Bugün, 13 Mart 2026 Cuma

Mehmet Ali AYDIN


EHLİYET VE LİYAKAT

EHLİYET VE LİYAKAT


 

Ebu Musa el-Eşari (R.A) anlatır: “Amcamın oğullarından ikisiyle Allah Resulü (SAV)nün huzuruna girmiştim.

Onlardan biri;

“-Ya Resulallah! İdaresini Cenab-ı Hakk’ın sana verdiği vazifelerden birine bizi amir tayin et!” dedi. 

Öteki de benzer bir şey söyledi.

Bunun üzerine Resul-i Ekrem (SAV) şöyle buyurdu:

“Vallahi biz talip olanı veya vazife hırsı bulunanı yönetici yapmıyoruz!” (Buhari Ahkâm-7 Müslim, İmare-15) 

Mevlana Hazretleri de, mesuliyet duygusu yeterince gelişmemiş bir kişinin, layık olmadığı bir makama yükselmesini şöyle bir teşbih ile ifade eder:

“Aslında layık olmadığı yüksek bir mevkie çıkarak maddi yönden mertebesi yükselen kişi, halkın omuzuna yüklenmiş bir cenazeye benzer.

Yani böyle kişiler, gerçekte yüksek bir mevkide değil, bilakis herkesin bir an önce üzerinden atmak istediği bir cenaze halindedir.”

Allah rahmet eylesin mahalleden kapı komşumuz bir arkadaşım vardı ve fakir bir ailenin çocuğu idi. Fakirliğinden dolayı da zaman zaman halinden şikâyet eder ve “varsa paran herkes kulun, yoksa paran cehenneme gider yolun” derdi. Onun anlayışı ile para her kapıyı açan bir anahtardı. 

Günümüzde bu söz hala geçerli olsa da artık eski önemini biraz kaybetmiş gibi gözüküyor. Günümüzde geçerli akçe “adamınızın olması”. Bu üst kademelerde bir yönetici olabilir, önemli bir siyasi figür de olabilir. Bir yerlere gelmek, makam ve mevki elde edebilmenin en geçerli yolu adamınızın olmasıdır. Adamınız varsa sizde herhangi bir kabiliyet, yetenek ve beceri olmasına gerek yok. İş yapabilecek zihniyet ve karakterde bir tanıdığınızın olması yeterli. 

Biz bu memlekette ilkokul diplomasını dışardan almış bakanlar gördük. Bu şahsiyet bakan olunca müsteşarını çağırmış ve kendisine yeğenini genel müdür olarak atamasını istemiş. Müsteşar ne yapsın bakan emretmiş olacak. Yeğen bakanlığa çağrılmış. Kendisi ile görüşme yapılmış ve hangi üniversiteyi, hangi bölümü bitirdiği ve devlette kaç yıl hizmeti olduğu sorulmuş. Bizim delikanlı lise mezunu, devlette hiç görev almamış ve dolayısıyla genel müdür olması için tek bir şartı bile tutmuyor. Genel müdür olması mümkün değil.

Müsteşar sayın bakanın huzuruna çıkıyor ve kendisine mevcut prosedüre göre yeğeninin hiçbir şartı taşımadığını, üniversite mezunu olmadığını ve devlette bir gün bile çalışmadığını söyleyince; bizim bakan nasıl olmaz ya HU diyor. Ben ilkokul mezunu adamım bakan oluyorum da lise mezunu adam neden genel müdür olmasın diyor.

Ne yazık ki günümüzde de aynı anlayış devam ediyor. Adamı olanlar ehliyet, liyakat ve o görevi yapabilecek kapasiteye sahip olup olmadığına bakılmaksızın adamı varsa bir yerlere geliyor. Fakat ondan çok daha o göreve layık bir başkası adamı olmadığı için kıyıda, köşede kıytırık bir görevde yıllarını heba ediyor. Yeteneğini, kabiliyetini ve çalışma ahlakını millet hizmetinde kullanamadan sahneden çekiliyor.

Atatürk Lisesinde Müdür Başyardımcısı olarak çalışırken öğrencilerim bana; hocam siz neden müdür olmuyorsunuz, müdür olanlar sizden çok mu iyi diye sitemkâr bir şekilde durumu anlatırken, ben de onlara: “Benim konumumda olanların kendi kabiliyet, yetenek ve çabası ile gelebileceği en son makam Müdürü Başyardımcılığı. Bundan sonraki makamlar için “merdiven kullanmak gerek” yani adamınızın olması gerekir yoksa daha yukarılara çıkamazsınız. Bu gün adamınız olur onun sayesinde bir yerlere gelirseniz yarın onun karşılığını sizi getirenlere ödemek zorunda kalırsınız demiştim. 

Günümüzde mutlaka kendi çabası ile hak ettiği bazı makam ve mevkilere gelenler mutlaka vardır. Ama onların hakkı daha önemli mevkiler olması gerekirken bir yerde tıkanıp kalırlar. Çünkü artık daha yükselebilmesi için birilerinin tavassutu gerekir. Yoksa allame-i cihan olsanız, ağzınızla kuş tutsanız daha ilerisi olmaz.

Bu gün ülkenin de en büyük sıkıntısı bu değil mi? İktidarlar genelde kendi sözlerinden çıkmayacak, gerekirse kanunsuz sayılabilecek işler de kılıfına uyduracak adamları bir yerlere getiriyorlar. Tanıdığı olmayan gariban birinin üst kademelere bileğinin hakkıyla tırmanması mümkün değil. Hâlbuki yukarıda verdiğim hadiste Peygamberimiz (sav) makam ve mevkilerin peşkeş çekilecek yerler olmadığını söylüyor.

İktidarın son seçimlerde milletten şamar yemesinin en önemli nedeni gerek teşkilatlarda, gerekse devlet kademelerinde senin adamın, benim adamım kavgasıdır. Layık olanlar değil de yeteneksiz, beceriksiz ve adamı olanların bir yerlere gelmesi başarısızlığın en önemli nedenidir. 

Biz dilimizin döndüğü kadar hakikatleri söyleyelim ve yazalım da bundan pay çıkarması gerekenler ister çıkarsın, isterse çıkarmasın. Milletimiz yapılanları bir yere not ediyor ve zamanı geldiğinde yapması gerekeni en güzel şekilde yapıyor.