Bugün, 23 Ocak 2026 Cuma

Mehmet Ali AYDIN


EVLERİMİZ-2

EVLERİMİZ-2


Eskiden evlerimiz bizim kültürümüzü yansıtır ve bizden izler taşırdı. Kapı tokmakları bile iç içe geçmiş iki halkadan oluşurdu. Dış halkayı erkekler kullanır tok bir ses çıkarır ve içerdekiler de gelenin erkek olduğunu anlar kendilerine çeki-düzen verirlerdi. İç halkayı kadınlar kullanır o daha ince bir ses çıkarır ve gelenin kadın olduğu anlaşılırdı. Medeniyetimizi hor görüp vahşi batının medeniyetine özenenlere duyurulur.

Siz bilmezsiniz ama biz biliriz, bizim evlerimizde haremlik-selamlık olur, erkekler ve kadınlar ayrı otururdu. Muhabbet bile hemcinsler arasında olunca bir başka latifeli ve tatlı olurdu.

Bizim evimiz rahmetli anneannemlerin alt katında Giresun-Dereli-Şebinkarahisar yolu üzerinde handan bozma bir oda, bir mutfaktan oluşurdu. Dışardan içeri dar bir koridorla içeri girilirdi ve koridorun sonunda tuvalet ve hemen bitişiğinde yer lavabosu vardı. Banyomuz hiç olmamıştı. Rahmetli annem ibrikte su ısıtır, sonra onu büyük bir kapta ılıştırır ve oradan maşrapa ile başımıza döker bir taraftan da sabunlardı. Sonra sıra vücudumuza gelince aynı şekilde su dökülür ve lifle temizlenirdik. Ama halimizden de hiç şikayetçi değildik. Evlerde su olmaz, mahallede bulunan çeşmelerden güğümlerle taşırdık.

Bir oda bir mutfaktan ibaret olan evimizde biz dört-beş kardeş odada yere serilen yataklara doluşur yatardık. Mutfak aynı zaman da gece olunca anne ve babamın yatak odası görevini görürdü. Bizim aydınlatma aracımız önceleri fitil takılarak yanan ve bol bol is çıkaran teneke lambalardı. Daha sonraları ise camlı lambalar çok sonraları ise lüks lambaları kullanmaya başladık.

Bizim öyle ballı-börekli, çaylı-çörekli değildi. Çay nedir bilmezdik. Dört Kardeş, anne ve baba hepimiz yer sofrasında sahandaki pancar çorbasına kaşık sallar, mısır ekmeğini doğrardık. Bir de arkasından ayran oldu mu dünyanın en mutlu insanları olurdu.

Şimdi ne kuşağı diyorlarsa o gençlere bunu anlatabilmek galiba "deveye hendek atlatmaktan" daha zor sanırım. Şükürsüz, tatminsiz, kendinden başkasını pek düşünmeyen egosunun esiri gençler acaba bizim çocukluğumuzda yaşasalardı ne yaparlardı?

Bizim evimize radyo 60'lı yılların sonunda, televizyon da 70'li yılların sonunda ancak uğrayabildi. Gecelerimiz anneannemin masalları ile şenlenirdi. Bazen korku dolu masallar anlatır bizde o gece sabaha kadar kabuslar görürdük. Bizim Google amcamız yoktu, bizim amcalarımız rahmetli babamın kardeşleri idi.

Hep birlikte akşam oturulunca, büyüklerimiz bir şeyler anlatır bizlerde bir köşe de dinlerdik. Herkesin elinde akıllı telefon, tablet ve dizüstü olmazdı. Bizim oyuncaklarımız kendimizin yaptığı ilkel oyuncaklardı. Herkes birbiri ile konuşur sohbet eder aynı evin içinde yabancılar olmazdık.

Tahtadan kasa yapar, ona kara lastik tabanlarından teker yapar, böylece arabamız olur, onunla bahçenin kıvrımlı yaya yollarından eve odun taşırdık.

Ne günlerdi o günler. Riyasız, abartısız, sade ve huzurlu günlerdi.