Bu güne kadar her kapıdan eğilmeden ben olarak geçtim.
İster büyürken, ister her anımda, dünyamda, hayallerimde, işimde eğilsem, biat etsem nerelerde olmazdım.
Evlatlarıma da diyorum bir makam için adını kirletme, biat etme, iyi isen işinde, seni onlar taşır.
Yalnızca orada Allah’ın huzurunda rabbine, garibe, muhtaca, çaresize eğil ve onları kucakla sımsıkı.
Her anımda yaşamımın bize el açanın elini boş geri hiç çevirmedim çok şükür.
Bana onlara ne veriyorsun diyen kalpleri yavaş yavaş sildim yüreğimden.
50 yıldır bana uzanmış avucu öptüm ve boş göndermedim, rabbime şükür.
Ne kaybettim üç beş paramı, yoksa ben kendimi mi?
Bakın ben insan olmayı o insanların avuç içinde buldum, şükür rabbime.
Kul bilse ne olur ki.
Bilen Allah.
Şükür rabbim sen bana azda olsa verdin, bende olan kadar bölüştüm, şükür sana.
Uzanmış ele bir ekmek koymamı nasip eden Allah, şükür sana.
Öyle gördük büyüklerden. Bunun para değeri yok.
Düşeni kaldır, aca ver, çaresize el uzat derdi, Cici Anam.
O yüzden öğretmen oldum galiba, onlar ile gençler ile huzur dolu hayatım oldu.
Bu gün hepsi sever, sayar şükür. İster makamda, ister işte olsun gurur duyarım.
Benimde hatam oldu, olmaz mı?
Hatam kibirleşemedim, sınıfta öğretmenleşemedim, cimri olamadım, her işimde böbürlenemedim.
Ben buyum, Şarkiyeli bir Mustafa. Seven böyle sevsin.
