reklamy

Abdullah ALTAŞ


FRANSA KALLEŞLİĞİ

FRANSA KALLEŞLİĞİ


 

Eski Türk filmlerinde kötü adamlar, bir film süresince kötülük yaparlardı. Kötü adam rolü oynayan bu insanlar nefislerini tatmin edecek her türlü eylemi gerçekleştirmeye çalışırlardı. Her türlü ahlaki ve insani erdemden uzak, entrika içinde olurlar kolay para kazanma, haraç alma peşine düşerlerdi.

Bu kötü adamların, adamları, kiralık katilleri vardı. Haraç vermeyeni tehdit ederler, karşı gelen olursa öldürürlerdi. Yaptıkları haydutluktan elde ettiği paralarla lüks yaşantı içinde yaşarlar, onlara hiç kimse karşı duramazdı. Karşı duranı infaz ederlerdi . Yasa ve kanun tanımazlar, kendi refah ve mutluklarını iyi insanların kanı ve gözyaşı üzerine kurarlardı. Bu durum iyilerin canına tak eder, kanun ve güvenlik güçleri bunların üzerine giderdi.

   Filmin nihayetinde iyilerle yaptığı silahlı çatışmada önce yaralanırlar. Sonra kurtulamayacaklarını anlayıp, akli dengelerini kaybedince ellerindeki silahlarla sağa sola kendi ayaklarına sıkmaya başlarlar. Filmin sonunda iyilerle yaptığı çatışmda ölürlerdi. Kötüler zaten hep filmin sonunda ölürler...

    Bu anektod, bana bugünkü Fransa ve yöneticileriyle ilgili bir bağlantı kurmamı sağladı.

    Fransa'nın tarihi, aynen yukarıda verilen film örneği ile birebir örtüşmektedir. Fransa bugün sahip olduğu maddi imkan ve refahını, masum Afrika'ya borçludur. Fransa İnsan hakları ihlallerini 1524 ten bu yana yapmaktadır.

   Afrika'nın o masum insanlarını, zor kullanarak köleleştirmişler, köle pazarlarında satmışlardır.

   Afrika'nın o masum insanlarını boğaz tokluğuna çalıştırmışlardır. Fransa kendi insanını yormamak ve üzmemek için, Onlara en ağır ve pis işleri yaptırmışlardır.  (tıpkı 1960 yılında ve diğer yıllarda Almanya'nınTürk işçilerine yaptığı gibi.)

    Fransa, kendisine karşı gelmek isteyen masum Afrikalının elini ve kolunu kesmiş sakat bırakmıştır. Fransa, zavallı masum Afrika kadınına tecavüz etmiştir.

    Fransa 1.dünya savaşında 1 milyon Afrikalı'yı cepheye sürmüş, onları savaştırmıştır. Fransa, 2.  Dünya savaşında, Cezayir'e "Bizimle Almanlara karşı savaşırsanız, size bağımsızlık vereceğiz"  demiş, fakat sözünde durmamıştır. (masum Afrikalı bu söze kanmış, kalleş fransa işi düzlüğe çıkınca, bağımsızlık isteyen cezayirlileri kurşuna dizmiştir.) Fransa, Cezayir deki ilkokul çocuklarına sabahleyin "Benim annem Fransa" marşları söyletirlerdi. Cezayir’deki ilkokullarda almanca, italyanca, en son Arapça öğretilirdi. Cezayirli çocuğa kendisinin fransız olduğuna inandırmaya çalışılırdı.

     Fransa, Afrika'nın yeraltı kaynaklarını çalmış Fransa'ya taşımış, Fransa zenginleşmiş, Afrika aç kalmıştır. (Bize de yıllarca avrupalı çok çalışıyor, ondan müreffeh oluyor, algısı veriliyordu, meğer adamlar hırsızlık yapıyor ve Afrikayı sömürdüğü için zengin oluyormuş.)

   Fransa, bugün hala, bu ülkeleri sömürmekte, kaynaklarının %98 ini almakta, %2 sini sömürdüğü ülkeye bırakmaktadır. Buna karşı çıkan ülke olursa askeri darbeyle devirmektedir. Türkiyenin Afrika ülkeleriyle diyalog içerisine girmesi, Afrika da 40 tan fazla ülkeye büyükelçilik açması, oralara TİKA vasıtasıyle hizmet götürüp yardım etmesi, bu ülkelerin tercihini Türkiye den yana kullanması sonu cunu doğurmuştur. Türkiyenin bu ülkelerle adaletli, insancıl, işbirliği içerisine girmesi Fransa' yı rahatsız etmiştir.

  Fransa nın kuyruk acısı buradan kaynaklanmaktadır. Elinden oyuncağı alınan bir çocuk gibi feryat etmekte, çirkefleşmektedir.

   Fransa sadece maddi anlamda değil manevi anlamda da   sömürü yapmıştır. Sömürdüğü Afrika ülkelerinin dilini, eğitimini değiştirmiş,bugün sayıları 20 ye varan Afrikalı devlet ve milyonlarca kişi Fransızca konuşmaktadır. Fransa, Afrika insanı nın çoğunu tam bir devşirme yapmış, karşı gelenleri infaz etmiştir.

1986 yılında Fransa'da resmi ve yarı resmi Fransız ca konuşan ülkeler toplantısı yapılıyor. Toplantıya çoğu irili ufaklı sömürülmüş Afrika ülkesinden 40 tane devlet gelmiştir. (insaf)

   Türkiye, Yunanistanda bilfiil 400 sene kaldığı halde, bugün, Yunanistan ın ne resmi ne de yarı resmi dili Türkçe olmuştur.

   Kenya kurucu devlet başkanı jomo Kenyatta şöyle diyor, "Batılılar geldiklerinde ellerinde incil bizim elimizde topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapayarak dua etmeyi öğrettiler. Gözümüzü açtığımızda, bizim elimizde İncil, onların ellerinde topraklarımız vardı."