Bugün, 12 Mart 2026 Perşembe

Abdullah ALTAŞ


FUTBOLA SİYASET KATMAYA ÇALIŞMAK

FUTBOLA SİYASET KATMAYA ÇALIŞMAK


 

Geçtiğimiz hafta sonu futbol liginde yapılan iki büyük takımımızın karşılaşmasında, seyirci tribününde bulunan bir gurup provokatör " Hükümet istifa !" diye slogan atmış. Bunlar belliki oraya futbol seyretmeye değil, siyaset yapmaya, fırsattan istifade etmeye gelmişler.. Hırsları akıllarının önüne geçmiş, öfkelerinin kıvılcımı karşı tarafa varmadan kendi ayaklarına sıçramış, gözler dönmüş ve önünden geçen kimseyi tanıyamayacak bir hale gelmiş, boyun damarları şişmiş, akıl bir tarafa savrulmuş, düşünme yeteneğini kaybetmiş, öfkenin ateşi, sirkenin keskinliği kendilerini yemiş bir şekilde slogan atmışlar.... 

Birileri hükümetin aleyhine slogan attı diye hükümet istifa etmez... Bilakis böyle bir slogan karşısında Hükümetin azmi ve kararlılığı daha da artar. 

Bundan 25 yıl öncesinin bayatlamış taktiklerini, o zamanlar henüz dünyada bile olmayan gençleri kullanarak gerçekleştirmeye çalışıyorlar... Bu filmi biz daha önceden izlemiştik! 

Seçimlerin yapılmasına şuracıkta yaklaşık 3 ay varken neden böyle bir protesto, "Hükümet istifa" sloganı atar veya attırırlar. Neden böyle bir slogan ve eyleme ihtiyaç duyarlar?  Bunun sebebi nedir? Bu telaş nedendir?  Bu hırçınlık nedendir? Kaybedecekler de onun onu için... 

Kazanacağına inanan muhalefet neden böyle bir eylemde bulunsun, tepki görsün ki? 

Hükümetin protesto edildiği, "Hükümet istifa" diye slogan atıldığı tribünlerde, bunun 50 katı çoğunlukta mutlaka, "Hükümet yerinde kal!" diye slogan atacak insanlar vardır. Ne olacak şimdi?... 

Seçim zamanı gelince siyasi partiler seçime girer bu partilerden biri veya birkaçı, şayet aralarında ittifak var ise birkaçı ittifak yapar, yapılan seçimin sonucun da bir taraf Hükümet olur, diğer parti ve ittifaklar bir sonraki seçim tarihine kadar muhalefet görevini üstlenmiş olur. 

Peki bu sürecin böyle işlediğini, bu sloganı atan veya attıranlar bilmiyorlar mı?  Elbette biliyorlar? 

Neden böyle yapıyorlar?  Gönüllerine söz geçiremiyorlar!  Nefislerine söz geçiremiyorlar! Nefis insana daima kötülüğü emreder! 

Bunların gönül eğitimine, nefis eğitimine ihtiyacı söz konusu! 

Gönül ehli nasıl olur? Gönül ehli farklı olur... 

Gönül ehli alemi sadece bu dünyadan ibaret görmez. Gönül ehlinin yaşam bakımından üstün ve sonsuz olan tabiri yerindeyse, yedek olan bir dünyası vardır, burada elde edemediğini orada elde eder... Bundan dolayı, bu dünya için kendini hırpalamaz  "Ya Nasip" der. 

Gönül ehli arzu  ettiği bir şeyi elde edemeyince, bunda da bir hayır vardır, yeterince çalışmamışım der, hatayı kendinde arar. 

Gönül ehli hakkaniyetlidir. Gönül ehli objektif tir. Gönül ehlinin bir tarafı daima Ahirete yöneliktir... 

Gelelim dünya ehline...   Dünya ehli de farklı olur. Dünya ehli, bu alemi dünya dan ibaret görür....  Dünya ehlinin gözünün gördüğü bir burası vardır, tüm mutluluğu burada yaşamak, burada elde etmek ister, Ahiret kaygısı yoktur. Kendisine haz ve mutluluk veren şeyleri yasal yollardan elde edemezse hırçınlaşır. Narsistlik ve kıskançlık duyguları tavan yapar, şeytan ayağını kaydırır... 

Dünya ehli hakkaniyetlik ve kural dinlemez. Dünya ehli objektif değildir, çıkarlarının elden gittiği ana kadar objektiftir. Dünya ehli seçim sandığı açılana kadar Demokrattır. Sandıktan belki ben çıkarım ümidiyle bekler... Dünya ehli eğer sandıktan kendisinin çıkmadığını görürse kıyameti koparır. Çığırtkanlık yapar "Oylarımızı çaldılar!" der. Kaybetse de "iktidara ben gelmeliyim" der. "Ben varsam herşey tamam, ben yoksam her şey eksik" der. 

Dünya ehli hatayı hep karşısında arar. Tüm haklar Dünya ehline ait olduğu için! Onun hakları zaten hep yenir!... Dünya ehli hiç emek sarf etmez, ama hep ortada bulunur... 

Velhasıl dünya ne çekiyorsa, bu dünya ehlinin elinden çekiyor!... Dünya ehlinin büyük bir "Terapi" ye ihtiyacı var....