (MS. 803)
Doğu Avrupa’da kurulan bir başka Türk Devleti de Hazar İmparatorluğudur. Her inanca saygı gösteren, müdahale etmeyen ve güçlü bir devlet örgütüne sahip olan bu devlet kısa sürede ticaret yollarına hâkim olmuş, zenginlemiş bunun sonucu da Arapların ve Rusların saldırılarına maruz kalarak zayıflamıştır. Arkasında hakimiyeti altındaki Türk boylarının ayaklanmaları ve ihanetleri sonucunda doğudan gelen Türk boylarının saldırıları sonucunda yıkılmıştır. (MS. 983)
Orta Asya’da kurduğumuz devletlerden bir başkası da Uygurlardır. Hani şu Göktürklerin kurduğu ve ilk yazılı belgeleri bize bırakan Kutluk Devletini yıkan Uygurlar. Onların da sonu diğerlerinde pek farklı olmamıştır. Çin oyunları ve entrikaları sonunda Türk Boyları devlete karşı ayaklanmışlar, bunun yanında hanedan soyundan gelen prenslerde aralarında tahtı ele geçirme kavgasına tutuşunca devlet gücünü yitirmiş ve bir başka Türk Boyu Kırgızlar tarafından tarihe gömülmüşlerdir. (MS. 1335)
İslamiyet’i ilk kabul eden Türk Devleti olan Karahanlıların akıbeti de diğer Türk Devletlerinden pek farklı olmamıştır. Kardeşlerin taht kavgalarından yararlanan bir başka Türk Devleti olan Büyük Selçuklular bu devlete son vermişlerdir. (MS. 212)
Gazneliler’de Afganistan topraklarında kurulan bir Türk Devletidir. Devlet kardeşler arasındaki taht kavgaları, Selçuklular karşısında alınan Dandanakan yenilgisi (1040) sonrası zayıflayan devleti Afganistan’ın yerlisi olan Gurlular tarihe gömmüşlerdir.
Orta Asya’da kurulan Türk Devletlerinde en önemlisi olan Büyük Selçuklu Devleti, Anadolu’nun kapılarını Türklere açmış, tarihimizin en önemli zaferlerinde biri olan Malazgirt savaşını (1071) kazanmış ve Anadolu onlar zamanında Türk yurdu haline gelmiştir. Bu koca imparatorluk, kardeşler arasındaki taht kavgaları yüzünden zayıflamış ve yine bir Türk boyu olan Oğuzlar tarafından yıkılmıştır. (MS. 1157)
Büyük Selçuklu devletinin yıkılmasından sonra Anadolu’da kurulan Türkiye Selçuklu Devleti, Anadolu Türk Birliğini sağlamış, Anadolu’nun İslamlaşmasına vesile olmuştur. Bu devlette çıkan iç isyanlar, kardeşler arasındaki taht kavgaları nedeniyle Zayıf duruma düşen devleti Moğollar içerden sağladıkları hainlerin yardımı ile yıkmayı başarmışlardır. Bun devletin yıkılması ile Anadolu’da uzun süren kargaşa ve kardeş kavgalarına Osmanoğulları son vererek Anadolu’da yeniden birliği sağlamaya muvaffak olmuşlardır.
Ayrıca bunlardan başka kurulan diğer Türk Devletlerini akıbeti de bunlardan farklı olmamıştır. Harzemşahlar Devleti, Altınordu Devleti, Timur İmparatorluğu hemen hemen aynı nedenlerle tarih sahnesinden silinmişlerdir. Birlik kuramayıp devlet olamayan Türk Boyları Türgişler, Karluklar, Yağma, Çiğil Kırgızlar, Oğuzlar, Peçenekler ve Kıpçak Türkleri de başka devletlerin egemenliği altında yaşamışlar ve fırsatını bulunca da yaşadıkları devlete isyan etmekten geri durmamışlar ve onların yıkılmalarında etkili olmuşlardır.
Hindistan’da kurulan Babürler devleti de burada çok önemli bir uygarlık meydana getirmişler, dünyanın mimari harikalarından biri olan Taç Mahal’i yapmışlar ama iç karışıklıklar ve arkasından İngilizlerin saldırıları sonucunda yıkılmışlardır. (MS. 1858)
Gel gelelim Anadolu Selçuklularından sonra beylikler mücadelesini kazanıp Anadolu Türk birliğini kurduktan sonra üç kıtaya yayılan, bir taraftan Viyana kapılarına dayanan, kuzey Afrika’yı, Orta Doğu’yu egemenliği altına alan ve 22 milyon kilometre kare toprağa sahip olan Osmanlı Devleti kuruluşunda yirminci yüzyılın başlarına kadar içerden ve dışardan yıkmaya çalışanlara direnmiş ve bir çok badireyi atlatmış ama devleti kurtarıp, meşrutiyeti getirmek isteyen, kimi İngiliz, kimi Alman hayranı Jön Türkler, İttihat ve Terakkicilerin ve yabancı hayranı yerli hainlerin devleti ele geçirme planlarının sonucu yıkılmaktan kurtulamamıştır. Aslında bu bile bir yazı konusudur. Belki de ilerde buna da bir başlık açabiliriz.
Osmanlının yıkılmasından sonra kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne de dışarda ki düşmanlar ile içerdeki işbirlikçileri kurulduğundan beri huzur vermemişlerdir. Halada vermemek çaba gösterdikleri halde tarihten ders almayan bizler de onların değirmenine yıllardır su taşımayı ihmal etmiyoruz. Kimi zaman bizi sağcı-solcu, kimi zaman Alevi-Sünni, kimi zaman Türk-Kürt diye bölmeye uğraşırlarken her defasında içimizden ahmaklar bulup emellerine alet etmekten geri durmuyorlar.
Biz de her defasında tarihimizden habersiz olunca daha önce uygulanan taktiklere, hile ve tuzaklara gelmekten bir türlü bıkmıyoruz. Tarih tekerrürdür diyorlar. İbret alınsaydı hiç tekerrür eder miydi?
Okumazsanız da ben yazarak ikaz görevimi yapayım gerisi size kalmış
